‘din’darlık meze olunca!
masası çok, müşterisinin kapısında sıra beklediği bir lokanta varsa
dikkat ettim ana yemek öncesi masaya oturur oturmaz
genç bir garsonun kocaman bir tepsiyle masayı yeşillik ve meze ile donattığını görürsünüz.
yemek gelinceye kadar o ara siz aç olmanız sebebiyle
yağlı lavaşla yavaş yavaş atıştırırken
masada eksilen küçük tabakların siz söylemeden yenileri gelir.
birazdan arkasından gelen etler
şişler vasıtasıyla ana yemek olarak servis edilir.
normalde burun kıvıracağınız tatta olan kuzu şiş verilen
bol meze görüntüsü arasına karışmıştır.
çok değil üç beş gidişte bu tatsız tuzsuz etin yenmesinin sebebinin
ikram edilen otlar nedeniyle olduğunu anlar ve işletmeyle hızla aranızı açar
bir daha gitmezsiniz...
dost haydi şu ‘din’darlığın meze olmasını konuşsak sanki iyi olacak gibi.
bakmayın öyle ne alaka diye!
dindarlığımız sanki ana yemeği kötü
ama mezelerle arayı kapatan lokantanın hali gibi. valla!
müslümanın hayatında esas öncelikli olması gereken hal ve davranışı ötelenmiş,
yemekteki esası teşkil etmeyen
meze misali ne varsa öncelikli hale geçmiş.
bakıyorsun adamın haline libas, takke, sakal, tesbih
konuşunca ayet, hadis ve dahi siyasi duruş bile var
kahrol israil! gazze canımız vs bayrak sallamalar işte
ama aynı dindar görüntüsü olan bir kesim kime temas etmiş, yakınlaşmışsa
özellikle ticaretinde etrafına üzüntü sebebi olmuş.
o ikram eden, güler yüz sahibi, kibar, hatta yardımsever kişi
bakıyorsunuz iş, ticaret, alışveriş, para olunca adeta canavarlaşıyor
illa ki muhatabına taşkınlık yapacak bir ihlal yapıyor, hakkına giriyor ve güveni bitiriyor.
ki güvenmek, emin insan olmak dinin en önceliği olduğu gerçeği varken.
eminliği bitmiş güven sarsılmıştır.
olan sadece kişinin adının kötüye çıkması değildir.
daha da kötüsü dindarlara
kalabalıkların ileri geri konuştukları, büyük bir taşkınlığa sebebiyet verilmiştir.
dost bir çok şeyi tamir etmek mümkündür.
ama güven zedelenmiş ve sarsılmışsa yeniden güvenmek,
emin olmak adeta imkansızdır.
sözü de daveti de dindar için kıymetli yapan kişinin emin olmasıyla mümkündür
bunu sağlayan şey de günlük hayatta temas edilen insanların bizden bahsederken
bırakın dört dörtlük adam demesini
‘zor adam, kıl adam, ters adam hatta sevmem kendisini’ falan velev ki dese bile
“ama hakkını yemeyelim
dürüst, emin, güvenilir adam” diye eklemesi dindarlığın olmazsa olmazdır.
“yoksa siz bana güvenmiyor musunuz? ben göktekilerin bile emîniyim” demiş, aziz peygamber.
(Buhârî, “Meġāzî”, 61);
diğer bir rivayete göre ise, “bana siz güvenmezseniz yeryüzündeki insanlar hakkında hiç Allah güvenir mi?” karşılığını vermiştir
(Buhârî, “Enbiyâʾ”, 6, “Tevḥîd” 23; Müslim, “Zekât”, 143, 144).
kur’ân-ı kerîm’de; nûh, hûd, sâlih, lût ve şuayb kıssaları anlatılırken
her birinin “kavimlerine gönderilmiş emîn elçiler” olduğu belirtilmektedir
(eş-şuarâ 26/107, 125, 143, 162, 178).
hz. mûsâ da firavun ve adamlarına hitaben,
“ey Allah’ın kulları! bana gelin, doğrusu ben size gönderilmiş emîn bir elçiyim”
(ed-duhân 44/18) demiştir.
diğer taraftan mısır hükümdarı hz. yûsuf’u yüksek bir mevkiye getirmek isterken ona,
“bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve emîn birisin”
(yûsuf 12/54) diye güvenini belirtmiştir.
bir derviş tarafından kanadı kırılan kuş
hz süleyman’a şikayette bulunur.
“kanadımı kırdı bu derviş” diye...
hz süleyman “niye kaçmadın ki, uçsaydın
ya!’’ işte der
kuş “ah ki ah!
uçardım ve kaçardım. avcı olsaydı işim kolaydı, tanırım onu!
ama “derviş’lik hırkası” giymiş, bundan zarar gelmez diye düşündüm,
kaçmadım efendim demiş.
bunun üzerine
hz süleyman “kısas uygulayın ve derviş’in kolunun birini kırın” demiş,
o ara kuş araya girmiş ve “kolunu kırmayın efendim,
derviş hırkasını çıkarın onunla kandırıyor” diye rica etmiş
evet tam da dediğim bu işte...
dindarlığı vitrinde gösteren, şeklini şemalini dindar olan
hatta dinin birçok ritüelini üzerinde gösteren ama
sosyal ilişkilerinde güven bunalımı ortaya saçan kişinin verdiği zarar
kendisine, topluma ve dine tarifi imkansızdır
ökkeş tatlı bir tebessüm eşliğinde
“mahir usta çek bir buçuk kuzu şiş
adam gibi olsun!
meze vermesen de kabulümüzdür”
dedi sustu…
Yorumlar
2