metrika yandex

Haberler / Yorum - Analiz

TOPLUM NEYİ HAK EDİYOR-3- Cavit Okur

12.06.2020

Sayın başkanım!

Bir daha belirteyim ki ilk başta çıkılan yol ve söylemlerle bütün ülke halkının gönlünü ferahlatan o günlere ne oldu ki bu gün gitgide ayrılıklar, bölünmeler çoğalıyor. Herkesin sevmesini istemek olmaz bu mümkünde değildir. Ancak her kesin bizi takdir etmesi elimizdedir. Önümüzde sarsılmaz bir örnek vardır ki, müşrik Araplar onu sevmese bile onu hep takdir etmişler ve ona güven duymuşlardır. Değişmez önderimiz peygamberimiz kuranın tabiri ile bizim için EN GÜZEL ÖRNEKTİR. Zaten başkalarını da örnek almak bize yakışmaz.

Ahlaksızca ve ölçüsüzce oraya buraya saldıranların sesi çok çıkıyor gibi gözükse de, bunlara aldırmayın. Bu halk hangi siyasi görüş ve ideolojiye sahip olursa olsun dinine, ahlakına, örfüne saygılıdır. Vazifeleri üzerlerine alanlar hakları üstün tuttukları müddetçe halk da onları sayacak ve takdir edecektir. Onları örnek alacaktır. Bir anlamda milletten korkmadan sosyal, siyasi, etnik köken gibi ayrımlara hakça davranmak bizim işimiz olmalıdır. Yıllarca bu tip elbette farklılıklardan fayda uman ve hatta ilericiliği bu ülke değerlerine karşı çıkmayı temel esas kabul eden siyasi, bölücü görüşler her zaman olmuştur. Ancak onlar bu halka hiçbir zaman güven vermemiştir. Bu halk da onları kendisinden saymamıştır. Onların açmak istediği bu yaraları da hakla, hukukla, adaletle biz tedavi etmek zorundayız. Dertleri dinleyip çare üretmeli ve kötü niyetli olanlara fırsat vermemeliyiz. Elbette devlet yönetimin yanlışlık, eksizlik, adaletsizlik varsa oradan da her türlü kötü niyetli fırsatçılar istifade edecektir.

Ülke menfeatine olan fikirler, ülke ve halk menfaati için konuşanlar, kimden çıktığı ve kim olduğuna bakılmadan ciddiye alınıp değerlendirilmelidir. Hepimiz geçmişteki bazı çatışmaların içinde yaşadık. O çatışma ortamını bu halk meydana getirmediği gibi tarafta olmamıştır. Yine ister gezi olayları olsun, ister fetö olayı olsun yine içinde halk olmadığı gibi bunlara karşı durmada birliktelik vardır. Her zaman ve her yerde insanların düşman olup birbirleri ile kavgasını isteyen ve bundan çıkar sağlamayı gözetenler olacaktır.Öyle ise bizde onların her türlü çabasına rağmen ve bize ne kadar saldırırlarsa saldırsınlar, onların metotları ile onlara cevap vermeden kendi üslubumuzla birlik, beraberliği ve kardeşliği güçlendirici söylem ve çalışma içinde olmalıyız. Her şeyden önce ben Müslümanım diyenle kardeş olmayı, pekiştirmeyi ve diğer insanlarda huzurlu, mutlu bir hayat için örnek olabilmeli kendimize düstur edinmeliyiz. Bize karşı ahlaksızca ithamlar savuran, iftira atan, hakaretler savuranlara vb ayni uslubla cevap verirsek -ki onlarında istediği budur- topluma ne katkı sağlayabiliriz. Birliğe, beraberliğe, kardeşliğe ne katkımız olabilir.

Alkışlayanlar, yaşa varol diye teşvik edenler, sosyal medyada eleştiren ve sövenlere müdafaa ediyormuşçasına aynı uslupla cevap verenler hem topluma hem de size büyük zarar verir. Kişiliksiz ve kimliksiz bu kişilerin ağzından çıkanlar insani kimliğe yakışmaz. Elbette tokat atana yüzümüzün öbür tarafını dönelim demiyoruz. Bunları kendi üslubumuzca, imanımıza, inancımızla, adalete vb. zarar vermeden çözelim diyoruz. Bu alkışlayanların çoğunun en ufak bir zorluk karşısında sen ve rabbin savaşın biz yokuz diyen Musa (AS)ın yanındakiler gibi olacağını bildiğinizi de biliyoruz.

Daha önce yola birlikte çıktıklarınızı, ayrılanları ve gidenleri yol arkadaşı olarak Siz seçtiniz Sayın Başkanım. Onlar yanlış yolda iseler, seçim de sorgulanmalı! Ayrılıkların giderilmesi için geçmiş dost ve arkadaşlığın gündemi ile yanlışların izolesi mümkün olmalı. Küslük yerine birlik öne çıkmalı.

Ama halk başkadır sayın Başkanım, O sevdiğini menfaatsiz sever,sevdiği insanlardan güler yüz ve iltifattan başka bir şey istemez. Sadece arkasından gittiği kişiye en başta ahlaken güven duymak ister. Özünün sözünün bir olmasını önemser. Yıllardır sizin arkanızdan giden bu insanların bu güven duygularını, ortalığı sardığına inandığımız şakşakçılar, yalakalar, siyaset bezirganları kaybettirmesin. Ve yine muhalefet zannederek her türlü ahlaksız saldırıyı meşru sayan ahlak yoksunlarına cevap verme zahmetinizde olmasın. Onların bu ahlaksızca saldırı ve sözlerinin kendi siyasi tabanlarında bile karşılık bulduğunu sanmıyorum. Onların da çekim alanında görülmesi ve kucaklanması bu halkın birlikteliğine katkısı büyük olacaktır.

İşte bunun için sen çağrına devam et ve emrolunduğun gibi doğru çizgini sürdür. Onların arzularına uyma ve şöyle de: "Ben Allah’ın indirdiği bütün kitaplara iman ettim ve bana aranızda âdil davranmam emredildi. Allah bizim de rabbimiz, sizin de rabbinizdir. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız size. Sizinle bizim aramızda tartışmaya gerek yok. Allah hepimizi bir araya getirecektir. Dönüş ancak O’nadır”(Şura:15)

“Şüphesiz ki Allah, emanetleri ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletli olmanızı size emreder. Allah, bununla sizlere ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah (işiten ve dualara icabet eden) Semi’, (her şeyi gören) Basîr’dir.” (4/Nîsa 58)

“Şüphesiz ki Allah, adaleti, iyiliği, yakın akrabaya vermeyi emreder. Fuhşiyatı, münkeri ve (başkalarının hakkını çiğneyecek) taşkınlığı yasaklar. Düşünüp hatırlayasınız diye size öğüt verir.” (16/Nahl 90)

“Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde tartış; doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilir. “Nisa.125

“Ona yumuşak bir söz söyleyin. Umulur ki öğüt alır ya da korkar.” (20/Tâhâ 4) İlahi emirlerini siz de en az bizim kadar bilirsiniz. Bizim için gelinen bu noktada, yılların mücadelesi neticesinde Kur’an okuyan, namaz kılan bir Reisi Cumhuru görmek bile en büyük şükür vesilesidir, gurur vesilesidir, bir güvendir.

Yer yüzündeki mazlumlar ancak sizinle seslerini duyurabildiler. Sizden cesaret aldılar. Bu halk ilk defa sizinle kendisinden olduğuna inandığı bir cumhurbaşkanına kavuştu. Hiçbirimiz bunu kaybetmeyi istemeyiz. Ancak halkın içerisinde her türlü ahlaksızlığı normalleştiren ve buna ses çıkarmayan bir güç olgusu oluşmamalı. Kişilikler ölmemeli ve öldürülmemeli. Aileler inancına, örf ve adetlerine bağlı yapısı ile ayakta durabilmeli. Hak ve hakikatı savunanlarla her türlü ortamda iş birliği yapılabilmeli.

Toplum hayatı bölünmüş değildir. Kendi anlayışımız içerisinde bir hoş görü ile bunaltan her türlü siyasi olgularla birlik ve beraberliğin yolu aranmalı. Vefanın ne kadar öneli olduğunu siz bizden daha iyi bilirsiniz. Dün yola çıktıklarınızın geldikleri noktada ki duruşları sizi asla adaletten ayırmamalı, ama bizlere ders ve örnek olmalı diye düşünüyorum.

Geçmişteki büyüklerimizin nasihatleri ile yazımı bitiriyorum:

Öfkelenme. Biri sana öfkelenip sert söylerse sen ona yumuşaklıkla cevap ver. Ama ahmaklara susmaktan başka çare yoktur. Nitekim (Ve ma cevab-ül ahmak-ı illes-sükut), yani (Ahmağa verilecek en güzel cevap ancak susmaktır) demişlerdir. (İskender b kabus)

Ey oğul! Dostuna da düşmanına da hoşnutluk göster. Başkasına eza ve cefa etmekten kendini alıkoy ve bunu onlardan korkup ürktüğün için de yapma. Sadece iyi bir huy olduğunu düşünerek öyle davran. (imamı gazali)

SELAM VE DUA İLE..

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş