başkan olsa ne olur, reis olsa kaç yazar!

hem ulu olacaksınız hem önder, hem de türklerin atası!
zor iş valla!
mesela, hem milli olmak ve bir de şef olmak da kolay sayılmaz.
ulu hakan da öyle.
cennet mekan fatih sultan hazretleri de olmak öyle kolay değil yani...
başbuğ mesela, herkes alamaz isminin başına böyle bir takıyı.
masum takısı olanlar vardır ki, onlar tam bir erişilmez kişiliktir. sonra;
şeyh efendi hazretleri kuddise sirruh
sırları bilen adam falan...
bir de çağın harikası olan adamlar vardır. yüzyılda bir gelenler işte.
öyle derler. bediüzzaman takısı gibi.
reis takısı da unutulmasın lütfen… popüler bugünlerde...

hoca daha mütevazi duruyor, malum.
ama yine de ismin başına gelince iyi ünvan, valla!
bir de kurumların verdiği unvanlar var,
hani pek beğenerek olur olmaz her yerde
isminin başında okunan, söylenen
profesör takısı işte…
veya ordinaryüs profesör
of ki of.
söylemesi bile zor. ordinaryüs! adam duyunca takıyı altında eziliyor valla.
hatırlayın, allah rahmet etsin, mekanı cennet olsun
profesörrrr necmettin erbakan diye anons edilirdi seçim meydanlarında...

devam edelim,
bir de bazı  isimlerin sonuna, başına getirilen kısaltılmış harfler vardır
hz, ks, rh vs. falan bilirsiniz.

ne okuduk şimdi. bir daha şöyle bi bakın lütfen..
tarihe mal olmuş, yaşamış  veya yaşayan
kimi inanç ve grupların veya mili olan
dinli /dinsiz fark etmez aralarından çıkmış veya
uzaktaki olanlara
gönlü düşmüş kişilerin isminin önüne arkasına koydukları çok özel ayırt edici  bazı takıları okudunuz. öyle çok ki!
hatta bazılarının size yakın olduğunu düşündüğünüz kişiler aklınıza geldiği için saygıyla selam ettiniz bile...

baştan söyleyeyim dost:
kimsenin büyük bildiğine saygısızlık,
kutsadığına kötü sözüm olmaz, olmamalı, bize yakışmaz.
lütfen bi soluklanın
klişe olan biriktirdiklerimizi, mümkün olduğu kadar uzak tutun ve öylece okumaya çalışın.

elbette ben biliyorum
çoğu bu kutsal takıları sonradan  o kişilere takipçileri, sevenleri, müritleri yakıştırdı.
"atam izindeyiz" falan işte…
sadece bu kadar olsa valla çok masum kalırdı.
esas kişiler üzerinden ideolojiler peydahlandı,
mezhep ve meşrepler kuruldu, cemaatlar oluşturuldu.
milletler, ülkeler yeniden inşaa edildi.
“10 yılda 15 milyon var ettik” falan…
bütün bunların yapılabilmesi için de elbette çok ama çok saygıdeğer
dokunulmaz, söz söylenmez, kişilikler olması gerekirdi
ki
bağlıları körü körüne saf tutsun
yıkılmaz kaleler inşaa edilsin.

bu kişilerin çoğu gerçekten çok özel insanlar ve saygıdeğer kişilerdi
öyle, ama inanın
“kutsal” falan değiller be dostlar!
insan sonuçta.
ama kutsal davalar! için kutsal kişilikler lazım ya(!) uğruna ölünecek,
mal mülk harcanacak...

anladınız işte...

bu “aşkla,”
bu “bağlılıkla”
ama
“sorgulamadan” inşaa edilen birliktelikler nasıl oluyor peki diyorsanız

o zaman buyrun;

sayın, işin en başında
kişiyi ayırt edici en basit ve masum olan ismin önüne eklenen "ek" iken,
en sondaki ve en abartılısı
şia mezhebine mensup arkadaşların
“12 imam"larına verdikleri "masum"luk payesidir.
ne acayip bir şey!
aziz olan kitap okunur dururken, ehlibeyt sevdası olandan bazıları
bir “inanç sistemi’’ kurma adına
siyasi bir kişiliği
dini bir kişiliğe yükselmek ve aman ha! üzerinde tartışma olmasın diye de kutsamak için "masum imamlar" icat etmek var ya!
valla insanın “dinine!” kendi eliyle neler yapabileceğinin en açık örneğidir.

“ehli sünnetçi" olmayı çok önemseyen arkadaşlar,
uzaktan mutlu olmuş bir halde baktınız
hoşunuza gitti herhalde.
haydi birazda bizden konuşalım o zaman

şia'nın sahabeye haksız ve terbiyesizce kabul edilemez hakaret ve küfürleri nedeniyle
bizim ehli sünnet haklı gardını almış sahabeye sahip çıkmış
ama
şia kadar olmasa da ona yakın
sahabe üzerinden kutsallar üretmiş...

şianın 12 masum imamı var
peki ona karşı ehli sünnetin sahi!
kaç tane yanlış yapabilir diyebileceğimiz "sahabe"si var.
maşallah hepsi yıldızlar gibi!
yüzbin mi neydi!
peki,
en iyilerimizden biri olan hz ömer'e
şu konuda da
yanlış yapmış diyebilecek imkan var mı?
çünkü kutsadılar.
çok büyük, çok değerli adamlar olması değil
elleri öpülesice olmaları değil benim bahsettiğim
sahabenin yapıp ettiklerini adeta masum yaparak konuşulmaz yapmak.
peygamber hariç,
hariç diyorum çünkü o seçilen ve kutsal olandır.
öyleyken bile, dizi dibinde yetiştirdiği arkadaşları: siyaset, savaş, tarım vs. gibi konularda peygamberin söylediğine bazen
ya resulullah, bu senden mi?
yoksa
allah'tan mı?

diye soracak kadar kadar da çok özel insanlardı.
sahabe dahil bütün insanlar eleştirilmeye, sorgulanmaya açıktır,
çünkü insandır dost, insan yav!

olmadı mı? şöyle gelsin o zaman;

"ey ömer," diyordu ihtiyar kadın oturduğu yerden.
cumaydı ve kadın erkek aynı mescitte aralarında perde olmadan müminlerin emirini dinliyorlardı.
sonraları kadınlar camiye cumaya gidemez olunca, bir de perdeler arkasına atıldılar ya! ona vurgu yaptım!
ilginç: kadınları mescide gelmesine yasak getirmek isteyen de hz ömer’di.
emirdi işte. en iyilerimizden biriydi.
o kadar.
allah'ın arzdaki gölgesi falan değildi.
o ünvanlar sonraları çıktı.
eee nerde kaldık.
ihtiyar kadın yüksek sesle
“ya ömer! allah kitabında mehire sınır koymazken, allahın resulu buna
karışmamış ve sınır koymazken,
sana ne oluyor da
kafandan yasaklar sınırlar çiziyorsun bakalım!’’
onca sahabenin seçkini orada
sesleri çıkmıyor, bir ihtiyar kadın hz falan diye gevelemeden
ya ömer! diye diye hz ömer'e ayar veriyor!
başı önüne eğilen hz ömer’di o ara…

"asrı saadet'in" tüm izleri capcanlı iken hem de
30 yıl içinde, 3 tane müminlerin emiri sırtından bıçaklanarak öldürüldü, sonra
en seçkin olanlar ordular kurdu
karşılıklı birbirleriyle ölümüne savaştı.
iki taraftan on binlerce müslümanın kanı döküldüğü halde
öne düşenlerin siyasi tercihleri konuşulmaz yapılıp kutsal hale dönüştürüldü.

hz osman, peygamberin iki kızıyla evlenen ve
çok özel değerli bir kişiyken
halife hz osman olunca
siyasi kişilik olunca diyorum
müslümanların siyasi tarihinin kırılmasına sebep verecek devasa hatalar yaptı,
ama biz ehli sünnetiz, sus bakıyım diye ağzımıza biber sürüldü.
muaviye’ye bile kıyısından eleştiriyi yasak ettiler.
dikkat ettiniz değil mi?
muaviye’nin başına "hz" eki yok..
oğlu yezid ve yaptıklarını hatırlamak yeter herhalde...

diğer yandan;
imam buhari, imam hanefi’ye “gavur” diyor.
valla çok ayıp!
başka  kocaman “imamların” ne dediğini söylemeyeyim!, can sıkar...

imamın "hadise" bakış açısı nedeniyle hem de…

dostlar, biz öyle taşkınlık yapalım demiyoruz ki!
hangi dönemin adamı olursa olsun benzer hatalar yapmamak için
hiç bir zırhın(!) korunmanın arkasına koymadan konuşmaktan bahsediyorum...
sadece bu karar uygun olmamış,
şu siyasi karar büyük zararlar vermiş ümmete falan! işte demek  
kutsal "takısı" olan taraftarlarının hışmına uğramanıza yetebiliyor...
 
derdim
bir anlayışı anlatmaya çalışmak dost,
derdim,
güzel insanları dilime dolamak değil. inanın allah'a hiç değil…

en üst perdeden
en iyilerimiz dahi
olsa yaptığı yanlış tercihleri konuşmak gerekir diyorum.
sonraki zamanlarda gelenlerin isimlerinin önündeki
“takısı’’
imam olsa, şıh olsa, fatih olsa,
ulu önder olsa
başkan olsa ne olur!
reis olsa kaç yazar!,

deyip seçkinlerimizi daha kolay konuşalım diye söylerim tüm bunları…

o zaman kim bilir;
hz osman’ın 3 gün bekletilip sonra
bozulan, kokan cesedinin yahudi mezarlığına gizlice 4 kişiyle gece yarısı gömülmesinin hayretini, öfkesini, üzüntüsünü yaşar,
kör kuyularda "devletin bekası!" için boğazlanan
çocuk şehzadelerin çığlığını! duyar
“10 yılda 15 milyonun” nasıl var edildiğinin hikayesi yüreklerimizi dağlar!,
dini hiçbir ilişkisi olmayan ve kabile taassubu ile savaşları köpürten
zihniyeti farkeder,
mezhep savaşlarında öldürülen kalabalıkların adı olur!
zır cahil adamların
oğul veya damat olması dışında
başka bir özelliği yokken “lider, şehy vs” olmasının ayıbı yaşanırdı…
…
…
… bildiniz işte !

 ah ki ah!

sorgulanamaz, eleştirilemez
kutsal yapılanın arkasından
illa ki birileri vardır ve
bilin ki; bir sistem kuruyorlar demektir.
dinli olur dinsiz olur farketmez arkasında da
illa ki bir güç vardır...
harcanacak olan insandır çünkü.

dindarlar için bu konu çok daha tehlikeli
bilirsiniz değil mi?
aziz kitap uzun uzun hristiyanları ve yahudileri anlatmasının en önemli sebebinden biri de, sanki
ifrat ve tefritin iki sembolü olan ve
tahrip olmuş iki dinin benzer anlayışıdır...
hahamlarını, papazlarını, siyasilerini, önderlerini,
kutsadılar, sorgulanmaz yaptılar sonra sapıttılar...


ben iyi bir bağlı mürit olurum,
mümin olurum
anlamam valla güç odağı, sistem falan, bilmem diyorsanız,
kendi küçücük mahallemde
tutkuyla!
aşkla!
bağlılıkla!
çalışır tabii/teba olurum.
sorgulamak neme gerek kafa karıştırır diyene
sözüm yok…

ey yolcu!

isimler önüne eklenen "kutsal" takılar
boynunu bükmesin!
surlarla çevrili mahallede
güvenle yaşamak yerine
sorgula ki
kıyısından
engin denizlere açılacağın mahallen olsun…

olsun valla!

Not;  yazılarımın, dilediğiniz kısmı dahil, dilediğiniz şekilde dostlarınıza ikram etmeye açıktır.

Paylaş