Hafsa Sultan; Yavuz Sultan Selim'in hanımı, Kanuni Sultan Süleyman'ın annesidir. 1478 veya 1479 yılında doğduğu tahmin edilmektedir. Gençlik yıllarını Yavuz Sultan Selim’in sancak beyi olduğu Trabzon’da geçirmiş ve Şehzade Süleyman 1494'te Trabzon'da doğmuştur.
Şehzade Süleyman'ın Kefe Valiliği sebebiyle Kırım'da, daha sonra da Saruhan Sancak Beyliği vesilesiyle de Manisa’da bulundu. Hayırseverliğiyle bilinen Hafsa Sultan'ın yaptırdığı birçok hayır müessesesi olup bilhassa Manisa’daki külliyesi meşhurdur. Sultâniye Külliyesi diye de bilinen Manisa Hafsa Sultan Külliyesi; medrese, sıbyan mektebi, hankâh, imaret, cami, hamam ve dâruşşifâdan meydana gelmektedir. Bu külliye, asırlar boyu hizmet vermiştir.
Oğlu Şehzade Süleyman'la 1513'te Manisa'ya gelen Hafsa Sultan, burada yedi sene kalmış, Şehzade Süleyman 1520'de tahta çıkınca onu İstanbul’a aldırmıştır. Hafsa Sultan, sarayda dirayetli bir şekilde yaklaşık on üç buçuk yıl vâlide sultanlık yapmış olup 4 Ramazan 940 (19 Mart 1534) tarihinde İstanbul'da vefat etmiştir.
Manisa'daki külliyenin büyük bir kısmı 1522 yılına gelindiğinde tamamlanmış olup Hafsa Sultan Camii inşaatının 1523'te bittiğini, caminin 929 (1523) tarihli kitabesinden öğreniyoruz. Hamam 1538'de, Dâruşşifâ (Şifa Evi) ise 1539'da Hafsa Sultan’ın vefatından sonra Kanûnî tarafından külliyeye eklenmiştir.
"Timurtaşoğlu Ali Bey Bahçesi" diye bilinen yerde inşa edilen külliye vesilesiyle, zamanla burada bir mahalle oluşmuştur. Hafsa Sultan tarafından külliye için düzenlenen vakfiye Şâban 929 (Haziran-Temmuz 1523) tarihlidir. Vakfiyede; vakıf görevlileri ile vakfın gelir kaynakları bildirilmektedir.
1531 tarihli vakıf tahrir defterinde; vakfın 117 maaşlı çalışanı olduğu bildirilmektedir. Camide vazifeli 2 imam, 1 hatip, 4 müezzin ile diğer vazifeliler, vakıf çalışanlarından sayılmaktadır.
İmaret (aşhane), caminin batısında yer almakta; mutfak, kiler, ahır ve odunluk gibi bölümleri bulunmaktaydı. İmarette devamlı yemek pişiriliyor ve 20 kişi çalışıyordu. İmaret mutfağının senelik et sarfiyatının 16,627 kilogram, buğday sarfiyatının ise 91,500 kilo olduğu göz önünde bulundurulursa imaretin, ihtiyaçlılara yemek ikramı konusunda epey faal olduğu anlaşılmaktadır.
Hafsa Sultan Hankâhı, caminin batısında yer almaktaydı. Mutasavvıfların meşhurlarından olan Merkez Efendi, hankâhda irşat vazifesinde bulunmuştur. Ortası havuzlu bir avlunun etrafına dizilmiş, önleri revaklı 12 oda ile bir tevhidhâneden oluşan kubbeli bir bina olduğu bildirilen hankâhta (tekkede) dervişler bulunmaktaydı. Hankâhın mevcut kalıntıları, 1935 yılında ortadan kaldırılmıştır.
Caminin kuzeyine inşa edilen medresenin odaları cami avlusunun üç tarafına yerleştirilmiş, cami-medrese terkibi meydana getirilmiştir. Medresede 1 müderris ile 10 talebe bulunuyor ve talebeye günde 2’şer akçe yevmiye veriliyordu.
Çifte hamam şeklinde inşa edilen hamamın kuzey kısmı kadınlara, güney kısmı ise erkeklere hizmet vermekteydi. Sıbyan mektebi ise, medrese ile hamam arasına inşa edilmiş iki odalı kubbeli bir yapıdır.
Daruşşifa yaklaşık üç asır boyunca ameliyatların yapıldığı tam teşekküllü hastahane görevini sürdürmüştür. 1575 tarihli vakıf defterinde, "Hafsa Sultan Dâruşşifâsı'nda; baştabip, ikinci tabip, vekilharç, göz hekimi (kehhâl), cerrah ve 25 kadar hizmetli" olduğu bildirilmektedir. Ayrıca vakfiyeden; "Dâruşşifa'da 2 göz hekimi, 1 akıl hastalıkları uzmanı, 2 eczacı, 2 eczacı yardımcısı, ikisi gececi olmak üzere 4 hastabakıcı, 1 idareci, 1 kâtip, 2 aşçı ve 1 çamaşırcının çalıştığı" öğrenilmektedir.

Dâruşşifa, zaman zaman tamirat geçirmiştir. Yapılan ilaçlar ve mesir macunu ile de meşhur olan dâruşşifa, tıp tarihinde önemli bir yere sahiptir. Kapısının üzerindeki kitabede; dâruşşifanın yapılış tarihi, ebced hesabıyla 946 (1539-40) olarak verilmiştir. Dâruşşifa'nın ortasında havuzlu bir avlu bulunmakta ve etrafını 10 adet oda çevrelemektedir.

Dâruşşifa kısmı, 20. asrın başlarında "bîmarhâne" olarak kullanılmaya başlanmış olup Manisa'da bulunan veya Anadolu’nun farklı yerlerinden gelen ruh ve sinir hastalarına hizmet vermiş, bu tarihten itibaren “Manisa Bîmarhanesi” olarak adlandırılmıştır. "Bîmarhane"; Farsça hastahane demek olup zamanla, akıl hastahanesi manasında kullanılmıştır. Arapçası "dâruşşifâ"dır.

Hastaların su sesi, musikı ve ilaçlarla tedavi edildiği Manisa Bîmarhanesi, Yunanlılar tarafından yakılana kadar ruh ve sinir hastalıkları hastahanesi olarak hizmet vermeye devam etmiştir.
II. Meşrutiyet (1908) sonrası; İttihat ve Terakki yönetiminin yanlış uygulamaları neticesinde bîmarhane, ıslaha muhtaç hale gelmiştir. Maliye Nezareti, Manisa Bîmarhanesi'nin gelirlerinin çoğuna el koyduğundan bîmarhane bakımsız kalmış ve gerekli hizmet verilememiştir.
Fiziki şartlar, hastalar ve personelle ilgili şikayetlerden dolayı raporlar düzenlendiği halde sonuç alınamamış; Balkan savaşları, I. Dünya Savaşı ve Manisa'nın işgali sebebiyle de Bîmarhane'nin ıslahı mümkün olmamıştır.
Yunanlıların 5 Eylül 1922'de şehri yakması sebebiyle bîmarhane harap hale gelmiş, 1962-63 yıllarındaki restorasyon çalışmalarına kadar virane bir halde kalmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1969’da tamamlanan restorasyon çalışmalarıyla külliye eski durumuna uygun bir hale getirilmeye çalışılmıştır. Ancak bugün külliyenin imaret ve hankâh kısmı mevcut değildir. Günümüzde mevcut olmayan imaret ile hankâhın; aslına uygun inşa edilerek ihya edilmesi ve gayesine uygun kullanılması tek arzumuzdur.
"Ecdat yâdigârı eserler,
İhya edecek bir el bekler." Ahmed-i Niksarî
Günümüzde Hafsa Sultan Dâruşşifâsı; Celal Bayar Üniversitesi'ne bağlı “Sağlık Müzesi” olarak kullanılmakta. Sağlıkla ilgili dikkat çekici görsel malzemeleriyle tıp eserlerinin bulunduğu Manisa Dâruşşifası başta olmak üzere Hafsa Sultan Camii ile külliyenin mevcut diğer kısımları, gelen ziyaretçilere sevinç ve hüznü bir arada yaşatmakta.
Manisa Hafsa Sultan Külliyesi, Hafsa Sultan ile Kanûnî Sultan Süleyman'a hayır dualar ettirirken bu eserlerin harap olmasına sebep olup insanlık suçu işleyenlere de vakıf kurucularının bedduaları isabet etmekte.
Kur’an dervişi Kemal Kelleci vefat etti
16.09.2026
Şam’da tarihi açıklama: SDG feshedildi
26.08.2026
Kasıt ve Kusur: Süleymancılık AHMET GÜRBÜZ 24.08.2026
YENİ BİR EĞİTİM MODELİ ÖNERİSİ ORHAN GÖKTAŞ 26.08.2026
Ezherli Kuytul AHMET GÜRBÜZ 02.09.2026