tanrılar aşkına! dil altı bazukalarını çektiler ve ateş serbest!
halk arasında
"ibrikci olmak" diye bir darbımesel vardır
bilen bilir.
suyun evlere ve şehre verilmediği, yani çeşmelerden akmadığı zamanlarda
umumi wclerde taharetlenmek için su ihtiyacı ibriklerle karşılanırmış.
wc ihtiyacı için gelen kişi
kenarda duran sıralanmış ibriklerden birisini
çalışana sormadan kafasına göre alırsa
bizim ibrikci
"onu bırak şu ibriği al" diye uyarır ve kişiye ayar verirmiş
gülmeyin sonuçta
böylesi yetersiz kişilikler forsunu kendi
iktidar alanı içinde illa ki hissettirecektir.
kamunun güçlendiği ve hizmet alanlarının genişlediği modern zamanlarda
hasbelkader veya eş dost iteklemesiyle
kamunun bir yerlerinde hizmet üretsin diye göreve getirilen arkadaşlardan bir çoğu
işleri kolaylaştırmak, insana hizmet kalitesini artırmak yerine
"buranın kelek keseni benim!"
diyen ayrı bir havada olması dikkatinizi çekiyor değil mi?
çalıştığı kurumda mesai arkadaşlarına benzer tavır içinde olan rahatsız kişilikler işte.
daha sıkıntılı olanı da söyleyeyim dost;
modern zamanlar
insanı tanımlarken “insan akıllı varlık” diye tarif eder.
yani
insanı diğer canlılardan ayıran ve farkı belirleyen akıldır der...
ve aklı merkeze alır, ‘insan’daki esas cevher olarak işaret eder.
onun için de insanları
akıllarına göre ve bilgisine göre sınıflandırır
çok bilince çok akıllı olmak gibi bir şeydir
okumayı onun için yüceltir.
okunan kitap sayısı seçkinliğini artırır.
dikkat edin bu çok okumuş arkadaşlar
kütüphane önünde poz vermeyi çok severler.
her gün okudukları kitapları bir şekilde gözümüze sokarlar.
ne oldu dost çok mu tanıdık geldi.
şu seküler kesimin ‘’halkın oyu benim oyumla bir olamaz, olmasın’’ yakınması
esasında tam da dediğimi açıklar mahiyette.
eğitimli olmak okumakla olur ve ne kadar okumuşsa o kadar ayrıcalıklı
olduğuna inanır.
chp’nin oy kütlesine bakın
zengin yüksek eğitimli il ve ilçelerde yüzde 60, 70, 80’lerde olması tesadüf değildir.
üstenci ve bir o kadar da çirkin bir nefsin adamlarıdır.
ah keşke bu durumu sadece seküler kesimin aklı olsaydı işimiz kolaydı.
kendini hoca diye lanse eden veya
entelektüel eski, yeni, tövbekar farketmiyor islamcı diye ortalıkta gezen
yazar çizer konuşan, araştırmacı bazı kişilerde de benzer hastalık hali oldu
bilgiyi kutsamak için okumayı,
çok okuyunca
hele bir de yayınlanmış kitapları varsa. sayısı kadar havaya giriyorlar.
okuryazar olmakla aydın olunmayacağını bilmiyorlar
kitaplar dolusu bilginin sahibi olmak için terlerken,
günlük hayatın getirdiklerinin anlamını akletmeyince
tek başına bilginin
adamı bilge yapmayacağını ıskaladılar.
görmüyor musunuz?
ah bilge kral sana selam olsun!
yutup veya köşelerinde bilgi sahibi olarak herkese ayar çekiyorlar.
yani tam bir ibrikçilik yapıyorlar.
kibirlerinden çatlayacaklar.
her şeyi biliyorlar arkadaşlar. “sen bak bakayım” diyorlar
“öyle olmaz, öyle inanırsanız cennete gidemezsin
ehli sünnet olacaksın, yetmez
bilmem ne kolundan olman gerekir” diye de mezhepçilik yapıyorlar
bazıları
mesela seçim günlerinde daha belirginleşti
iktidar sahiplerine, siyasetçilere ve adaylarına, bürokratlara varıncaya kadar,
veya herhangi bir sosyal veya toplumsal olaylarda,
veya herhangi bir dini konuda kenardan kenardan
her bir makam kişi ve düşünceye
özelde müslümanlara ağzını bozuyor, aşağılıyor
“tanrılar aşkına!” diyerek dil altı bazukalarını! çeviriyorlar ve “ateş serbest” diyorlar.
ah tanımasak, bilmesek çoğunu
vay be adam ne büyük dersiniz!
evinde dört duvar arasında hukuku, muhabbeti, düzeni, terbiyeyi, ahlakı
inşaa edememiş
verseniz üç koyunu güdemez ‘akletme’leriyle
ibrikçiliğe soyunuyorlar.
bakmayın öyle dost!
islam düşüncesinde
insanın tarifi akıllı varlık değildir. yok öyle bir ön kabulleniş
bizde akletmek esas olandır.
yani övülen akıl değil, aklın fiilidir.
akılla
akletmek farklı şeylerdir.
meczup söylendi
“akıl’’ onları kurtuluşa erdirmeyecek
“akledenler” rahmete ulaşacaklar.
“akletmiyor musunuz”diyor ya aziz kitap
onu derim dedi
sonra
hayret eden bir edayla
okumak
kişinin kendi ihyası içindir
öyleyken
ibrikçilik kadim bir meslek olmuş
farkında mısınız?
dedi sustu…
Yorumlar
3