metrika yandex

Darbe Ne Zaman Olmaz?

03.01.2020
Mehmet Yavuz AY

Darbe Ne Zaman Olmaz?

Avrupa, on beşinci yüzyıl sonlarına kadar feodal yapılanmaların kilise otoriteleriyle işbirliği bağlamında hanedanlıklar, prenslikler, kontluklar eliyle yönetiliyordu. Kabile ve mezhep devletçikleri de diyebiliriz.

Feodal devletçiklerin bitmek tükenmez mücadeleleri, toplulukları felakete sürüklemiş, birarada yaşamayı mümkün kılacak sosyal sözleşmelerin inşasını engellemişti.

1618-1648 yılları arasında, feodalite/kilise dayanışmasının ürettiği hakimiyet kavgaları, “30 Yıl Savaşları”na neden olmuştu.

Büyük yıkımların ardından 1648’de “Westphalia Antlaşması” imzalanmış, Hristiyanlık merkezli devlet örgütlenmesinden “seküler ulus devlet” paradigmasına uygun  ideolojik yapılanmaya geçilmişti. (Yusuf Çağlayan, Sosyolojik Savaş, Timaş Yayınları, İstanbul, 2019)

Avrupa toplumları üzerinde icra edilen mühendislik çalışmalarıyla, “uluslar üretilmişti”. Çok milletli, çok dinli demografik yapısı olmayan Batı toplumlarında seküler ulusçu paradigma bütünleşmeyi kolaylaştırdı. İtalya, Fransa, Almanya, Amerika örnekleri verilebilir.

Seküler ulusçu yeni ideoloji; Batı ülkelerini bataklıktan çıkarırken, çok etnisiteli çok dinli sosyo kültürel yapının yönetim modeli  olan Osmanlı Devleti’nde çok olumsuz etkilere yol açtı.

Kültür-ideoloji birlikteliği, Batı ülkelerine dünyaya hakim olacak bir medeniyet inşasını gerçekleştirme imkânı vermiştir.

Yükselen Batı medeniyetinin bütün güç unsurları, Osmanlı devlet yapısı ve toplulukları üzerinde çözücü, ayrıştırıcı etkilerini göstermişti. 1918, üç yüz yıldır gelen dip dalgaların yüzeye çıktığı, Osmanlı güneşinin batışının tescillendiği tarihtir.

Günümüz Müslüman coğrafyasında modern Batı medeniyetinin değerlerini içselleştirmiş, yüksek oranda topluluklar, güç merkezleri var. Birçok Müslüman ülkede, Batının muharebe ileri karakolu görevini yapan, acımasız diktatörler, oligarşik kadrolar egemen.

Batı medeniyetinin katalizör işlevi üstlendiği paradigma değişimi, bugün çok vahim bir noktaya ulaşmıştır. Değişime en kapalı değerlerin kültürel ve dinî değerler olduğu söylense de başta ülkemiz olmak üzere Müslüman toplulukların hayat tarzları ve inançları büyük bir dönüşüme uğramıştır.

Etnik, mezhebî ve ideolojik farklılıklar Batı tarafından hep ayrıştırma aracı olarak kullanılsa da bizim dünyamızın ürettiği sorunlu malzemelerin sebep olduğunu gözardı edemeyiz.

Evet… Ülkemiz kültürel savaşların çok yoğun yaşandığı bir yer… Ak Parti’nin ilk iktidar yıllarında azalmaya yüz tutan toplum- devlet ayrılığı yeniden tırmanmada.   

 İşin daha kötüsü; birbirine yabancı, umursamaz, kadim değerlerimizden uzak, içki, kumar, uyuşturucu ve cinsel sapkınlıkların taban bulduğu toplumsal yapı geniş kitlelerde karşılık buluyor. Fiziksel olarak yakın; düşünce, inanç, tavır, eylemlerle fersah fersah uzak. Ayrı gezegenlerden gelmiş gibi.

Yüz elli yıllık süreçte kültürel değerlerini değişime kurban eden toplumsal yapımızın, bugün, dinî değerlerini de korumaya mecali, özgüveni yok.

Biçimsel bağlılık alışkanlıkları hariç, dinî değerlerle ünsiyetini yitiren bireyler, her şeyin mübah olduğu yeni sosyo-kültürel toplulukları besliyor, büyütüyor.

Kabul etmemiz ve yüzleşmemiz gereken gerçek şu: Ülkemizde etnik, dinî, mezhebî ayrışmaların ötesinde değerlerimizle hiçbir bağlantısı olmayan kitleler var. Müslümanların olumlu insanî vasıflar, ahlâk, inanç ve eylemleri ile ürettikleri/üretemedikleri değerlerin sözkonusu kitleler üzerinde son derece yıkıcı yansımaları olduğu da bir gerçek.

Müslümanım diyen insanlar  “Hakikati” öncelikle kendi hayatlarının merkezine yerleştirmeli. Herkes için adâlet istemeli, onurlu bir duruş ve tavıralış sergilemeli. Güçlüyken de merhametli olmalı. Kötülüklere kötü örneklikle karşılık vermemeli, iyilikleri öne çıkarma çabalarını arttırmalı. Cemaatçi, mezhepçi, meşrepçi, partici yaklaşımlarla değil liyakati esas alan görevlendirme ve paylaşıma açık olmalı. İşlerini istişare ile ortak aklın verilerini dikkate alarak yapmaya özen göstermeli…

Gücünüzü sınırlarsanız adil olursunuz. Eleştiriden çekinmezseniz şeffaf olursunuz. Denetlenmekten korkmazsanız dürüst olursunuz.

Her iktidarın ya da güç odaklarının ‘sıra bizde’ diyerek, ülkemize ‘ganimet’ gözüyle bakması; darbe geleneğini beslemeye devam edecektir.

Darbe ne zaman olmaz?

Ülkemiz insanları:

Adil bir yönetim olduğuna inandığında, ülkemizin dört bir yanında ayrımcılık duygusuna kapılmadığında, yönetim yapılanmasını tehdit unsuru olarak görmediğinde, doğal haklarını rahatlıkla kullandığında, sınava girerken kuyrukta beklerken herkese eşit muamele edildiğinden emin olduğunda, kamu kaynaklarının dağıtımı ve görevlendirmelerde liyakatin esas alındığına kanaat getirdiğinde, ortak aklın dikkate alındığını gördüğünde, işkence/rüşvet/kötü muamele/inançlara baskının olmadığı bir ortamda yaşadığını hissettiğinde… Bütün sosyal ve siyasal katmanların, ülkemize aidiyet duygularıyla bağlanmaktan mutlu olduğunda…

İşte o zaman; geçmişte zenginlik ve derinliğimiz, bugünse ayrılık, savaş, kardeş kavgası olan etnik, mezhebî farklılıklarımız doğal seyri içinde yerli yerine oturacaktır.

Her kesimin doğal, meşru, hak ve isteklerini elde ettiği bir ortamda darbeci damarın kanı çekilecektir. Adâlet her şeyin yerli yerine konması değil midir? Adâlet, liyakat ve şura, darbenin, kardeş kavgalarının panzehiridir.

03.01.2020, Kardelen / Ankara

Yorum Ekle
Yorumlar (10)
osman y.

03.03.2020

Askeri darbelerin dünyada ve Türkiyede başlama tarihi çok eskilere gider. İslami insani adil rejimlerin olmadığı her ülkede darbe amade bekler. Neye layiksak onu buluruz. Ceddimiz boşuna dememiş: Biri yer diğeri bakar. Kiyamet bundan kopar... Bence kıyamet darbe demektir.Empatiyi kaybetmiş idareci ve kalplerden uzak kalma duasıyla selam ve sevgiler Yavuz kardeşim....
Mahmut AY

08.01.2020

Güzel, teşekkür ederim..
Hidayet Çelik

05.01.2020

Evet, darbe hevesliler darbe için önce bir gerekçe bulur, darbeyi bunun üzerine inşa ederler. Saydıklarınızın ülke yönetiminde uygulanması halinde, geriye gerekçe oluşturulabilecek pek birşey kalmaz gerçekten. Emeğinize sağlık...
Hanefi Terzi

04.01.2020

İnşallah!
Murat TÜREN

03.01.2020

Slm aleyküm hocam çok güzel tespitleriniz lakin bunları kim yapacak kim düzeltecek slm ve dua ile
Muhsin Ganioğlu

03.01.2020

Teşekkürler Yavuz bey Net tespitler net çözümlemeler Kaleminize sağlık
Abdullah Aydın

03.01.2020

Kaleminize sağlık, teşekkürler. Selametle.
Erdoğan Dönmez

03.01.2020

Çok güzel bir yazı olmuş. Teşekkür ederim.
Hüseyin Çolak

03.01.2020

Tarihi anlaşılır bir dil ile özetlemek ders çıkarmak sonuçları tesbit edip çözüm yolunda doğru yu yakalamak elinize saglik
Bekir Armağan

03.01.2020

Çok güzel bir makale. İhtiyacımız olan gerçek dinamikleri tarihsel süreçte geldiğimiz noktada çok güzel ve özet olarak değerlendirmiş. İçe yönelik üzerinde durulması ve açıklayıcı müşahhas örneklerle desteklenmesi; ele alınması gereken bir yaklaşım. Yazarın kalemine, yüreğine sağlık