mücahitler müteahhit olmuş!
ülkeler için sağlık hizmeti
en önemli gelişmişlik parametresidir.
öyle olduğu halde hasta yatak sayılarına bakın,
sonuçta nüfusa göre onbinde oranlara tekabül eder.
insanlar çoğunluğu sağlıklı hayatlarını devam ederler.
suç oranlarına bakalım,
hapishane ve yatan kişi sayı da nüfusa göre değersiz rakamlardır.
suç işleyenler, temiz insanlara göre oranı yok denecek kadar azdır
ticari hayata bakın lütfen;
milyonlarca insan her gün sanal ortam dahil alış veriş yapar ve
yapılan ticaret de
mutsuz olan, kandırılan oranı küsüratlıdır..
yani doğru, temiz ticaret yapan milyonlar vardır.
trafik işte,
milyonlarca araba trafikte ve kurallara uyarlar.
hoyrat şöför kaynaklı kaza günlük esasında ne kadar azdır.
bütün kötülük diye bildiğimiz ne varsa
insanlar arasında yaşanır durur ve
bu toplumsal alandaki nüfusa oranı hep çok azdır.
öyleyken
toplumsal birliktelikteki bu ve benzeri olumsuzluklar sayısal çok az olsa da,
oranına göre etkileri toplumda çok fazla olur.
çünkü insanlar kötü olanı konuşmayı ve yaymayı daha değerli bulur. ilginç!
konuşulan, reklamı yapılan ‘kötülük’tür.
bu durum
iyilerin çok olduğu ve iyiliklerin esas olduğu toplumsal hayatı
adeta felç etmesinin sebebi olur.
çünkü kötülüğün korkusu ve sesi, iyiliği bastırır da ondandır.
kötünün dedikodusu toplumda hızla yayılır ve
sanki insanlar her an yaygın olarak
aldatılıyor veya
kötülük işleniyor sanırsınız,
insan ilişkileri güven üzerine bina edilir.
her bir suistimal edilen ilişkinin
gündem olması
sadece ilgili kişiye güvensizlik oluşturmaz.
daha kötüsü dost;
kötülüğün,
toplumdaki herkes tarafından yapabilir anlayışına sebep verir ki
bu onulmaz yaralar açar insan ve toplum üzerine.
‘ege’li bir arkadaşım,
‘amcasının, marketlerden aldığı ucuz zeytinyağlarını,
artistik şişelere koyup, tıpa ve çuval ipiyle bağladığını ve
yol kenarında araba arkasında şehirli tatilcilere satarak
bir yazda kalan zamanda yetecek kadar para kazandığını söylemişti.’
yazıyordu
twitter'da bir paylaşımcı...
keşke bilmeseydik.
aksine insanları kandırmayan, hak hukuk gözeten
ege’li dürüst köylü sayısı,
kandıran köylüye göre hesapsız fazladır.
dürüst olanlar gündem edilmez ama...
her şey öğrenildiği gibi,
şüphe etmek de öğrenilen,
yani tecrübe edilen bir yaşam pratiği oluverir.
kişiye veya topluma yerleşen bu şüphe rahatsızlığı öylesine
etkilidir ki;
‘yenilen kazıkların toplamına tecrübe işte’ diye darbımesel olur halk arasında.
bu hal, yani tecrübe denilen kötüye olan muhataplık
şüpheleri tetiklerken, kişiyi duygusuz yapar.
çevremizde şahit olduğumuz bir çok olaya karşı tepkilerimizi bire bir olumsuz etkiler.
kalbini şüpheye teslim etmiş olanın hali;
acımasız,
bir o kadar da duyarsız bir kişiliğin mazereti olarak kabul görür.
Her bir kötü tecrübe profesyonel olmaya atılan küçük küçük adımlardır.
kronik şüphecilik;
hastalıklı güvensiz kişilik oluştururken
hayatı öylece tartar, değer verir ve ilişkilerde kötü bir hayat pratiği oluşturur
halbuki, toplumda insani ilişkileri canlı tutan şey güvenmek üzere olan bağdır.
bugünlerde çok duyduğumuz;
bizim mahallede
‘mücahitler müteahhit! olduğu’
islamcılığın bittiği,
müslümanların ... falan diye başlayan,
öldük, bittik diye sonuca bağlanan yazı ve konuşmaların, şikayetlerin
hepsine bakın
yaygın olan bir gerçekliği falan yok.
dile düşüren, yazan arkadaşlar tertemiz, diğerleri…
ah ki ah!
ayrıca, bunu konuşmanın yararı da yok.
hayatta
iyiliği çoğaltmak için
yani
‘selam'ı diyorum dost;
etrafımızda görüp durduğumuz,
sayısız iyi insanları ve iyiliklerini ve
çok değerli işleri bahsederek, göstererek konuşmakla mümkün.
umut vermek lazım diyorum dost.
umut...
birkaç kötü örneği
genele şamil kılıp kötülüğün propagandasını yapmak
kime ne yarar sağlar ki…
müslümanlar bu ülkenin de dünyanın da
tek umudu...
çölde kaybolmuş ve susuzluktan ölmek üzere olan adama
yardım etmek için devesinden inen
ama
güvenmesi nedeniyle boşta bulunmasından faydalanan ve
devesini alıp kaçan,
çölde adeta ölüme terkedilen kişi
her şeye rağmen
hırsızın arkasından bağırıyordu;
‘ey arsız olan, yaptığın kötülüğü kimseye anlatma
ki,
sonra çölde kaybolanlara kimse yardım etmez...
ey yolcu
şüphe kalbi bir rahatsızlıktır
insanı da toplumu da yer bitirir
güvenmek esas olandır.
güveni sarsacak ‘az olan kötüyü’
diline
dolama
ki
şüphe toplumu olmayalım...
sen “iyi” olanı
‘selam'ı’
yaygınlaştır...
Not; yazılarımın, dilediğiniz kısmı dahil, dilediğiniz şekilde dostlarınıza ikram etmeye açıktır.
Yorumlar
8