metrika yandex

“Baba evini derhal terk edin kızlar!!!”

Osman KAYAER

07.03.2021

Bu başlık, Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından birine ait. Yazar hanım, başlıktan sonraki ilk satırlarda şunları söylüyor. “Her baba evi öyle sanıldığı kadar güvenli değildir. Aksine çoğu baba evi tehlikenin merkezidir. Ve bazen sokaklar o baba evinden çok daha güvenlidir.” Sizden alıntıyı kırmızı yazılmış üç kelimeyi atlayarak bir kez daha okumanızı istiyorum, çünkü bu üç kelime muhtemelen tepkileri savuşturmak için ilave edilmiş olmalılar. Yazının geri kalanı da yukarıdaki gibi.

Şimdi size evden kaçmış bir kızın hikayesini anlatacağım.

Aşağıda okuyacağınız hikaye gerçek bir hayat hikayesidir. Eksiği vardır, fazlası yoktur.

Yakın akrabalarımdan birinin kızıydı. Her çocuk gibi masumdu. Henüz kötülüğü tanımıyor herkesi kendisi gibi sanıyordu. Anası ile babası ayrılmıştı. Daha orta okula gidiyordu. Kendisinden bir iki sınıf yukarıda olan bir kız ile arkadaş olmuştu. O da herkes gibi çevresinden etkileniyor onlar gibi olmak istiyordu. Evin dışında, dilediğince yaşayabileceği özgür bir dünya var zannediyordu. 

Yazarımızın dediği gibi evde baba otoritesi de yoktu. Lakin onun boşluğunu doldurmaya çalışan ananın yasakları ve her ana-baba gibi çocuğunu okumaya teşvik edişindeki ısrarları kızımızı bunaltıyor olmalıydı. Kendisi ile ilgili sinsi planları olan görünüşteki okul arkadaşının tuzaklarından ise haberi yoktu. Onunla dertleşiyor anasının kendisini sıktığını ve özgürlüğünü kısıtladığını anlatıyordu. Arkadaşı kendisinin de aynı durumda olduğunu söylüyor, babasının yasaklarından bıkıp usandığını uzun uzun anlatıyordu. 

Arkadaşı onun aklına evden kaçma fikrini sokmaya başladı. İstanbul’a birlikte kaçacaklar, orada kendi hayatlarını kuracak ve özgürlüğün tadını çıkaracaklardı. 

Gelecek iyi günlerin hayalini kuruyor ve tıpkı cumhuriyet gazetesi yazarının dediği gibi özgürlüğün tadını çıkarmayı hayal ediyordu. Bilmiyordu ki dışarısı hiç de hayal ettiği gibi değildi. Sürekli dertleştiği ve arkadaş olduğunu zannettiği kız, üç beş kuruş için kendisini bataklığa sürükleyecekti. Derken bir gün okula gidiyorum diye evden çıkmış arkadaşı ile İstanbul’a giden bir otobüse binerek özgürlüğe doğru yola çıkmıştı. İstanbul’a vardıklarında arkadaşının akrabası zannettiği iki kişi onları terminalden almış ve özgürce yaşayacakları eve götürmüşlerdi. 

O evden adımını içeri attığı andan itibaren hayatı kararmış ve hayal ettiği dünyanın olmadığını fark etmişti, ama artık geri dönüş yoktu. Çünkü özgürlüğe koşarken zifiri karanlık bir kuyuda tutsak edilmişti. Üstelik onu o kör kuyuya çeken anasından babasından çok güvendiği arkadaşı idi. 

Anası günlerce, aylarca hatta yıllarca kızını aradı, çalmadığı kapı bırakmadı, ama hiçbir iz bulamadı. Aradan birkaç yıl geçti. Ve bir gün, bir telefon uzun uzun ve acı acı çaldı.

Arayan Mardin emniyetinden bir polis memuruydu.  …..’ın bir otel odasında otuz yerinden bıçaklanarak  ağır biçimde yaralandığını ve Diyarbakır Devlet Hastanesi’ne sevk edildiğini, şimdi yoğun bakımda olduğunu söylüyordu. Ananın zaten olmayan dünyası, bir kez daha ve kesin olarak başına yıkıldı.

Can havli ile koştu Diyarbakır’a. Ama birkaç gün sonra kızının cesediyle bir cenaze arabasının içinde uzun ve ızdırap dolu yolculuk yaparak Ankara’ya geri döndü. Daha orta okulda iken ana ocağının birkaç yasağını zindan zanneden kendince özgürlüğe kaçan ……., daracık ve kapkaranlık bir mezara hayalleri ve çektiği acılar ile birlikte gömüldü. 

Sen ne diyorsun be kadın! Masum kız çocuklarına ne tavsiye ettiğini hiç düşündünmü? Şimdi senin tavsiyen ile evden kaçıp, yukarıdaki ……’ın gerçek hayat hikayesinde olduğu gibi bataklığa düşecek tek bir kızın bile hesabını nasıl vereceksin? Hiç mi vicdanın yok senin. 

Yazar olmak hiçbir hukuki, ahlaki ve vicdani sınır tanımamak, dilediğince kalem oynatmakmıdır?

Yorum Ekle
Yorumlar (3)
Recep Durmuş | 11.05.2021 19:24
Okumadığımız için bu tefrikayı haberimiz olmuyor. Ne iğrenç bir tavsiye. İstemem Allahtan kendi çocuğu bu tavsiyesine uysun. Ekremin eli öndeymiş, arkasındaymış yok cebindeymiş e dava açılacağına bu yılan fikirlilere dava açılmalı.
Müsade sizin | 20.04.2021 23:42
Yazıdan şu cümleyi çıkaralım bu harfi ekleyelim ohhhhhh sonra yazıyı yazanı yıkımlar ile analım.olmaz sayın kayaer olmaz.degistirmeden yürekten gençlere öğreterek paylaşarak yapalım.yapamiyorsak yapanlara bırakalım.Allaha emanet olun.
Musade | 22.03.2021 05:49
Okumuş yazışmaların vahşeti hesapsız ve kitapsız dır. Biz bunu 75, 80 yılları arasın da gençleri bir bir lerine nasıl acımasız ca kırdırdıklarında gördük. İdeolojik körleşme nin nasıl derin yıkım lara sebep olduğunu yaşayarak öğrendik. Bu gün cumhuriyet ve benzerlerinin yaptığı aynıdır. Euzubillehimineşşeytanirracim..