Bu yazımı kaleme almamın sebebi; sosyal medya kullanımı konusunda genciyle, yaşlısıyla, evlisiyle, bekârıyla endişe verici bir noktaya doğru gidiyor olmamız…
Bu Yazıyı sizlere; düzinelerce akustik kelime ile süslenmiş, sayfalarca sosyal medya argümanı üzerine felsefe yaparak sunabilirdim. Fakat: benim derdim başka…
Konuya geçmeden Önce şunu ifade etmek gerekirse... Sosyal medya doğru ve yararlı bilgiler ile donatılmış bir şekilde kullanılır aynı zamanda uhrevi dünya düşünülerek dikkat edilirse tadından yenmeyecek bir hal alır.
Lakin bizler; toplum olarak her şeyi abarttığımız gibi sosyal medya kullanımını da abartmayı seviyoruz. Bizler özel anlarımızı, mahremiyetimizi yediğimizi, içtiğimizi ve dâhi her şeyi sergilemek zorunda mıyız? Yahut insanlar bizim bu paylaşmış olduğumuz "yersiz ve gereksiz" anlarımıza şahitlik etmek zorunda mı?
Adam hikâye videosu çekip altına yazmış “babaannemle havaya leblebiyi atıp yiyoruz…
“leblebi babaannemin boğazında kaldı çıkarmaya çalışıyoruz!“
“çıkaramadık, acile götürüyoruz…”
“kurtaramadık defnediyoruz ruhu için yüz beğeni bir Fatiha …“
Bir de bu sosyal medya kullanıcısı yeni evli bir bayansa hepten yandık!
Hele hele; eşine lakap takıp hikâye paylaşıyor ya, işte o zaman beni benden alıyor.
"tatlişkomla sabah kahvaltısı keyfisi”
“kocacık ile evde kovalamaca keyfisi”
“not: hala yakalayamadı :)”
Yaşlı insanlarımızın sosyal ağ kullanımlarına da değinmeden olmaz. Belli aralıklar ile, artık 1 ay mı olur 1 yıl mı olur orasını size bırakıyorum, resim paylaşıp altına olaylar örgüsünü haber veriyor amcamız:
“Kızımız Tülay evlendi, gelinimiz Hülya hamile, damadımız Gökhan atandı, torunum engin biraz kilo aldı, görümcemin kızını köpek ısırdı eniştem de gitti o köpeği ısırdı!”
E tabi bilmem kaç ayın kaç yılın birikmiş haberi var, anlatması lazım.
Bizler her şeyi abarttığımız gibi sosyal ağları da çok abartıyoruz. Evinden çıkmayan, bir yerde oturup çay içebileceği 3-5 arkadaşı "Bulunmayan a sosyal insanların" sosyal medyada binlerce takipçisi var…
Ablalar! Abiler! Amcalar! Teyzeler! Yeter artık kendimize gelelim.
Biliyorum konu çok dağıldı ama dayanamıyorum artık… Sosyal medya denen illet; bizi hem vezir, hem de rezil etme gücüne sahip. Bunu yukarıda belki biraz mübalağa yaparak verdiğim örnekler ile açıklamaya çalıştım. Sanal dünyayı; insanlık için, ilim için, dava için, İslam için kullanmayı öğrenmediğimiz sürece edepsizliğin, riyanın, bilgisizliğin kısacası bütün malayani işlerin döndüğü çöp yığını olarak önümüzde durmaya devam edecektir. İnsanlarımız artık bilgiye kitaplardan değil, sosyal medyadan ulaşır oldu. Üstelik gördüklerini sorgulamadan Araştırmadan...
Dostlarım; vaktimizin çoğunu buralarda harcayarak, birer fenomen olma çabasına girip, bu uğurda saçmalıklar tiyatrosunda başrol kapmak için ve en sonunda da komik bir yan karakter olarak kalmaktan bir an önce kurtulmalıyız. Bu sanal dünyanın kölesi olarak günümüzü, ömrümüzü tüketmekten vazgeçmeliyiz.
Biz biz olalım, sosyal medyada FENOMEN olayım derken ahirette FİGÜRAN olmayalım.
Vesselam…
Hüseyin KIZILTAŞ
NATO, Malatya'ya patriot yerleştiriyor
10.03.2026
Halkbank davasında ABD ile anlaşmaya varıldı
10.03.2026
KÜRESEL DÜZENİN SONBAHARI
15.02.2026
Surelerin Mesajları: ÂLÂ SURESİ - 8 OSMAN KAYAER 09.03.2026
Teslimiyetin maskesi; mezhepçilik DERVİŞ ARGUN 16.03.2026
İRAN VE BÖLGESEL TAHLİL SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 22.02.2026