İsa Özçelik / Rabia'dan 15 Temmuz'a Ümmetin Dirilişi
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

Rabia'dan 15 Temmuz'a Ümmetin Dirilişi

03.07.2017
İsa Özçelik

Yaklaşık iki yüz yıldır yaşadığımız çözülme ve çöküş sürecine karşı Müslümanlar olarak, esaslı bir cevap üretememiş olmanın çaresizliğini hep beraber yaşıyoruz. Zaman zaman bir takım fikri ve eylemsel karşı koyuşlar ve meydan okumalar ortaya koymuş olsak da sonuç alıcı ve tüm ümmeti kuşatıcı bir hareketlilik ortaya koyduğumuz söylenemez.


Tunus’ta 2010 yılının son günlerinde başlayıp daha sonra çok sayıda ülkeye yayılan halk ayaklanmaları etrafında çok farklı senaryolar gündeme getirildi. Kimileri bunu yeni bir emperyalizm oyunu olarak yorumlarken, bazıları da tam bir halk devrimi diye nitelendirip batı adlandırması ile Arap Baharı olarak kabul ettiler. Bu gelişmeleri, daha önce yaşanan kadife devrimlerin, turuncu, gül ve lale gibi sembollerle adlandırılan devrimlerin gecikmiş bir devamı olarak görenlerde oldu. Yine Türkiye’de Erdoğan’la beraber başladığı iddia edilen sessiz devrimlerin Arap ülkelerinde yaşanan hareketliliğin tetikleyici gücü olduğunu öne sürenlerde oldu.


Sosyal olayları tek bir nedene indirgemek elbette mümkün değildir. Bölgemizde yaşanan ayaklanma ve çatışmaların da şüphesiz birçok nedeni var. Bunların bir kısmı ekonomik nedenler, bir kısmı toplumsal adaletsizlik, bir kısmı özgürlük arayışı, bir kısmı etnik ve mezhebi sorunlar olarak karşımıza çıkabilir. Yine küresel ve bölgesel emperyal güçlerin çıkarları, petrol ve enerji rekabetleri de bu konuda başat rol alıyor olabilir.  Arap intifadalarında da sayılan bu unsurlar ve daha fazlasının etkisinin olduğu inkar edilemez. 


Ama sayılan bütün bu dinamiklerin ötesinde asli bir dinamik var ki, işte bu temel unsur dünya egemenlerinin hoyratça bölgemize çullanmasına neden olmuştur diye düşünüyorum. Ümmetin derin hafızasındaki bu dinamik elbette vahyin önderliğinde tekrar İslam medeniyetini inşa etme bilincidir. Bu bilinç nerede tezahür etmiş ise, hatta tezahür emarelerini göstermiş ise Küresel çete orada bütün barbarlığı ile saldırıya geçmiştir.


Bunu her yönü ile kuşatılmış laik bir ülkede, dar bir ekibin kısıtlı alanlarda, özüne dönme çabasında uğradığı saldırılarda görebiliyoruz. Bölgedeki diktatörlere karşı bütün halk katmanlarının isyanını örgütleyebilecek yegane sahici aktör olan İslami hareketlerin, meşru direnişlerine karşı yapılan vahşi katliamlarda ise Küresel emperyalizm adeta ittifak ederek, kendi değer/sizlik/lerini çiğneme pahasına bu katliamlara destek verebilmektedir.


Ancak yaşadığımız tüm olumsuzluklara rağmen Müslümanlar olarak yeni bir merhalenin eşiğinde olduğumuzu düşünüyorum. Gerek Türkiye’de gerekse bölgemizdeki dalgalanmaların gelip geçici, dönemsel bir gelişmenin ötesinde tarihi kırılma noktalarından birini teşkil edeceğine birçok gözlemci gibi bende inanıyorum. Çünkü yavaş da olsa tarihi derinliğimizi fark etmeye başladık, az da olsa küresel şebekenin şifrelerini çözümleyebiliyoruz, kısmen de olsa saldırılar karşısında karşı hamleler planlayabiliyoruz.


