Osman KAYAER / Müslüman Şehirciliğine Dair Girizgah
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

Müslüman Şehirciliğine Dair Girizgah

25.02.2018
Osman KAYAER

İslam, Şehir dinidir. Kur'an-ı Kerim'e baktığımızda: “Bu kitap şehirlerin anasında indirilmiştir”, “Onlara şu şehir halkının hikayesini anlat”,  “Bedeviler imandan çok küfre yakındırlar” gibi ayet ile karşılaşırsanız. Hazreti peygamber, Mekke'den Medine'ye hicret ettikten sonra ilk yasakladığı işlerden biri de bedeviliktir, yani göçebe hayattır. İmam Buhari'nin “Edeb’ül-Müfred” isimli kitabına baktığınızda Resulullah'ın şöyle bir tavsiyesi ile karşılaşırsınız “Köyde yaşama, çünkü köyde yaşamak kabirde yaşamak gibidir”. Müslaman filozofların en önemlilerinden biri olan Farabi, İslamı şehir dini olarak düşündüğü için kitabının adını “Medinet’ül-Fazıla” (Faziletli/Erdemli Şehir) olarak koymuştur. İslam kültür ve medeniyetine ilişkin yazılara baktığınızda yukarıdaki temel fikriyata uygun yazılar görürsünüz.

 

İslam düşüncesine göre Müslümanların hakimiyetindeki şehirlerin iki temel özelliği vardır: Güvenlik ve bol nimet. (Her ne kadar durum, bunun tam tersi olsa da.) Hz. İbrahim'in Kabe yakınına yerleştirdiği oğlu Hz. İsmail’in neslinden gelecek olanlar için yaptığı duasında: “Yarabbi burayı güvenli bir şehir yap. Soyumdan gelecek iman edenlere de bol bol nimet ver” diyor. Allah ise Mekke’yi güvenli bir belde yapmaya itiraz etmiyor, ama nimetin sadece inananlara verilmesine itiraz ederek: İnkar edenlere de vereceğim. Ama onları ahirette inkarlarından ötürü cezalandıracağım.” diyor.

 

Bana sorarsanız eğer medeniyet tarihinin en önemli şehircilerinden birisi de Hz peygamberdir. Çünkü o Yesrib’e hicret eder etmez şehre dair bazı önemli işler yapıyor. İlk önce “kötülükle maruf yer” anlamına gelen “Yesrib” ismini dinin kaim (yani kanun ve kaidelerin hakim) olduğu yer anlamına gelen “Medine” ile değiştiriyor. “Mescit” yapımının ardından “pazar yeri”, ardından “mezarlık”, (ismi de ilginç Cennet’ül-Baki) ardından iki yüklü devenin yan yana geçebileceği “geniş yollar” yapılıyor. Birbirlerinin “güneşine engel olmayan ve haremini görmeyen meskenler”in yapılmasına müsaade ediyor.

 

Hz. Peygamber belki de tarihin ilk şehirlileştirme hareketinin mimarı olarak Müslüman olan herkese Medine'ye hicret edip yerleşmesini emrediyor. İmam Buhari’nin Edeb’ül-Müfret isimli kitabında Ebu Hureyre’den nakledilen bir hadiste yedi büyük günahtan dördüncüsü olarak hicretten sonra göçebeliğe devam etmek sayılıyor. Böylece Medine’nin nüfusu birkaç ay içerisinde hızla artıyor.

 

Hz peygamberden sonra onun yolundan giden Müslümanlar hem fethettikleri şehirlerde “şehir planı”nı değiştiriyorlar, hem de “yeni şehirler” kurarak insanlık tarihinin gidişatına tesir ediyorlar. Bağdat bu yeni şehirlerden biridir ve sadece şehir planı için üç yıl gibi bir zaman harcanmıştır. Müslümanlar gerek fethettikleri şehirleri geliştirirken gerekse yeni kurdukları şehirleri inşa ederken tabiat ile uyum içerisinde olmaya büyük ehemmiyet veriyorlar. Mesela bugün olduğu gibi dere yataklarına mesken yaparak sele açık hale getirmiyorlar kendilerini. Çünkü baraj yıkılması sonrasında oluşan “Arim Seli” ile helak olan halkın hikayesini biliyorlar. Tabiatın dokusunu değiştirecek ve eşyanın hakikatini bozacak faaliyetlerden uzak duruyorlar. Ayrıca bu şehirler arasında ulaşımı kolaylaştıracak yollar yapmak suretiyle şehirler arasında etkileşime de imkan veriyorlar. Ortaçağda Avrupa’da yüz bin nüfuslu sadece bir kaç şehir varken İslam dünyasında nüfusu milyonu aşmış onlarca şehir vardır. Üstelik her kavimden ve her inançtan topluluk buralarda huzur içinde kavga etmeden yaşıyor.

 

Not: Yeni bir Müslüman şehrinin nasıl inşa edildiğini öğrenmek isteyenlere Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi’nin “Bağdat” maddesini okumalarını tavsiye ederim. 

 

http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c04/c040358.pdf

Yorum Ekle
Yorumlar
ömer faruk

06.03.2018

Eline sağlık Osman abi güzel bir yazı...
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye