metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

8 MART VE TARİHSEL SÜREÇ İÇERİSİNDE KADIN

NAİME AKÇAY
08.03.2022

 

Kadınlar, insanlık aleminde kadın olarak anlamlıdır, değerlidir. Kadınlar, Kadın olmayanlardan üstün olmadığı gibi aşağı da değildir.

 

Dünya nüfusunun yarısını kadınlar oluşmaktır. Toplum içerisinde yeri ve önemi anımsanmayacak kadar önemli olan kadın, insanlığın devamlığını sağlayan ve bir neslin yetişmesinde temel unsurdur. Bilinçli, kültürlü, sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir nesil yetişmesinde “Kadın” fonksiyonu önemli bir rol almaktadır.

Tarihin her döneminde; kadını ikinci planda tutan, kadın hak ve hukukunu ihlal eden dönemler olduğu gibi kadını yücelten hakkına ve hukukuna dikkat eden dönemler de var olmuştur. Toplumsal özellikler, ırk, din, dil gibi unsurlar kadını etkilemiş, tarihsel süreç içinde kadının rolünde farklılıklar meydana getirmiştir.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü bir diğer ismiyle “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” tarihi sürecin etkileşimiyle ortaya çıkan bir olaydır. Kadını düşünen, önemli bir günmüş  gibi addedilen  bugünün tarihçesine bakıldığında Amerika’nın New York kentinde 40.000 dokuma işçinin daha iyi çalışma koşullarının istemiyle greve gitmesini ve ardından polisin işçilere müdahalesiyle başlayan eylemleri görülmüştür. 8 Mart 1857 tarihinde grev yapan çoğu kadın olan işçiler fabrikaya kilitlenir, ardından çıkan yangında işçilerin kaçamaması sonucunda 129 işçi yanarak can verir.

Bu üzücü ve vahim olay, tarihi sürecin kadın üzerindeki olumsuz etkisiyle ortaya çıkmıştır. Kadının emeğini, işgücü ucuza mal edip değersiz kılan, inanç ve kimliğini yitiren bir sistemin içerisinde yer almıştır. 

Bu tarihi sürecin başlangıcı 14.ve 15. Yüzyılın ilkçağ ve orta çağ Avrupa’sından kaynaklanmaktadır.  Kadınların insan olup olmadıkları bile tartışılmıştır. Kadının da bir insan olduğu ve ruha sahip olduğu tartışlarının yanı sıra “lanetli Havva” imgesinin reddedilmesi için çok çaba sarf etmişlerdir. Bu dönemde kadın haklarının ihlal edilmesinde din araç olarak kullanılmıştır. Dini metinler hep kadın haklarını örseleyecek biçimde yorumlanmış, kadını sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik yönden kısaca hayattan ve yaşamdan yana zayıflatacak kavramların oluşturulmasına temel dayanaklar üretmiştir. Kadınların hak ihlallerini meşrulaştırılmasında din karşı durulamaz önemli bir güç olarak kullanılmıştır. 

Sanayi devrimini izleyen yıllarda ise kadının emeğinden istifade edilirken, bilim, teknik, sanayi dallarında kadının işgücünden yararlanmakla kalmayıp, hak hukuk ihlalleri bakımından da sömürüye maruz kaldığı tarihi belgelerde mevcuttur.

19. yüzyılda kamu sektöründe ve hizmet alanında yaşanan büyüme ve gelişme sebebiyle kadın işgücüne ihtiyaç hızla artmış, kadın emeği sömürüsü de doruğa çıkmıştır. Bugüne ismine veren olaylar bu yüzyılda patlak vermiştir.

20. Yüzyılda özellikle 2. dünya savaşından sonra Avrupa’da kadını yasal olarak koruma altına alma girişimleri başlamıştır. 1950’lerde kadınla ilgili yasal düzenleme yapılmıştır. Türkiye de ise kadın hakları 20. yüzyıl başlarından itibaren gündeme gelmiş, seçme ve seçilme hakkını elde etmişlerdir. 1975 yılı “Kadın yılı” ilan edilmiştir. Bu yılda çeşitli kadın örgütleri kadın sorunlarını tartışmaya başlamıştır.

İslam tarihinde kadını incelediğimizde ise; İslamiyet’ten önce cahiliye döneminde kadın hak ihlallerinin had safhada olduğu buna binaen İslam peygamberi Hazreti Muhammed (SAV) ile kadın için yeni bir sayfa açılmıştır. İslam kadın haklarını soruna kadar korumuştur. Nitekim Cenâb-ı Hak Kuran-ı Kerim’inde:"Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır." buyurmuştur. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz de erkekleri, kadınların hak ve hukûkunu gözetmeye dâvet etmekte ve bu konuda:  "Kadınların haklarını yerine getirme hususunda Allâh’tan korkunuz! Zîrâ siz onları Allâh’ın bir emâneti olarak aldınız."  buyurmaktadır. Başka bir hadis-i şerîflerinde de: "Sizin en hayırlınız, ehline (eşine ve çocuklarına) en hayırlı olanınızdır. Ve ben de ehline karşı en hayırlı olanınızım." buyurur. Vedâ Haccı’ndaki meşhûr hutbesinde Peygamber (s.a.v.)  Efendimiz: "Ey insanlar! Kadınlar hakkında Allâh’dan korkunuz! Sizin kadınlarınız üzerinde hakkınız vardır. Bazı hadislerinde ise : (Hanımlarınızı üzmeyin. Onlar, Allahü teâlânın size emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!) [Müslim]

Hz. Muhammed(SAV) hayattayken kadınlara yönelik hak ihlalleri son bulmuştur. Ancak Peygamberimizin vefatından sonra Müslüman toplumda da İslâm’ın kadınlara tanıdığı bazı hakları bilerek ya da bilmeyerek geri alma yanlışlığına düşülmüştür. Bu sürecin Hz. Peygamber’in vefatından sonra başladığı ve daha sonraki dönemlerde devam ettiğinin göstergesi olabilecek tarihi kayıtlar mevcuttur. Abdullah b. Ömer’den nakledilen şu rivayete bakalım:

“Rasûlüllah devrinde hakkımızda ayet iner korkusuyla kadınlarımıza elimizi ve dilimizi uzatmaktan sakınırdık. Rasûlüllah vefat edince, dilimizi ve ellerimizi onlara uzatmaya başladık” (Buhari, Nikâh 80).

İslam’ın temel kaynakları kadınların hak ve hukukunu korumaya yönelik güçlü düzenlemeler ve uygulamalar getirmiş olsa bile Efendimizin vefatından sonra kadın hakları Müslüman toplumlarda da ihlal edilmiştir. İslam dini ve kültürünü ortaya koyanların, söz söyleyenlerin, yazı yazanların, fikir üretenlerin, yöneticilerinin neredeyse tamamının erkek olması, Müslüman kadınlar konusunda bile erkeklerin karar alması veya fetvalar üretmesi, Müslüman toplumdaki kadının etkinliğini geriletmiş ve hayatın dışına itmiştir.

Günümüzde ise Müslüman toplumlar dahil bütün toplumlarda inançlı, bilinçli, kültürlü insanların güçlendiğini ve kadın hakkına hukukuna dikkat eden bir arayışın geliştiğini, yeşerdiğini ve kök saldığını görmekteyiz. Ahlak ve vicdan sahibi yürekler, kadın ruhunu, bedenini ve iradesini sadece ticari meta olarak görüp metalaştırılmasına karşı konumlanmaktadır. Bu durum Müslüman toplumlardaki ahlak ve vicdan sahipleriyle diğer toplumlardaki ahlak ve vicdan sahibi insanları bir araya getirmekte, tecrübe paylaşımını, dayanışmasını, güç birliği yapmasını mecbur kılmaktadır. Modern dünyanın tüketim çılgınlığını, ahlaki yozlaşmasını, cinsel sömürüsünü, zihniyetini ancak bu şekilde alt edebilir.

Bu sebeplerden dolayı dünya kadınlar gününü anlamlı buluyor, sahipleniyoruz. 

“Yaşasın 8 Mart Dünya kadınlar Günü”

08.03.2022

Naime AKÇAY

Yorum Ekle
Yorumlar (4)
Ayşe Akıncı | 08.03.2022 17:35
Makaleniz çok açıklayıcı öğretici olmuş Naime hnm. Engin fikirlerinizen faydalanmak isterim, her daim...
Özlem Yiğit | 08.03.2022 15:37
Yüreginize sağlık hocam ,bu anlamlı makalenenizi çok beğendim
Ahlem Özdemir | 08.03.2022 13:03
Ellerinize sağlk hocam, makale mükemmel olmuş.
Aysun barak | 08.03.2022 12:58
Çok güzel tanımladınız bu günü umarım hayatımızda farkındalık oluşturur