Rabia direnişini hatırlayalım, çağdaş firavun Sisi ve silahlı çetesi, bir yandan körfez krallıklarının desteği diğer yandan tüm demokratik batı devletlerinin teşvik ve gözetiminde yüzyılın en dramatik katliamlarından birini icra ettiler. Kameraların eşliğinde, canlı yayında çoluk-çocuk, erkek-kadın, genç-ihtiyar demeden 2000 ( iki bin ) insanı şehit edip binlercesini yaraladılar. Bununla da yetinmeyip 40 000 ( kırk bin) in üzerinde kişiyi tutuklayıp, yine on binlerce kişinin şahsi mallarına el koydular.

 

İslam dünyası bu tür zulümlere ilk kez maruz kalmıyor denilebilir. Hepimiz biliyoruz ki gerek sömürgeci güçler, gerekse içimizdeki hainler yakın geçmişte çok sayıda katliama imza attılar. Hama’da Esed ailesinin uyguladığı vahşet, ya da Cezayir seçimlerini kazanan Müslüman halka (FİS) Batı ve taşeronlarının neler yaptığını unutmuş değiliz. Yine Afganistan, Arakan, Doğu Türkistan, Bosna, Çeçenistan, Irak ve daha birçok bölgede yapılan ve yapılmakta olan insanlık dışı uygulamalar ve çifte standartları tarih gözlerimizin önünde birer birer kaydetmekte…


Ama tarih madalyonun diğer yüzüne de tanıklık etmekte. Tüm zamanlar boyunca ender olarak rastlanabilecek kitlesel direnişlere, Rabia direnişine tanıklık etmekte, on binlerce Muvahhidin birbirlerine kenetlenmiş tuğlalar gibi saf tutarak mermilerin önüne çıplak göğüsleri ile korkmadan ilerleyişine tanıklık etmekte, Mısır’ın meydanlarında insan seli şeklinde namazın nasılda ayağa kaldırıldığına ( ikame edildiğine ) şahitlik etmekte. 

 

Dünya bir kez daha Müslümanlar eli ile dava nedir, adanmışlık nedir, yiğitlik nasıl olurmuş, iman-ilke ne demekmiş, insanı insan yapan değerler neymiş tüm bunları tekrar öğrenmekte. Dünya bütün bu ilkelere, hazzın ilahlaştırıldığı hiçbir kutsalın geçer akçe olarak kabul görmediği bir zaman diliminde şahitlik etmekte. Eğer bizler tevhit erlerinin yazdığı bu destanın insanlık vicdanında bir karşılığı olmadığını düşünüyor isek yanılıyoruz. Batı, felsefi-inançsal ve siyasi olarak olabildiğince alçalırken, Müslümanlar kalbi sökülmüş bu çağın vicdanı olduklarını kanlarıyla yazmakta oldukları destanlarla ispat etmekte ve insanlığın umudu olmayı sürdürmektedirler. 


Suriye’de yaşananlar ise seküler dünya sisteminin bütün kurumları ile çöktüğünü, hedonist çağdaş ilerlemeci paradigmanın çıkarları ve konforu için yalnız ezilmişleri, zayıf bırakılmışları değil, insanlığın bizatihi kendisini nasıl da hedef alıp yok edebileceğini çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. Şam diyarında, dünya istikbarı batısı - doğusu ile mezhepçi sapkını ve beyinsiz tekfircileri ile el ele verip çok sayıda zavallı haini de önlerine sürdürdükleri halde bir avuç direnen mücahidin direnişini ve azmini kurabilmişler değiller.


Evet yeni bir merhaleden söz ediyoruz, Afganistan’dan Tunus’a, Tunus,tan Suriye’ye ve Mısır’a, Mısır’dan Türkiye’ye oradan tüm İslam dünyasına ve mazlumlara uzanan bir direniş hattından bahsediyoruz.


Evet RABİA destanından 15 TEMMUZ zaferine uzanan, direnişten dirilişe doğru evrilen yeni bir dönemin eşiğindeyiz.

 

Evet on yıllar sürecek sancılı bir doğumun arifesindeyiz…

 

Bu makale 945 defa görüntülendi.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye