İnsan, yaşamı boyunca belirlediği amaçlara ulaşmak için çabalar. Küçük veya büyük olsun amaçlar insan yaşamında olmazsa olmazdır. Sürekli değişen, ulaşılan, bazen elde edilen ancak yetinilmeyen, belirlenen yeni cilalanmış hedefler, yeni baştan başlamak, sayısı belirsiz başlangıç noktalarından yola çıkmak, yorulmak ve tekrar ayağa kalkmak, yönelmek, elde etmek için uğraş vermek, doyumsuz bir hayat sürmek, çırpınmak... Evet insanın, özellikle modern insanın yaşam döngüsü tam manasıyla budur.
Bazen bir işe girmek, işinde üst seviyeye gelmek, işinde emeğinin daha net olarak karşılığını almak için çaba sarf etmektir amaç. Bazen iyi bir eve sahip olmaktır. Bazen elde etmek istediği birşeylere ulaşmak için çabalamak; elde ettiğinin daha fazlasını hak ettiğine inanarak yeni amaçlar belirlemek ve yeniden başlayarak yeni adımlar, yeni yorulmalar, yeni koşuşturmalar eşliğinde amaca yönelik yaşam sürmektir insanın gayesi. Bazen insanın amacı evlenmektir. Bazen evlendikten sonra bir çocuğa sahip olmaktır ya da çocuğunu daha iyi bir yaşamda görmek istemektir. Gördükten sonra yeni amaçlar için tekrardan almış olduğu kararlar doğrultusunda yaşamaya başlamaktır... Yeni bir yönelim ve yine sonu gelmeyen, bitmek bilmeyen amaçlar, hedefler...
İnsan bazen daha fazla mala mülke sahip olmayı amaç edinir. Müreffeh bir hayat, ileri boyutta bir konfora sahip yaşam sürmek için hedefine ulaşmayı amaç edinir. Bu yolda yürür, engelleri aşmak için girişimlerde bulunur, yöntemler ve çözümler bulmaya çalışır. İnsan arayış içindedir. Arayış varsa ulaşılmak istenen amaç da vardır. Arayanlar amaç edinenler veya amaç belirleyenlerdir. Çoğu zaman amaçlar, yeni arayışlar doğurur. Ve bu durum, bu şekilde ömrün son durağına kadar devam eder.
Durmak nedir bilmeyen varlık olarak insan, ileriye fırlamak üzere olan bedenini bir türlü durdurmayı düşünmeden yaşam sürerken; bir de şu ruhunu beslemeyi düşünse. Ruhunu günlerce, aylarca belki yıllarca kim bilir bir belki de bir ömür aç bıraktığının farkına varamadan belirlemiş olduğu sonu gelmeyen amaçların ardı sıra koşturmayı değerli bir arayış ve kusursuz bir huzur sanıyor. Oysa insan yarım bırakılmış hikâyelerin en güzelini tamamlamak, o hikâyenin anlamsal bütünlüğünü korumak ve devam ettirmek için dünyada olduğunu bilmek zorundadır.
İnsan, yarım bırakılmış olanı ne kadar tamamlama telaşına kapılmış olursa olsun insanın fıtratı hiçbir zaman tam anlamıyla amaçları tamamlayacak yapıda değildir. Çünkü insan elde ettiği hiçbir şeyde gerçek bir mutmainlik bulamaz. Ertelenmiş o kadar çok hakikat var ki. Hiçbir çaba ve girişim insanın son nokta amacını tanımlayacak durumda değildir. Hiçbir koşuşturma, sona dair olamaz. Bütün adımlar eksikliğe ve kusura çıkmak zorundadır. Kusur alanında sonsuz tamamlanmışlıklar ve amaçlar aramak nafiledir. Çünkü insan, dünyadadır ve dünya yarım işlerin yurdudur. Sürekli bir şeyler eksik, cümleler ise noktalardan bağımsız olarak virgül eksenlidir. Burası dünyadır; göçebe olmak üzere doğmuşların yeridir. Gelmeler gitmelerin habercisi ve bir istirahat dilimi kadardır kalmalar. Bütün bunlar hakikatin ta kendisi iken, kıyıda ve merkezde bizleri sürekli olarak oyalayan ve koşturan amaçların peşinde sürüklenmek ne kadar da tuhaf.
