Saygıdeğer abicim, abi diyorum çünkü belli ki yaşınız benden büyük. Ama bu benim de hiç bir şey görmediğim, geçirmediğim anlamına gelmiyor. Mesele şu ki sorun sizin zamanında yediğiniz kuru ekmek meselesi değil. Fakirlik, yokluk, sefillik de değil. Mesele bir ülkenin yağmalanması. Sahiden bunu anlamakta neden güçlük çekiyorsunuz? Bu ülkenin altı, üstü, toprağı, denizi, ormanı, tarlası, fabrikası, bacası talan edilirken, üç beş müteahhite peşkeş çekilirken, tarımı, yemi, tahılı, unu, zeytini, yeşili, vadisi, vahası darmaduman edilirken hiç mi içiniz sızlamıyor? Anladık bu ülkenin kurulduğu temeller nedeniyle bu ülkeyi bir türlü sevemediniz, şimdilerde yere göğe sığdıramadığınız milli şairimizin yazdığı İstiklal marşı okunurken ayağa kalkmak bile sizlere zul geldi ama bu ülke insanını, coğrafyasını da mı sevemediniz? Ben mazottan, gübreden, ayçiçek yağından dem vururken siz sanıyorsunuz ki kendi fakirleşmemden yakınıyorum! Oysa benim tuzum da en az sizin ki kadar kuru be dost! Ama bu ülkenin hazinesi boşaltılırken, bizden sonrakilere mi bırakacağız bunca altını denirken Şam’daki valisinin zenginliğini sorgulayan Ömer, Ebu Zer aklıma geliyor. İnanın sizler böyle yaptıkça sözleriniz gönüllere işlemiyor. Hani bir zamanlar fakir ama gururlu bir genç vardı ya ok gibi saplanırdı cümleleri yüreklere, inanın onun gibi sizler de mazide kaldınız. Ne sohbetleriniz, ne yazılarınız, ne tefsirleriniz ne de hadisleriniz gönüllere işlemiyor artık. Çünkü sizler zulme gözlerinizi kapattınız. Zalimin belki tam anlamıyla yanında olmadınız ama karşısında da durmadınız! Selam ve dua ile.
okur kardeşim katkılarınız için tşk ederim.
yazıyı anlamaya çalışmanıza memnun oldum son bölümde yargılayıp muhatabını gömmeseydin iyi olurdu be kardeşim.
ne yani ülke işgal altında da biz meleklerin cinsiyetini mi konuşuyoruz sanki..
60 yaşım gelinceye kadar sayısız darbe, ekonomik buhran, hak ihlalleri gördük be dost.onun için bugün senin sıkıntı dediğin şeyi biz kulağımıza damla diye bile damlatmayız..kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum ben. azgınlıktan tüketmek dışında bir hikayesi olmayan, yıllarca hak etmediği bir harcama ve tüketim yapanlar böylesi zor günlerde yedikleri, içtikleri, harcadıklarına saysınlar..
ha! birde sakın allah bize kendini "hatırlatıyor" olmasın. birde öyle baksanız. iktadar da olanlara tüm suçu atıncaya kadar, bi zahmet kendimize baksak.
yanlış kocakarıya sesleniyorsunuz. bir daha okusanız yazıyı.
Hocam yazılarınızı bazen okuyorum, bir daha okuyorum, tekrar tekrar okuyorum. Acaba yazar burada ne demek istemiş, mesaj mı vermek istemiş, günümüz gerçeklerine mi değinmek istemiş, yoksa nasıl olur da etliğe sütlüğe karışmadan, şişi de kebabı da yakmadan kendimce bir aklama, bir güzelleme mi yapayım demiş diyorum, onu da tam olarak diyemiyorum. Kısacası ne demek istiyorsun sayın hocam? Memleketin altı üstüne gelmiş. Vatandaş arabasına benzin, kilerine yağ koyamaz hale gelmiş, ülke üç beş müteahhitin çöplüğü haline gelmiş, nas var denmiş her şey ikiye katlanmış ama sonra ne hikmetse o nas unutulmuş ama kalan iki katında gene kalmış. Bütün bunlara rağmen vardır bir bildiği çünkü Hudeybiye’de rasül danışmamış mı diyelim? Peki biz bunları diyelim de siz mahşerde ne diyeceksiniz? Ömer’i asasıyla düzelten kocakarının karşısında hiç mi yüzünüz kızarmayacak?
Yorumlar
3