FİŞİ ÇEKİNCE

 

ayağındaki bağı fark edenler yola düşmek için doğrulanlardır.
esaret altında olanların
özgürlüğe yürüyebilmesi için
önce nereye doğru sürüklendiğini fark etmesi
sonra kendini kuşatan ne varsa onlara karşı direnişinden geçer  

kalabalıklar
akıntıya kapılıp giden hayatlardır.

kalabalıkların aktığı yerden dalar ya
hayata insan
aynı korkular, benzer zevkler ve
bağımlılıklar işte...
hazların ve bağımlılıkların estiği yerlere yelkenlerini açan kişiler
nefislerine direnebilseydi
bir süre sonra yolun neler getirdiğini görecekti.
bu direnci gösterebilecek olan insandır ve
özeldir
ve Allah’ın kendine seçtiği arzdaki varlıktır

bağımlılıkların en kötüsü yaşanan zamanlarda
dijital bağımlılık desek herhalde yanlış olmaz.
sanal dünyanın çöp olan neyi varsa
insanın burnuna gelip dayandığı
ve bağımlılık yaptığı şeylerden bahsediyorum.
bağımlılıklarımız işte.

yaşanan modern zamanlarda en şiddetli bağımlılık belki,
elimizden düşmeyen
taşıyıp durduğum telefonlardan bahsediyorum.
albenisi olan renkli çekici hayatlar.
Bebeklerden, ihtiyarına kadar
kim varsa içine çekip alan, yutan

dijital dünyalar…

öylesine kaptırır ki insan
ne bileyim yaşıyoruz, bilirsiniz,
sizi etkileyen, dikkatinizi çeken
güzel dediğiniz ne varsa
eşsiz bir manzara mı desek, ilginç bir tablo, sanat eseri
veya
sazına vurduğunda mızrabı
arkada bırakılan ana, yar, evlat  
ne varsa gurbet olanı hatırlatan, ağlatan
bir sanatçının türküsü mü desek işte
görür, duyarsınız şahit olursunuz ve
onun keyfini
hem de damıtarak çıkarılması gereken anlardır
tam da o anda
elindeki telefonu açıp canlı yayına geçen,
resimleyen paylaşan bir varlıktan bahsediyorum

söyleyin Allah için,
neyi fark edebilir ki insan böylesi oburlukta...
tekrar edilen ve ezbere yapılan ve hiç bir derinliği olmayan
ha! sörf mü diyorlardı, yüzeyde
gezinti yani
o kadar...
geriye kalan sadece yorgunluk, bezginliktir.

mikroplu günlerdeyiz.
evlerimizdeyiz,
dört duvar arası bize ait olan yerler
pencere ve kapısı olan ve girene çıkana sınırı olan yerler var ya.
ha orası...
kapıdan pencereden yan bakana dahi izin vermediğimiz,
mahrem olan var ya...

siz öyle sanın.

el kadar bir telefondan sayısız pencereler açılır evlere yabancı dünyalardan.
Oyunlar, filmler satıcılar, onlarca üye olunan gruplar falan
destursuz girerler mahremimize.

ama onlar bizi görmüyor ki!
Diyorsunuz...

biz görüyoruz yetmiyor mu...

İradeydi bizi farklı kılan ve diğer varlıklardan ayıran.
hazza gözünü diken zihinlerimizi,
yeri geldiğinde o haz nesnesini uzaklaştırabilmek gerek.
Arzularına, bağımlılıklarını dur diyebilmek
aklımızı çeldiren,
gözümüzü ve kulağımızı meşgul eden ve kalplerimize bir nokta olarak izler atan
böylece tutkuların esiri yapan ne varsa  
uzak tutmak
ha!,oruç gibi işte,
nefs terbiyesi diyorlar

bunun için uzun süre beklemeyi bilmemiz gerekir.
beklemek
sabırla beklemek
ne olacağını bilmek için beklemek.

fişi çekince

yaşanan ve ayrıntı olarak gözümüzden kaçan sayısız
olumlu olumsuz olan ne varsa fark etmeyi sağlar.

bakılan ama fark edilmeyen onca şeydir birden göze görünecek olan.

dinleyince insan kendini
nice güzellikler vardır ayrıntıda gizli

bir de,
bir o kadar önemli olan ne biliyor musun dost;
kusurlarınızı görürsünüz
kendinizdeki
kusurları görmek var ya
insan olmanın ve mesafe katetmenin
yolda en önemli safhasıdır.

yeteneklerimiz kadar
kusurlarımızdır bizi tanımlayan.

yolda giderken
o ara kusur olanı bilmek ve tamir etmek
ilerde küçük bir çatlağın kocaman yarıklar olmasını önler.
nasıl diyelim;
zamanında, motora segman atarak
motor rektefiyesini önlemek gibi,
dişe dolgu yaparak
kanal tedavisine dişin gitmesine
engel olmak gibi,
küçük bir çiziğe pansuman yaparak ölümcül yaralara engel olmak gibi...


ey yolcu

ramazan ayı muhasebe ayıdır.
oruç; aç kalmak değildir ki...
mideni boş bırakırken
hayatı dijital kirlilikle boğmadan yavaşlat.
bırak boş kalsın anın...
hayatı doldurmadan
iç dünyamıza bakabilmek
önceliklerini, olmazsa olmazlarını gözden geçirmek önemli.
böylece
daha anlamlı olan bir hayatı dizayn etmek mümkün

varlık aleminde
var olma amacımızı bilme imkanı sağlar

belki...

 

Not;  yazılarımın, dilediğiniz kısmı dahil, dilediğiniz şekilde dostlarınıza ikram etmeye açıktır. Her hakkı okuyucuya aittir.

 

Paylaş