İsa Özçelik / 15 Temmuz'u Doğru Anlamak!
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

15 Temmuz'u Doğru Anlamak!

03.04.2017
İsa Özçelik

Bir önceki yazımızı, 15 Temmuz’da meydanları dolduran milyonların, yaptıkları devrimin farkında olup olmadıklarını sorarak bitirmiştik. Bu soru hayati önem taşımaktadır. Bu soru kadar önemli başka bir husus ise o geceki fotoğrafı doğru çekip, ortaya çıkan tablonun analizini sağlıklı yapabilmektir diye düşünüyorum.

 

Mesela darbecilerin harekete geçtiği, ama darbenin hangi kesim tarafından yapıldığının henüz halk tarafından bilinmediği ilk saatlerde kimlerin nasıl tepki verdiği önemli bir konudur.

 

Tankların televizyon kanallarında göründüğü an, direniş hatları oluşturmak için hemen harekete geçenler iyi bilinmelidir. TRT ekranlarında darbecilerin bildirisi okunduğunda kimlerin bankamatik kuyruğuna koştuğu, kimlerin ise tankların önlerine doğru akın ettiği asla unutulmamalıdır.

 

Kendi halkına düşmana saldırırcasına mermi ve bombalar yağdıran hainler çetesini karşısında gördüğünde, işin ciddiyetini anlayıp meselenin darbeye karşı sıradan bir protesto meselesi olmadığını anladığı o an, işte o kritik lahza da, ölümü öldürüp,  iman gücü ile şehadete koşan o güzel insanlar elbette asıl kahramanlar olarak anılmalıdır.

 

Darbecilerin başarısız olacağı belirmeye başladığı vakit, okyanus ötesinden taşeronların efendilerinin kısmen de olsa darbeye karşı olduklarını telefonla iletmesinden sonra birilerinin açıklama yapmış olması çok önem arz etmemektedir.

 

Darbenin önlenmesinde Cumhurbaşkanı’nın dik duruşunun, Başbakan, bazı bakan ve vekillerin cesur çıkışlarının önemi büyüktür. Yine bazı asker, polis ve teknik elemanların kişisel gayret ve fedakarlıklarının hatta genel olarak medyanın olumlu tavrının, darbenin önlenmesinde ki katkıları elbette inkar edilemez. Ancak bu gerçekler 15 Temmuz destanını yazan asıl aktörün Müslüman Anadolu halkı olduğu Hakikatini asla perdelememelidir.

 

Özellikle çatışma alanlarındaki insan profillerinin ezici çoğunluğunu dindar ve inançlı insanlar oluşturuyordu. Şehitlerin kimlikleri de bu konuyu yeterince açıklamaktadır zaten. Bu noktanın altını kalın bir çizgi ile çizmemiz gerekmektedir. Çünkü tarihin kırılma anlarından biri olan o gecenin üzerinden daha saatler geçmemişti ki, çeşitli çevrelerden çok sayıda figüran, televizyon ekranlarında ve meydanlarda arz-endam edip kendilerine pay çıkarma gayretine düştüler. Bu zevatın bir kısmı bilgi kirliliği oluşturup yukarıda resmettiğimiz tabloya bulanıklaştırmaya çalışırken, diğer bir kısmı ise ganimet peşinde koşuyordu.

 

Öyle ki, kendileri de darbeci gelenekten gelen bir çok laikçi asker ilginç bir şekilde ekranlara çıkarılıyor ve şahıslarını temize çıkarma çabasının yanında, arsızsa ve ironi yaparcasına o gün meydanlarda destan yazan milletin değerlerini mahkum etme cüretini gösterebiliyordu.

 

O gün darbeyi önleyen asıl etkin kitle; tarikatları, stk’ları, sendikaları, dernekleri ve vakıfları ile tüm Müslüman halk ve cemaatler iken, ekrana üşüşen ergenekoncu zevat ‘’cemaat’’ kavramı ekseninde, Müslüman halkın kazanımlarını ve direnişini elinden çalma cesaretini gösterebiliyordu. Hayret verici diğer bir husus ise bu şaklabanlığı hükümete yakın olduğu iddia edilen televizyon ekranlarında yapabilmeleri idi.

 

Halkın ortaya koyduğu fedakarlığı tahrif edenler yalnızca düşmanları değildi. Ne yazık ki pek çok dostu da o gün ortaya konan tabloyu ya anlayamamıştı, ya da yeterince içselleştirememişti. Bu tuhaf durum bir aya yakın meydanlarda tutulan nöbetlerde kendini yeterince hissettirdi diye düşünüyorum.

 

Hükümet tehlikenin henüz geçmediğini, küresel emperyalizmin daha yıkıcı hamlelerle(seri suikastler, iç savaş vs. ) tekrar saldırıya geçeceğini düşünerek milli birlik adı altında, kapsayıcı bir dil kullanması anlaşılabilir bir durumdur. Bu pozisyon, aslında öyle olmadığını bildiği halde İktidarı,15 Temmuz direnişini tüm halk katmanlarına mal etme noktasına da götürmüştür. Yeni kapı ruhu inşası da bu atmosferin bir sonucudur. Bu strateji kendi içinde anlaşılabilir bir durumdur. Çünkü ülkenin karşı karşıya kaldığı tehlike devasa boyuttadır ve darbenin planlayıcısı olduğu düşünülen CIA-Pentagon ‘un harekete geçirebileceği çok sayıda taşeron örgüt /çevre hazırda beklemektedir.

 

Ancak saydığımız haklı gerekçeler kimseye ne şehadet gibi kavramları tahrif etme yetkisi verir, ne de o gecenin özeti olan minarelerden yükselen Salaların anlam haritasını bırakıp, İslam’ın sos olarak kullanıldığı yeni kutsallıkları millete dayatmayı meşru kılar.

 

İlk başta sorduğumuz soruyu olumlu anlamda cevaplarsak, yani, evet 15 Temmuz gecesi Müslüman halk artık tarih sahnesine geri döndüğünü ilan etti ve bunun bedelini de canıyla ödedi.

 

Bunu yaparken kendi inanç değerlerini tahkim etmeyi amaçladı. Yalnız Türkiye’nin değil bütün ümmet coğrafyasının kurtuluşu için şehadete koştu. Kendine dayatılan laikçi zorbalığa bir başkaldırıydı bu, 28 Şubattan beri biriken öfkenin sele dönüşmesiydi, ALLAHU EKBER  haykırışının dillerden alanlara hakim olma arzusuydu ve millet bu hedefini tarihsel bir bilinçle net şekilde ortaya koydu demiş olmaz mıyız!?

 

Millet yapmış olduğu devrimin farkında ise , peki sorumluluk makamında olanlar yeterince farkındalar mı sizce ?!...

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
Kardelen Sigorta 0535 828 30 05