sahi allah’ı kula şikayet etmek de ne oluyor?


"eee daha daha nasılsınız?" sorusu varsa oturulan bir mekanda
kesin muhabbet sıkıntısı vardır.
özellikle yeni tanışılıyorsa ortama bir kasvet çöker sormayın gitsin.
o ara misafirler arasında
konuşkan muhabbet açan birisi varsa eğer
can kurtaran adam gibidir!
feda eder kendini ve atar ortama sözünü...

peki dost ne zaman insanlar muhabbet sıkıntısı çekmez derseniz
en bilindik olanın,
ortak can yakıcı ekonomik krizlerdir.
"muhabbet hiç açamam abi valla"
diyen kişinin bile bülbül olduğu zamanlardır.
sanki karşımızda olan arkadaşlar uzaydan gelmiş hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi
benzer yaşadığımız zam, enflasyon, işsizlik, mazot, benzin, ne olacak memleketin hali, halimiz diye başlayan ve tekrar eden bildik konuşmalar saçılır ortama.

işin ilginç tarafı ekonomik krizlerin
fakiri daha fakir ederken
toplumun bir kesiminin zenginliğine zenginlik katmasıdır.
mesela şu an yaşadığımız ve çin işkencesine dönen krizimizde
ülkenin çok büyük bir kısmı hesap edilmemiş paralar kazanıyor olması gibi..
ihracat rekor kırılıyor,
organize sanayiler, tedarikci, esnaf serbest meslek erbabı
"işimi yaparım abi" diyenler yani krizden etkilendiği falan yok.
aksine enflasyondan mazeret gösterip sabah akşam zam yaparak kazanç sağlayan
bir büyük kesim de var...
yani en azından enflasyonu maliyet üzerine koyarak satış yaptıgı ne varsa
kazancını, daha doğrusu alım gücünü koruyan kalabalıklar işte.
ki hiç az değiller.

sıkıntı sadece ücretli olan kesimlerde.
özellikle evde tek eşin çalıştığı kesimler ciddi zorlanıyorlar.
2 maaşlı olan ücretlilerde 3 beş yıl önceki konforlarının olmaması nedeniyle
küskün üzgün ve kızgınlar.
arabanın modelini yükseltememek, tatil planında aksamalar kasarmı adamı kasar!

böylesi durumda ne yapılacağını söylemek gibi niyetim yok.
ben tuzu kuru olanlardanım. yani serbestim abi, ücretli değil.
dolayısıyla
krizden bire bir etkilenen insanlara şöyle yaparsanız sanki iyi olur vs demem, diyemem.

ama şu kadarını söylemek isterim;
2 kişi bir araya geldiğinde kişinin rızkı tek muhabbet yakınma ve
şikayet haline dönmüşse eğer
ki
şu anda dibine kadar bunu yaşıyoruz;
nizipli "dede efendi’nin" dediği aklıma geliyor...
kim mi o?
nizipliler bilir, dileyen sorsun, öğrensin.

1 aydır odasından çıkmayan, dışarıya başını dahi uzatmayan dede efendiye
kendisini çok seven manevi evlatlığı merak edip
"dede efendi ne hayır odana kapandin, yapacak bir şey var mı bizim" derken
yıl 90'lardır…
yani ekonomik krizin çok olduğu, devalüasyonun yüzde yüz olduğu,
bir gecede yarı yarıya fukaralaştığımız türkiyesidir...

der ki dede efendi;
sokağa çıktığımda
bilmem neyine ne yaptığım adamları konuşunca koro halinde
sadece rızkını ve ekonomisiyle ilgili
dertleri ve tasalarını, fukaralıklarını konuşuyorlar.
esasında yaptıkları birbirine sadece
allah'ı şikayet etmekten başka bir şey değil.

off offf!

ilginç gelmişti bana duyduğumda. ekonomik kriz bahane edilip
ve azalan rızıklarımız konuşulurken şikayet edilen sahi kim oluyor ki?
tek suçlu hükümetse eğer,
"göklerde olanın kararı" ve
"kendi ellerimizle kazandıklarımız"
dikkate alınmıyorsa
seçimler gelince daha iyisi varsa hiç düşünmeden göndeririz.
önceki hükümetler gibi...

ayrıca herkesin yaşayıp durduğu ve hissettiği zammı, fukaralığımızı tekrar tekrar tek gündem etmek moral mi veriyor bize? hayır!

daha önemlisini söyleyeyim bitiriyorum;
çok geniş bir kesimin durumu gayet iyi.
hani evi ve arabayı yok sattıran kesimler işte...
onların da
bu ücretli arkadaşlarla aynı koroya katılacaklarına
dar gelirli ile birlikte şikayet edeceğimize
infaklarımızı arttırma zamanı olduğunu söylemek isterim...
hoyrat harcamaları kısıp,
denizi, tatili, kendi çapımızda yatırım için alınan ev, arsaları, arabaları
lokantalarda yemek lükslerimizden bile vazgeçip
en yakınımızdan başlayarak eş dost yardım etsek daha doğru olan
o değil mi?

daralan rızkımız nedeniyle allah’ı kime şikayet ediyoruz?
bunu düşünme zamanı geldi gibi sanki...

haydi dostlar.
krizden en az etkilenen kesimler olarak infak yapmanın tam zamanı.
allah hayrınızı kabul etsin.

mızmızlayıp durmayalım.
ayıp oluyor!

cennet ceplerimizde saklı. valla!


Not;  yazılarımın, dilediğiniz kısmı dahil, dilediğiniz şekilde dostlarınıza ikram etmeye açıktır.

Paylaş