evlatlarım…
bir zamanlar, yıllar önce
küçükken diyorum,
ne bileyim işte emeklemeniz, ilk ayağa doğruluşunuz, ilk adımlarınızı sayarken birden ne çabuk büyüdünüz
şimdi de attığınız adımların yönü için dua ediyorum
siz artık sadece benim çocuklarım değilsiniz.
birer eş oldunuz,
birer anne ve baba,
birer ev, birer hikaye, birer kader oldunuz.
ve ben sizi seyrederken şunu daha iyi anladım:
evlat büyüyünce babanın yükü hafiflemez,
derinleşirmiş.
öyle valla öyle işte!
benim sizden tek bir arzum oldu.
ne rahat bir hayat,
ne alkışlanan başarılar,
ne de kalabalıkların önünde yürüyen isimler…
ben sadece müslümanca bir hayat istedim sizin için.
helali dert eden,
haramdan ürken,
hak ile arası bozulmamış bir hayat.
çünkü evlatlarım,
hayat dediğimiz şey uzun bir yolculuk değil.
kısa bir imtihandır.
ve bu imtihanda en tehlikeli an,
doğru bildiğini kaybettiğin an değildir
doğruyu bildiğin halde ondan vazgeçtiğin an var ya. ah!
siz şimdi evler kurdunuz.
bilin ki ev dediğimiz şey,
duvarla ayakta durmaz.
bir ev;
namaz vaktiyle,
helalin hassasiyetiyle,
dilinizden düşmeyen dua ile
bir o kadar önemlisi belki de
öteki olanı, yani eş olanı diyorum hukukunu korumakla ayakta kalır.
eş oldunuz…
evlilik bir hak mücadelesi değildir.
emanet bilincidir.
evlilik sürdürülmesi gereken bir kurum değil, bir ibadet şuurudur
ne zulme razı olun,
ne de her kırılmayı cesaret sanın.
bazen susmak ibadettir,
bazen konuşmak.
hikmet, hangisinin ne zaman gerektiğini bilmektir.
evlatlarım,
anne-baba olmak güç değildir.
ağır bir şahitliktir.
çocuğunuz size bakarak Allah’ı sevecek ya da yanlış tanıyacak.
çocuklarınızın hafızasına ilk neyi yazdığınız ise
yarın onların neye yaslanacağını belirler.
kıymayın onlara!
18 yaşında gireceği üniversite imtihanı için yön tayin etmeyin.
istikametleri sadece Allah'ı razı edecekleri bir dert sahibi olsunlar
işte bu yüzden,
çok şey anlatmaya çalışmayın.
doğru durun, dosdoğru,
o yeter.
çünkü çocuklar sözden çok hali ezberler.
bu çağ size çok şey fısıldayacak.
“önce sen” diyecek,
“haklıysan yak” diyecek,
“mutluluk her şeydir” diyecek.
ama siz bilin ki;
mutluluk bir hedef değildir,
istikamet sahibi olmanız sekînet getirir.
Allah’ı merkeze almayan hiçbir mutluluk, uzun sürmez
evlatlarım,
islamcılık bir kimlik değil,
bir ahlaktır.
bir duruştur.
kimse bakmazken de dosdoğru kalabilmektir.
güç eline geçtiğinde değişmemektir.
haklıyken bile adaleti elden bırakmamaktır.
ben sizden kusursuzluk beklemedim.
yanılacaksınız,
yorulacaksınız,
bazen “olmuyor” diyeceksiniz.
işte tam o anlar,
kul olduğunuzu en sahici şekilde hatırladığınız anlardır.
tövbeden kaçmayın.
çünkü tövbe, müminin yenilgisi değil,
yeniden ayağa kalkışıdır.
yolumu yol bilin evlatlarım.
ama sakın orada durmayın.
benden daha temiz yürüyün,
benden daha az kırın,
benden daha çok Allah deyin.
siz benim tamamlayamadığım cümle olun.
şunu bilin:
benim en büyük mirasım size bıraktığım mal değil,
sırtınızda hissettiğiniz duadır.
o dua,
daraldığınızda genişlik,
yorulduğunuzda dayanak,
yalnız kaldığınızda yoldaş olacaktır.
bana gelince ben hala buradayım.
bir baba olarak değil sadece,
sizden önce bu yolda yürümüş
ve yolu sevmiş, yola gönül vermiş bir yolcu olarak…
paylaşmaya değer gördüğünüz yazılarımın dilediği kısmı dahil dostlarınıza ikrama açıktır.
bir gönle daha temas etmek iyidir. valla
Yemen, Filistin ve İran için kıyama kalktı!
07.02.2026
Sigara yasakları genişliyor
07.02.2026
Mansur Yavaş: Su vardı da biz mi içtik?
15.01.2026
Rezan Epözdemir tahliye edildi
15.01.2026
TASAVVUF VE SİYASET ÜZERİNE YUSUF YAVUZYILMAZ 08.02.2026
evlada mektup MUSTAFA AKMEŞE 12.02.2026
Bir “Şeye” Dönüşmek FEYZULLAH AKDAĞ 08.02.2026
Kavramı Taş Diye Atanlar KADİR ÇİÇEK 26.01.2026
Gardaş Ülke Özbekistan AHMET SEMİH TORUN 28.01.2026
Otoriterlik YUSUF YAVUZYILMAZ 01.02.2026