metrika yandex
  • $44.73
  • €51.42
  • GA51500
Yolcu

aşk kağıda yazılmıyor…

MUSTAFA AKMEŞE
15.10.2026 22:44• Son Güncelleme: 15.10.2026 22:53

MUSTAFA AKMEŞE/aşk kağıda yazılmıyor…

“lambada titreyen alev üşüyor”
dost ne okuduk şimdi hele bi söyleyin. 
adamın yüreğine düşmüşse bir ateş, sevda gibi işte
lambada titreyen alevi üşüyor görür...
sevgiliden ayrı olmayı ve duyulan özlem ancak bu kadar güzel anlatılabilir. 
çünkü gönle düşen neyse  
sızar 
testinin su sızdırdığı gibi. 
kimi zaman dile düşen “aşkın” bir söz olur 
kimi zaman sevdalısı için 
“ateşe uçuşan pervaneler” misalidir 

derim ki;
kalp neyle tatmin olmuş ve kabını! doldurmuşsa 
haliniz, duruşunuz sözümüz diyorum işte, her şeyiniz onu anlatır, 

uzaktan olsa da biran gölgesini bile görmek için  
uykusuz geçen geceye
düşkün!
olduğumuz sevdaların kokusu siner…

gündelik telaşlarımız  
meşguliyetlerimiz,
hayatta kavgasını verdiklerimiz en kıymetli içindir ve bu 
kalbin ayarıyla yakından ilgilidir 

gül bahçesinde gezenin gül kokması, veya… 
hayır hayır! 
derdim bir adamın sevdaya tutulmasını anlatmak değil. valla!
derdim becerebilirsem
kalbi anlatmak. 

kalbin sahibi kimse
neyse işte o sahip
hayata olan bakışının yönünü belirler diyorum,
aziz peygamberin söylediği “saçları ağartan” kitabın bilgisi var ya!
bütün telaşların tam merkezinde 
Allah'ın gördüğünü ve izlediğini bilmek ve o dikkat  içinde olmak çok müstesna bir durumdur ve 
sadece müslüman kalbi böylesi bir şey için adaydır. 
dikkat edin adaydır diyorum. heba etmemek elimizde işte…

ah bi fark edebilsek.
çünkü; 
kalbin halleri 
kime yöneldiğini ve kimin hatrını gözettiğini anlatır.

bilir misin dost,
kalp değişkendir ve renkten renge girer. 
bu husus duygu, düşünce ve inançların değişmesini beraberinde getirir. 
bundan dolayı 
aziz peygamberin,
“ey kalpleri değiştiren, evirip çeviren Allahım, kalbimi dinin ve taatin üzerine sabit kıl” 
demesi bunun içindir...

hayatın merkezinin kalp olduğunu söylüyor 
aziz olan kitap;
“kalpleri var ama onunla bir şey anlamıyorlar” âyeti kafi herhalde...

eskiler “evlada ciğer paresi” veya,
bir “evlat acısı” düştüğünde içine ‘yanıyor ciğerim’ demesi 
kalbin sahibini sadece Allah olduğunun bilgisi nedeniyledir.
bir başka sevdayı kalpte iz yapmak sanki yakıştıramadıklarından  ve
Allah'ın hatrını gözettiklerindendir...

olmadı mı?
haydi şöyle diyelim o zaman dost;
kalp kabının tek sahibi olan Allah’ı hakim kılmak için kalbe ne yapmalı diyorsanız eğer 
bence çok özel bir soru olur;

gayret etmeli dost gayret etmeli… 
sevgilinin veya dostun kalbini kazanmak için nasıl çok özel uğraş ve çaba sarfetmek 
gerekiyorsa 
kalbi de esas sahibine tahsis etmek için didinmek, yorulmak gerekir işte... 
yolunda olmak var ya, yoluna düşmek, o yolun yolcusu olmak.

mesela bildiğim kadarıyla 
kalp için en bereketli olan bir şey söyleyeyim; 
ellerini göğe açıp gözyaşlarını acısına harman edenlerin 
derdine derman olsun diye kullara gönderen Allah’tır.
bilirsiniz değil mi? 
mazlumları diyorum, yetimler, yolda kalanlar, düşüp de kalkamayan toz toprağa karışmış özgürlükleri gasp edilmişlerin 
elinden tutulmasını bekleyenler
zayıflığı nedeniyle boynu bükülenlerin
“katından Rabbim yardımcılar gönder” diye  duaya durunca
yakınlarında olmak,
onları duyacak kadar kıyılarında, 
görecek kadar onların göz önünde olmalı, olmalı be dost,
olmalı ki;
Allah’ın sıkıntılarını giderin diye gönderince aramıza 
kapısı ilk çalınan biz olalım...

ökkeş tebessüm etti 
ve 
bu kalbe çok iyi gelir. valla! dedi 
meczup mu dediniz 
anlamadım?

paylaşmaya değer gördüğünüz yazılarımın dilediği kısmı dahil dostlarınıza ikrama açıktır.
bir gönle daha temas etmek iyidir. valla!

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş