HUKUK VE ADALET
Türkiye’de yargı hep tartışma konusu olmuştur. İstiklal mahkemelerinden, 28 Şubat’a, 27 Mayıs yargılamalarından 12 Eylül yargılanmalarına, Erbakan'ın kurduğu partilerden Ak Parti'ye kapatma davasına, Selahattin Demirtaş'tan Osman Kavala davasına kadar yargı kararlarının bağımsız ve tarafsız karalar olmadığı konusunda toplumun değişik kesimlerinde yaygın bir kanaat var. Kuşku yok ki, hukukun içine düştüğü bu durumdan herkes suçludur. Her kesim kendine yakın isimleri suçsuz ilan ediyor, karşıdakini suçlu görüyor. Bu konuda iktidar da muhalefet de ideolojik davranıyor. Hiç kimse kendi aleyhine olan kararı hukuka uygun görmüyor. Bu durum çok temel bir hukuk sorununuzun olduğunu gösteriyor.
Bağımsız ve tarafsız yargı hepimiz için bir güvencedir. Bu durum günlük siyasi polemiklere kurban edilmeyecek kadar önemlidir. Yargı konusunda köklü çözüm üretmek yerine, her kesim yargıyı istismar etmektedir. Karar kendi istediği yönde çıkarsa bağımsız yargı, çıkmazsa güdümlü yargı değerlendirmesi yapılıyor.
Öte yandan, İstiklal Mahkemeleri kararlarından günümüze kadar yargı hep iktidarın etkisinde olmuştur. Yani sorun köklü ve derindir. Asıl tartışılması gereken konu hukuku iktidarın altında konumlandıran zihinsel yapıdır. Kuşkusuz bu yapının, Ebu Hanife’nin öğrencisi Ebu Yusuf’un resmi kadılık görevini kabul etmesine kadar uzanan bir tarihi geçmişi var.
Anayasa Mahkemesi Başkanı bile verdikleri kararlara ilişkin uygulama konusundan şikayet etmektedir. Oysa Anayasa Mahkemesi kararları iç hukukta son mercidir ve bütün alt mahkemeler o kararlara uymak zorundadır.
Diğer yandan yargı kararı olmadan bireylerin suçlu görünmesi de çok yaygın bir tutumdur. Bu durumda hem yargının bağımsızlığı hem de tarafsızlığı önemli bir sorun alanıdır.
Öyle görülüyor ki, son 10 yıl hariç, muhafazakar dindarlar yargı kararlarında şikayet eder, laik / sol/ Kemalistler bağımsız yargı metaforunu kullanırdı. Şimdi durum tersine döndü. Oysa yargı, bir kesimin diğer kesim üzerine baskı kurduğu bir araca dönüşmemelidir.
Tüm siyasal anlayışlar yargıyı kendi amaçları doğrultusunda araçsallaştırıyor. Bu da yargıyı doğal olarak siyasallaştırıyor. Yargıyı siyasallıktan özenle uzak tutmak gerekir. Öte yandan siyasette yeni arayışları önleyen bir yargıç devleti de oluşturmamak gerekir.
Toptancı davranış türü her zaman sorunludur. Gezi olayları değerlendirmeleri de toptan yapılmakta; ya kabul ya ret noktasına getirilmektedir. Oysa bu tutum olayın gerçek değerlendirmesini önlemektedir. Gezi olaylarının bir yere kadar meşru muhalefet içinde değerlendirilebilecek açıktır. Bir aşamadan sonra ise olaya terör örgütlerinin müdahil olmuştur ve bu hukuk açısından kabul edilemez.
Bu tür olaylarda devletin görevi hem kamu güvenliğini tehdit eden sorunları ortadan kaldırmak hem de adil yargılamayı yapmaktır. Adil yargılama konusunda ortaya çıkan her zaaf, adaleti zedeler ve hukuka olan güveni ortadan kaldırır. Adaletin zedelendiği yerde ise başka hiçbir konunun sağlıklı olamayacağı açıktır. Gezi olaylarına toptancı bakmak kuşku yok ki, toptancı ideolojik zihnin en önemli sorunlarından biridir. Gezi, ne tümüyle bir demokrasi ve meşru muhalefet arayışı, ve de tümüyle terörist bir kalkışmadır.
