Hicrî 1445’i Hac ile Taçlandırmak ve Yeni Seneyi Karşılamak

Günahlardan arınması için Allah ü Teâlâ kullarına fırsatlar sunmakta. Hac ibadeti de bu fırsatlardan. Yüce Mevlâmız; canlılardan insanı, peygamberlerden Hazret-i Muhammed Mustafa Efendimizi, beldelerden Mekke-i Mükerreme’yi, mescidlerden Mescid-i Haram’ı, sulardan zemzemi, aylardan Ramazan-ı Şerifi, günlerden cumayı diğerlerine üstün kılmış.

Yeryüzündeki ilk mabed olan Ka‘be için “Allah’ın evi” anlamına gelen “Beytullah” da denir. Allah, Ka‘be’nin bulunduğu mekânı kutsal kılmış. Her Müslüman namaz kılarken kıbleye yönelir ve yeryüzünde her an Beytullah’a dönülerek ibadet edilir.

Hac hem mali hem de bedeni bir ibadet. Halkımız arasında; “Nasibi olan hacca davet edilir ve gider.” diye bir söz vardır. Hac, “Lebbeyk Allâhümme lebbeyk…” nidalarının yankılandığı ve Müslümanların bir araya geldiği muazzam bir buluşma. Hacılar, Rahmân’ın misafirleri…

Babam 1976 yılında memleketimiz Niksar’dan kara yoluyla hacca gitmişti. Hacıları götürüp getiren otobüs 302 Mercedes’di. Herkes yanında götürecek kumanyasını hazırlamış, sandık ve çuvallar içinde otobüse yerleştirmişti. Babamın hacca götürüp getirdiği ahşap küçük boy sandığı hâlâ saklarım. Hacı Bayram, Mevlânâ, Ashâb-ı Kehf vesâir yerler yanında güzergâh üzerindeki ülkelerde bulunan manevî merkezler de ziyaret edilerek gidilmiş hac ibadeti tamamlanarak memlekete dönülmüştü. Kara yoluyla hacca gitmek sonradan   yasaklandı.

Annem ile babam 1992’de hacca gideceklerdi. Babamın hastalanması sebebiyle gidemediler. Aynı senenin sonunda babam vefat etti. Ancak 5 sene sonra, annem ve teyzem ile birlikte hacca gitmek bana da nasip oldu.

2012 yılında annem vefat etmişti. Ailemle birlikte hacca gitmek istediğimde sistem beni kabul etmedi. Büyük oğlum, kayınvâlidem ve hanımsultanın hac müracaatını yaptık. Birkaç sene sonra oğlum evlendiğinde gelinimi de gruba dahil ettik. 12. sene bereketli geldi ve hac nasip oldu. Hamdolsun 85 yaşındaki kayınvalidem; kızı, torunu ve geliniyle beraber hacı olup geldiler. Hicrî 1445’i hac ile taçlandırmak diğer hacılarla beraber onlara da nasip oldu. Hicrî seneyi hac ibadetiyle noktalamak Rahmân’ın misafirlerine ikramı.

Ülkemizden bu sene hacca gitmeye hak kazananlar arasında uzun yıllar bekleyenler vardı. Bu sebeple tüm sevdiklerime bir an önce hac için müracaat etmelerini tavsiye ediyorum.

Kimi hacca gidiyorum diye sevinirken kimisi gidenlerle, bazısı ise rüzgâr ve şiirlerle Rasûlullah’a salât ü selâmlar göndermekte.

“Ey bâd-ı sabâ, uğrarsa yolun, semt-i Harameyn’e
 Ta‘zîmimi arzeyle Rasûlü’s-sekaleyn’e.”

(Ey sabah rüzgârı, yolun sevgilinin memleketi olan Haremeyn’e uğrarsa / Aşkımızı, muhabbetimizi ve hürmetimizi arzeyle Rasûlullâh’a.)

“Ey bâd-ı sabâ es, yürü ol yâre selâm et.

 Mahbûb-ı Hudâ Ahmed-i Muhtâr'e selâm et.”

(Ey sabah rüzgârı, es de o yâre selâm et. /Allah’ın sevgilisi Ahmed-i Muhtâr'a selâm et.)

Hicrî 1446 başlangıcında, kalan ömrümüzü yeniden planlayarak tertemiz bir sayfa açmak mümkün. Yüce Mevlâmız; hac, umre, üç aylar, kandiller, bayramlar ve mübarek günler vesilesi ile her an yeni ve pak bir sayfa açmamızı istemekte.

Mazluma destek, zâlime köstek olmak Müslümanların şiârından. Ashâb-ı kirâm, mazlumlara yardımcı olmak ve gönülleri fethetmek için seferler yapmış. İslâm coğrafyasının değişik yerlerinde sahâbenin mezarları bulunmakta. Sahâbiler, Hicaz’da kalıp orada ibadet etmenin sevabının çok olduğunu bilmelerine rağmen, İslâm’ın güzelliklerini diğer insanlara ulaştırmak için yollara düşmüşler ve bir kısmı gittikleri yerlerde vefat etmişlerdir.

1446 senesinin, zalimlerin kahrolup mazlumların yüzlerinin güldüğü bir yıl olması dileğiyle hicrî yılbaşınızı tebrik ederim.  

Paylaş