Ekran Şehvetine Kapılmış, Şöhret Sarhoşu
Gözlerinizi kapayın. Hem de sımsıkı kapayın. Şöyle biraz gerilere gidelim. Tarihin derinliklerine, karanlıklarına girelim, 610 senesi, Mekke’ye gidelim. Cahiliyyenin zulümatını düşünüp, o karanlığı iyice hissedelim.
Efendimiz (sav), gönlünü manevi fütuhatlara hazırlamak, rahmani nurlarla aydınlanmak için, diğer Hanifler gibi inzivaya çekilir ve Hira mağarasını yurt tutar. Güngörmüş, vefalı eş, tâhire kadın her zaman olduğu gibi yanındadır. Bazen bizzat, bazen hizmetçileri ile onu yoklar, ihtiyaçlarını giderirdi.
O inkılab günü geldiğinde, Muhammed (sav) Cebrail ile karşılaştığında, iliklerine kadar sarsıldığında, yine yanındadır ve en büyük sığınağıdır. “Ey Hatice, bana ne oluyor?” dediğinde, endişe ve korkularını aktardığında; “Hayır, Vallahi! Allah seni kesinlikle utandırmaz. Çünkü sen, akrabalık bağlarını sıkı tutar, doğru söz söyler, bakıma muhtaç olan kimselere yardım eder, elinde avucunda olmayana verir, misafiri ağırlar ve haksızlığa uğrayanlara destek olursun.” sözleriyle ilk şoku atlatmasına yardım eder, onu teskin eder ve bunun Allah’tan bir müjde olduğuna haber verir.
Müminlerin annesi Hatice tül Kübra’dan bahsediyorum; Mekke’nin en itibarlı ve zengin iş kadını, Efendimizin ilk eşi, altı çocuğunun annesi. Ömrünü ve tüm varlığını Allah ve Rasulü ’nün yoluna bezletmiş, İslam’ın ilk mümini ve Müslüman kadınların en güzel rehberi. Onun vefatını müminler ‘hüzün yılı’ olarak andılar ve tarihe böylece kayıt düştüler. Allah ondan razı olsun.
Allah Rasulü onun için şöyle buyurdu: “Yüce Allah bana Hatice'den daha hayırlı bir eş vermemiştir. Bütün insanlar bana inanmazken o bana inandı. Herkes beni yalanlarken o doğruladı. İnsanlar (yardımlarını) benden esirgediklerinde, o bana malıyla destek oldu. Yüce Allah bana başka kadınlardan değil, ondan çocuklar ihsan etti.” (Ahmed İbn Hanbel)
Başka bir rivayette Hz. Ali bin Ebu Talib, Rasulullah (sav) den şöyle dediğini nakletmiştir: “(Kendi döneminin) en hayırlı kadını Meryem’dir. Hatice’de (kendi döneminin) en hayırlı kadınıdır.”(Buhari)
Rasulullah efendimizin yanında Hz. Hatice validemizin yeri bu iken, aziz ve celil olan Allah onu bütün müminlere kıyamete kadar ‘Anne’ ilan ediyor ve onlar için ayrı bir hukuk ihdas ediyor. Ahzab suresinin başında; “O Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha evladır (yakındır). Onun zevceleri de (mü’minlerin) anneleridir.”(33/6)
Yine Ahzab suresinin takip eden ayetlerinde; Ey peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi bir (kadın) gibi değilsiniz (32), eğer Allah ve Rasulüne itaat eder salih amel işlerseniz size mükâfatı iki kere veririz (31), ya da içinizden kim çirkinliği aşikâr bir günah işlerse, onun azabı iki kat artırılır (30) buyurulmaktadır.
Allah Rasulü‘nün evine davet edilmeden, vakitli vakitsiz girilemeyeceğini, davetten sonra lafa dalıp uzun uzun oturulamayacağını, onun eşlerinden herhangi bir şey istenecek olursa, bunun ancak perde arkasından olabileceğini, yine bu ayetler müminlere ikaz ediyor. Aynı şekilde onun eşleriyle müminlerin evlenmesi de kesinlikle haram kılınıyor.(53)
Peygamber efendimizin her evliliği bir hikmete mebnidir. İslam’ın aile modelini bize onlar aktardı. Hz. Hatice’nin Mekke dönemi ve o sıkıntılı günlerdeki fonksiyonunu, anneliğini, eşliğini nasıl anlatabiliriz. Hz Aişe’nin aile hayatıyla ilgili, eşler arası münasebetleri, hadis ve fıkıh ilmine katkılarını ne ile tartabiliriz. Keza Ümmü Seleme annemizin Mekke’nin fethinde, Hudeybiye anlaşmasındaki o kritik rolünü nasıl görmezden gelebiliriz.
Bütün bunlar gün ışığı gibi önümüzde dururken, Efendimizin Hz. Aişe hariç evlendiğinde bütün eşlerinin dul olduğu bilinirken, ekran şehvetine kapılmış, şöhret sarhoşu eblehin birinin kalkıp, mümin kadınların onuru, ilk Müslüman, iffet, izzet, nezahet, şefkat timsali Hz. Hatice validemize dil uzatmasını ne ile izah edeceğiz?
Zahidin her ne kadar ta’nı firavan olsa
Ana gam yemez idik zerrece irfan olsa
Sıdk ile mezheb-i İslâm’da pûyan olsa
Bize mülhid diyenin kendüde îman olsa
Dahleden dinimize bari müselman olsa.
(Şeyhülislam Mehmet Bahaî Efendi)
Yorumlar
17