Kütüphanesiz Okul Kalsın

Milli Eğitim Bakanlığı, “kütüphanesiz okul kalmasın” kampanyası başlatmış, bir nevi seferberlik halinde, her okul için bulup buluşturup kütüphane kurmaya çalışıyor, müdürleri, öğretmenleri dürtüyor.
 
8 Mart 2022 tarihinde basına yansıyan habere göre, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Kütüphanesiz Okul Kalmasın Projesi başlamadan önce öğrenci başına düşen kitap sayısının 1,6 olduğunu, "İnşallah bu projenin sonunda öğrenci başına düşen kitap sayısı tüm Türkiye'de 7'ye çıkacağını” ifade etti.
 
Niyet halis olsa da yol yordam yanlış olursa maksat hasıl olmaz. Bilinçle hareket etmek lazım. Kaş yapayım derken göz çıkartılması pek muhtemeldir. Pek çok iş için geçerli olduğu gibi bu iş içinde iyi niyet gerekli ama yeterli olmaz.
 
Kitapla, okumakla kurulacak ilişki, ilk karşılaşma, buluşma sağlıksız olursa, çocuklar kitapsever olacaklarına tam tersi, kitaptan nefret eder hale getirilirler kolayca. Bu işin temelinde bilinç ve sahih bir sevgi olmalı.
 
Halk kütüphanelerinde kitap sevmeyen memurlara çok defa rastlamışımdır. Ortalama bir okurdan daha az kitap ve okuma kültürü olan birini kütüphanede istihdam etmek sakattır. Üniversitenin ilk yıllarında İBB'nin Taksim'deki meşhur Atatürk Kitaplığı'ndan kitap almak için görevliye sormuştum: “Ali Şeriati'nin kitapları ne tarafta?” Görevli bilgisayara bakıp “yok” demişti. Şaşırmıştım. Nasıl yani, Ali Şeriati gibi bir yazarın kitapları böyle büyük bir kütüphanede nasıl olmaz? Eyvallah, deyip gitmeyip, bir daha sorunca, görevlinin Ali Şeriati adını hiç duymadığını, ilk kez benden duymakta birlikte, duyduğunu da (Ali Şeriyatı veya Şeriatı şeklinde) yanlış yazdığını anladım. Ali Şeriati'yi, Haruki Murakami'yi, Umberto Eco'yu, Irvin Yalom'u, Selim İleri'yi filan tanımayan biri kütüphanede değil başla bir dairede çalışmalı.
 
Her kurumda kitaplara sevdalı, kitap kültürü yüksek, sıkı okur olan biri, öğretmen veya idareci tayin edilmeli. Kütüphaneler bu insanlar eliyle tesis ve idare edilmeli.
 
Kütüphane, “ne verirsen elinde o gelir seninle” diyerek, Allah rızası veya cumhuriyet idealleri için sağdan soldan toplanan ne idiği belirsiz kitaplardan oluşturulmamalı. İnsanı okumaktan soğutan, özensiz yazılmış basılmış, kaliteden yoksun, sırf popüler veya ucuz diye bir dönem satın alınıp kenara atılmış kitaplardan kütüphane kurulacağına, hiç kurulmasın daha iyi. Kütüphanesiz okuldaki çocukları en yakındaki nitelikli bir kütüphaneye taşımak çok daha sağlıklı sonuç verir.
 
Her yaş için geçerli olmakla birlikte bilhassa okul öncesi çağı ve ilkokul öğrencileri için seçilecek kitaplar kesinlikle çok nitelikli olmalı. Bu konuda profesyonel destek alınmazsa sonuç facia olur. Hangi yazarın okunacağı kadar, okuma serüvenine o yazarın hangi kitabı ile başlanacağı, dahası o kitabın hangi yayınevince basılmış olanının tercih edilmesi gerektiğinin bilinmesi de önemli. Çeviri metinlerde kitap kadar mühimi onu kimin, nasıl tercüme ettiğidir, mâlum. Çocuk kitaplarında resimleme, kapak tasarımı, kağıt kalitesi en az metin kadar özen ister. Etik kadar estetik de dikkate değerdir.
 
Bakan Bey rakamlara vurgu yapıyor. Buna yetmez ama evet diyemeyeceğim. Öğrenci başına saçma sapan 7 kitap düşeceğine nitelikli bir kitap düşsün, sorun olmayacağı gibi hayır da olabilir. En azında elde okumaktan, kitaplardan soğutulmamış bir neslin varlığından emin olabiliriz.
 
Halen bu gibi hatırlatmaları yapmak gerektiğini utanarak yazıyorum: Kütüphane kurarken yazarların eserlerinin niteliğine bakmak gerek, dinlerine, siyasi görüşlerine değil. Orta halli bir kütüphanede Nazım Hikmet'ten veya Necip Fazıl'dan birkaç kitap yer almalı ama birinin veya ötekinin tüm kitaplarını raflara doldurmak doğru değil. Norveçli, Japon, Hintli, Şilili önemli bir isme hiç değilse bir kitapla kapı açamayacaksanız, sırf “bizden” veya “yerli ve milli”dir diyerek bir yazarın öncelik arz etmeyen veya yetersiz kitabına yer verilmemeli. Okurları yormamak, kuru kalabalık içinde boğmamak gerek. Az ve öz. Merak eden, çok sevenler daha geniş kütüphanelere gidip o yazarın bütün eserlerini okurlar gerekirse.
 
Okurluk bir sanattır. Kütüphane kurmak da öyle. Dolayısıyla iş bilmez ellerin kuracakları kötü bir kütüphane ile çocukları, gençleri kitaptan, okumaktan soğutacaksanız, gölge etmeyin, başka ihsan istemez. Varsın okullar kütüphanesiz kalsın. Hiç değilse elde kitaba karşı önyargısız gençler kalsın. Belki kendileriyle tanışırız.
Paylaş