Hukuk anlayışında devleti her tür değerin üstüne koyarak kutsallaştırma doğru bir yaklaşım değildir. Çağdaş siyaset felsefesinin en önemli sorunlarından biri de devle-birey ilişkileridir. Bu konu en büyük kurum olan devleti de hukukun içine çekmekle sonuçlanmıştır. İslam inancında kutsal olan devlet değil, insandır. Devleti insanın önüne koyan ve kutsayan hiçbir anlayışın İslam'da yeri yoktur.
Gezi davasında verilen karaların iç hukukta Yargıtay, evrensel hukukta ise AHİM'den dönmesi büyük ihtimal ile gerçekleşecektir. Hukukun en önemli meşruiyeti verilen ceza ile işlenen suçun orantılı olmasıdır.
Mahkeme kararları uyulması gereken karalardır. Ancak asla eleştirilemez karalar değildir. Eleştirilemez karar, her şeyi bilen, kendisine hiçbir şeyin gizli kalmadığı bir hakimin önünde olan karardır. Bunun için ahiretteki yargılama gereklidir. İnsanların yargılaması ise karar ne olursa olsun mutlak değil, izafidir. Hak ve adaletteki izafiliği giderecek olan ahiretteki yargılamadır. Ancak İslam hukuku yaşanılan dünyaya ait bir hukuk da getirmiştir. Ahiretin varlığı dünyadaki yargılamanın mutlak isabet bakımından zaaflı olduğu ilkesine dayalıdır.
Hukuk devleti bakımından "Devletin demir yumruğu" söylemi sorunludur. Doğrusu adaletin demir yumruğu olmalı. Çünkü devletin demir yumruğu 28 Şubat'ta Müslümanların, diğer dönemlerde başkalarının başına balyoz gibi indi. Adaletten ayrılan devletin demir yumruğu zulümdür.
Sevgi ve nefret ikilemi insanı çoğunlukla adaletten uzaklaştırır. Şu ayetin işaret ettiği manayı düşünelim. “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun; çünkü o, takvaya en yakındır. Allah’tan korkun! Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır”( Maide/8)
Aziz Kur'an kin ile verilen kararların insanı adaletten saptıracağına işret eder ve uyarır. Kin duyduğunuz veya sevmediğiniz Suriye veya Afganlı göçmenler, Aleviler veya Sünniler, sosyalistler veya muhafazakarlar, ateistler veya dindarlar, iktidar veya muhalefet olabilir. Karşı olduğunuz, kin duyduğunuz kim olursa olsun, bu duygu adaletin önüne geçmemelidir. Çünkü adaletin üstünde vatan, millet, milli çıkarlar ve beka gibi değerler yoktur. Müslümanlar her eyleminde adaleti göz etmelidir.
Yargının geçmiş dönemlerde siyasallaşmış olması, sizin yargıyı siyasallaştırmanızın gerekçesi olamaz. Ahlaki duruş, siyasallaştırılan yargıyı siyasallıktan kurtarmaktır. Aliya'nın deyimiyle savaş yenilerek değil, düşmana benzeyince kaybedilir. Yargının siyasallığı, her dönem siyasaldı anlayışıyla meşrulaştırılamaz. Öyle görülüyor ki, partizanlar yargının siyasallaştırılmasına değil kimin siyasallaştırdığına göre tavır alıyorlar. Ne yazık ki, bu konuda muhalefet ile iktidar arasında fazla bir fark yok."İktidar olduğumuzda, Kavala ve Demirtaş'ı serbest bırakacağız" fikri hukuku değil, siyasal tercihi işaret eder. Şöyle denmeliydi: "İktidar olduğumuzda adil yargılamayı getireceğiz."
Yorumlar
0