İnsan yarım hikâyenin en güzelini yazmakla anlamı bulmuş olur. Anlamı bulmaya çalışmak, asıl amacı arayış noktasında kolaylık sağlar. Dünyaya dönük amaçlar yorar. Hep bir şeyler eksik kaldığı için bu eksikliği tamamlama yarışı insanı ölümün soğuk çehresiyle karşılaştığı ana kadar oyalar. Amaçlar kusurlu olduğu gibi bu kadar yorulmalar, telaşlar, bitkinlikler de gereğinden fazla yıpratıcı oluyor. Hangi amaç, insanı frenleyebilecek formatta olabilir ki? Durmadan arayış içinde olmak insanı elde etme tutkusuna mahkum eder. Her buluş yeni bir arayışı tetikler. Ve bu insan yapısı için zahmet ve eziyettir. İnsan, tamamlamak için arayışta olsa da aslında hiçbir arayış tamamlayıcı nitelikte değildir. Nitekim insanın bulduktan sonra aramaya devam ediyor oluşu, onun çok ötelerde olan arayışlara olan özlemi ve isteğinin işaretidir.
İnsan durunca bulduğunu fark eden bir varlıktır. Durmak, bulduğunu görmeyi sağlar. Son, insanın amaçlarının durağından ibarettir. Bu dünya yaşanılan değerli bir tarladır. Ancak ev değildir. Kalıcı yurt olması imkansızdır. Çünkü insan ölmek üzere yaşar. Yaşadığı her an, alıp verdiği her nefes ölüme bir adım daha yaklaşmaya endekslidir. Bu yüzden ölümün yetki sahibi olduğu bir sürecin kalıcı ve sonsuz amaçları olamaz. Olsa olsa derin, anlamlı ve kıymetli hikâyeleri olur.
Bazı şeyler ertelenmeli... Mükemmel bir hayat arzusu gibi. Kusursuz ve eksiksiz yaşamlar gibi. Nefretten soyutlanmış sevgiler gibi. Ölümler yağdırılan mazlumların intikamı gibi. Özgürlüğün en onurlusunu düşlemek gibi. Çocukların ürpertici bakışlara duydukları kin gibi. İnsanlığın aptallaşma serüvenine haykırmak gibi. Görkemli yalanlara tokat atmak gibi. Mekineleştirilen insanın yozlaşmasına en gür sesle karşı çıkmak gibi. Zalimlerin mazlumlar üzerine bomba gibi düşen retorik ifadelerine isyan etmek gibi...
İnsan, ertelenmeye muhtaç sonuçların ardından adımlarını ihtiyatla atmalıdır.
Ancak ne yaparsa yapsın, sürekli bir şeylerin eksik ve yarım kalacağını bilmelidir. Çünkü gitmesi gereken bir yer vardır. Ve terk etmek zorunda olduğu kusurlu ve üstelik bitmeye yatkın bir yer...
Tutkudan ve abartıdan uzak, insan haysiyetine dönük amaçlar, benimsenebilecek en değerli amaçlardır. İnsanı yaşatmak için çırpınmak, kayboluşlar kaosunda ölmesine engel olmak için gayret göstermek amaçların en anlamlısıdır. Şu dünyada amaç sanılan ne çok yanılgılar var. İnsan, bunlarla varoluşunu tüketirken aslında kendisini yok etmeye çalıştığını da idrak edemeyecek kadar meşgul ve bitik durumda. İnsan, aslında hiç olmadığı kadar amaçsız; çünkü yürüdüğü yolun enkazı onu doğrulardan soyutlamış durumda.
İnsan, yarım bırakılmış bir hikâyenin eli kalemli bir yazarıdır. Ne yazarsa onu bulacak, ne bulursa onu okuyacak. İnsan okuduğu kadar kendini bulacak. Kendini bulan anlamı bulacak. Anlam da en gerçekçi amaçlara götürecek.
Galata'da Büyük Gazze buluşması!
01.01.2026
İHH'dan Ukrayna'ya 4 tır dolusu yardım
31.12.2025
Kavramı Taş Diye Atanlar KADİR ÇİÇEK 26.01.2026
Gardaş Ülke Özbekistan AHMET SEMİH TORUN 28.01.2026
DERİN MUHASEBE AYTEN DURMUŞ 23.01.2026
Tahammül, Tahammülsüzlüğe Bile... MUSTAFA ATILGAN 28.01.2026
ABD Terörü ve Rızanın Çözülüşü BEKİR BERAT ÖZİPEK 04.01.2026
Ağaçlar Ayakta Ölür OSMAN YURT 05.01.2026
Kavramı Taş Diye Atanlar KADİR ÇİÇEK 26.01.2026
maduro madara olunca! MUSTAFA AKMEŞE 08.01.2026
Hayal Kırıklıkları ve Gerçekler YUSUF YAVUZYILMAZ 10.01.2026