metrika yandex
  • $45.15
  • 52.31
  • GA49900

HANZALA DÖNER Mİ BİR GÜN?

KADİR ÇİÇEK
24.03.2026

Hanzala’yı herkes bilir. Bir halkın dünyanın gözü önünde yok oluşunu görmek istemeyen dünyaya arkasını dönen Hanzala… Bağrında yalnız bırakılmışlığın vermiş olduğu şiddetli küskünlükle beraber suskunluğu tercih eden Hanzala.

‎Bazen susmak çok şeyi ifade etmektir. Haykırarak anlatamadığınız bir durumu sessizliğin ciddiyeti ve etkisi ile karşı tarafa daha kolay bir şekilde anlatabilirsiniz. Niçin sessiz kaldığınızın burada çok önemli olduğunu bilmekte fayda var. Sessizliğiniz tepkiselliğiniz ise anlaşılır olmanız kolaydır. Sessizliğiniz kabul edişin simgesi ise yenildiğinizin ilanıdır. Hanzala evrensel bir tepkidir. İlkesel duruşun en yalın ve anlaşılır yönüdür. Hanzala, kimliksel var oluşun ve özgürlüğün kararlılık halinin anlamsal vurgusudur.

‎Hanzala, Filistinli bir karikatürist olan Naci El Ali’nin elinden hayat bulmuş bir figür… İngilizlerin gerek açıktan gerekse örtülü desteği ile Yahudilerin işgal ettiği Filistin topraklarında doğan El Ali, birçok yerleşim yerine yapıldığı gibi kendi yaşadığı yere de işgalciler tarafından saldırılar gerçekleştirildi. Birçok katliamla Filistinlileri yerlerinden eden ve yerleşimciler adı altında terör estiren Siyonistlerin bu saldırıları karşısında yüzlerce kişi öldürülürken, binlercesi de yerinden yurdundan edildi. El Ali bu saldırılar neticesinde ailesi ile birlikte Lübnan’a göç etmek zorunda kalanlar arasındaydı. Kötü şartlar denilmeyecek kadar iyi bir durumda olan yurdunu, toprağını satmadan; baskı, zulüm ve katliam yoluyla terk edip başka bir yurda gitmek zorunda kaldı. Tıpkı diğer binlerce Filistinli gibi. Tıpkı Şeyh Ahmed Yasin, Gassan Kanafani, Abdülaziz Rantisi, Mahmud ez-Zehhar ve diğer milyonlarca Filistinli gibi…

‎Bu süreçte henüz on yaşında bir çocuk olan Naci El Ali, yerleştikleri mülteci kampında oldukça zor şartlarda yaşam sürmeye başlar. İnsan yerine bile konulmadıklarını, aşağılandıklarını belirten El Ali dünyaya dair umutlarını o zaman kaybetmiş olacak ki ileriki zamanlarda, yalnız bırakılmışlığın vermiş olduğu hüzün ve küskünlükle kendi yaşında tahayyül ettiği bir çocuk olan Hanzala’yı var eder. Hanzala, dünyaya küsmüş ve insanlığa arkasını dönmüştür. O artık kötülüğün hüküm sürdüğü dünyaya gülümsemenin ve yapmacık duygularla cümleler sarf etmenin gereksizliğine inanmaktadır.

‎Dünyanın kör kesildiği, bir toplumun acılarını inatla görmezden geldiği, oyalamalar yoluyla katliamların kanıksandığı; hiçbir işe yaramayan Birleşmiş Milletler, Arap ve İslam Dünyası’nın zalimleri yumuşak vurgularla kınadığı, harekete geçmeyi aklından bile geçirmediği bir dönemin çocuğudur Hanzala. Zayıftır, yalınayaktır, yoksuldur belki; ama vakarlı bir duruşa sahiptir. Nice güçlünün vermediği mesajı verir. Nice orduların gösteremediği etkiyi gösterir. Ellerini arkasına bağlayarak kendisine dayatılan işgalci yanlısı çözüm önerilerine karşı kararlı bir duruş sergiler. Hanzala yeri gelince Ahmed Yasin’in talebesidir. Bazen Ebu Ubdeyde’nin sesi olur. Yahya Sinvar’ın kılıcı oluverir bazen. Hanzala duruştur. Dünyayı konuşmaya değer görmeyen ve derdini dinlemediğini bildiği için bakmaya tenezzül etmeyen yer olarak görür.

‎El Ali, Hanzala’yı “kendi olarak kalma sözü veren bir çocuk” olarak tanımlar. Hanzala tıpkı bütün Gazzeliler gibi kendi özgün haliyle kalabilmeye yemin etmiş bir figür… Hanzala, şımarık ve mutluluktan uçan bir çocuk değildir. O sessizliği ile dünyaya kurşun sıkan bir çocuktur. Zayıftır ancak varlığı bir anlamda bütün güç sahiplerini derinden sarsar. Öyle ki yıllar sonra barınma umudunu kaybettiği Arap yurdundan göç ederek İngiltere’de yaşamaya başlayan El Ali, Siyonistlerin saldırısında hayatını kaybeder. Hanzala karşısında çaresiz kalan işgalciler, çareyi onu var edeni yok etmede arayacaklardır. Bu bir çare miydi? Elbette ki hayır... Zira çok geçmeden Hanzala direnişin ruhuna simgesel ama bir o kadar gerçekçi bir hayat verecekti.

‎Naci El Ali, Hanzala için şu çarpıcı ifadeyi kullanır: “Hanzala, beni yanlışlar yapmaktan koruyan bir semboldür.”

‎İnsanın büyük inançla bağlandığı semboller onun kendi olarak kalmasında büyük etkiye sahiptir. Özgün haliyle varlık mücadelesi vermesinde, yenilmemek için gayret göstermesinde, boyun eğmeyi ölümle eş değer görmesinde çoğu zaman bu semboller etkilidir. Aslında dünyaya mesaj vermek ve zalimlerin sonu gelmez saldırıları karşısında insanca yaşama şartlarından mahrumluğun vermiş olduğu çaresizliği yansıtmak için böyle bir yolu tercih etmiş olması, en çok da El Ali üzerinde etki bırakmıştır. Kendisi için Hanzala, hissettiği ile savunduğu şeyi harmanlayan bir sembol halini almıştır. Düşman karşısında ciddiyetini korumada, direnişi aralıksız sürdürmede, işgalciyle uzlaşmacı bir çizgide yaşamanın imkansızlığını benimsemesinde Hanzala büyük etkendir. Hanzala var olduğu sürece El Ali özelinde adaletin ve iyiliğin safındaki bütün insanlık yanlışın yanında durmaktan imtina edecek, onurlu ve izzetli insanların duruşunu takdir edecektir.

‎Hanzala, ölümün en çok yakıştırıldığı bir halkı gündemleştirerek onların sesi olmaya ant içmiştir. Zira o El Ali’nin ifadesiyle “Hayatta kalmak için doğdu”. Üzerlerine acılar ve ölümler yağdırılan bir halkın dünyaya dönük beklentisinin olmadığını duyurmaya gelen bir tanık oldu. Hanzala zulme tanıklık ettiği için ölmemek üzere yaşamaktadır. Gazze gibi, direniş gibi, izzetli duruş gibi var olmaya devam edecektir. Hanzala, öldürmekle yok etmenin imkansızlığını ve direnişin eşsiz bir ölümsüzlük olduğunu en iyi yansıtan ruhun kendisidir.

‎İnsanın Hanzala gibi güçlü irade sembolleri olmalı. Vazgeçişleri ziyan olarak telakki eden bir anlayış yetisi kazandıracak sarsılmaz sembolleri… İnsan kararlılığı, direnci ve güçlü kişiliği üzerinde etki bırakacak bir kavrayış beslemeli. Tıpkı Gassan Kanafani’nin onuncu yaş gününü kutladığı gün, Deyr Yasin Köyündeki yüzlerce kişinin işgalciler tarafından katledilme haberini alır almaz kutlamaktan vazgeçmekle yetinmeyip ömrünün sonuna kadar doğum günü kutlamama kararı alması gibi…

‎İnsan onu yücelten değerler uğruna kararlar alabilmeli ve bu uğurda yol yürüyebilme iradesi gösterebilmelidir.

‎İnsanı, aldığı kararlardan ziyade, bu kararları sürdürebilme iradesi güçlü kılar. Büyük bir anlam tanımlaması ile inanılan bir hakikati savunabilme ve temsil edebilmeye dönük sembollerimiz mevcuttur. En azından ilkeli duruş ve yürüyüş için bu sembollerin ne anlam ifade ettiğini idrak edebilmeliyiz. Kudüs gibi, Aksa gibi… Gazze, toprak, kitap gibi… Hanzala gibi…

‎Hanzala bir gün yüzünü döner mi bilinmez! Ancak kötülük karşısında bunca suskun iyilerin çokluğu karşısında Hanzala, belli ki acısını bağrına gömmeye devam edecek. Yine de umudumuz odur ki iyilerin ayağa kalktığı gün Hanzala da ellerini umuda ve özgürlüğe açacaktır. Bu açıdan en büyük sorumluluk bizde. Naci El Ali'nin yokluğunda o gün, Hanzala'yı döndürecek olan irade bizde saklı. Filistin özgür olunca Hanzala'nın her şeyden önce yüzünü döneceği yüzler bulabilmesi gerek. Hanzala bakabilecek yüzler arıyor ve hâlâ Naci El Ali'sini bekliyor. Onu dönmeye ikna edebilecek güçlü ve kararlı ellerin ona uzanmasını bekliyor.

‎Hanzala yerinde duruyor. Ve mütemadiyen şu soruyu soruyor:

‎”Naci El Aliler nerede?”

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş