metrika yandex

Haberler / Yorum - Analiz

TOPLUM NEYİ HAK EDİYOR-2- / Cavit OKUR

04.06.2020

Sayın Cumhurbaşkanım!

Sizi seviyoruz. Onun için de bu yazdıklarımızı bir dostun muhabbeti anlayışı olarak almanızı istiyorum.

Size elinize ulaşmamış olabilir, yıllar önce Adalet bakanlığı müsteşarı Rahmetli Ahmet Kahraman aracılığı ile de fetö hakkında birkaç tane yazı iletmesi için vermiştim.

Yazılarımızda; Fetö'nun İslami bir çizgide olmadığını, her türlü yalan ve dolan içinde bulunduğunu belirtmiştim. Hala aynı kanıdayım. Belki o vakitler “alnı secdeye gidenler” olarak düşünülüyordu.

Bugünde aynı sevgi ve duyarlılıkla buradakileri yazıyorum. Hayatım boyunca öğrencilerle gençlerle yatıp kalktım.

Bütün sivil toplumların içinde bulundum. Daha da önemlisi hep halkın içinde, arasında yaşadım ve yaşıyorum. Siyasi oluşumda dahil bir çok sivil toplum kuruluşunun, bulunduğum yerde kuruluşunu yaptım. Yönetimlerinde yer aldım. Ancak bir konuyu da belirtmeden geçemeyeceğim..

İstanbul ve Ankara’daki yaşayan arkadaşlar halka dayalı konuları belki bir yıl sonra algılarlar , Anadolu’daki insanların uyarılarını hiç önemsemezler. Geçmişte fetö'yü müdafaa ettikleri için buralarda kavga ettiğim bir çok kişi olaylar çıkınca fetö hakkında güzel güzel(!) kitaplar bile yazdılar!.

‘’Biz, gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları ancak ve ancak hak ve adalet temelinde yarattık. Kıyamet de mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörülü ol.’’ (Hicr:85) Bu Ayet daha ziyade bir Müslüman yöneticiye hitab ediyor.

Sizin, size karşı yapılanlardan dolayı ne kadar üzüntü duyduğunuzu , ne kadar sıkıntı çektiğinizi biliyor ve anlıyorum. Öğretmenlik hayatım sürgünlerle ceza ve iftiralarla geçti. Teşehhüt miktarı da olsa cezaevine uğradım. 28 şubatta Sizin gibi ben de meşhur 312.maddeden bir yıl ceza aldım. Sayın Başkanım; o gün beni Müslümanca çalışmamdan dolayı ihbar edenler bugün Ak partiden belediye başkanı.. Gammazlık, ihbar, kötülük onların ahlakı. Belki güzel şeyler olur diye sabretmek de benim ahlakım!..

Sayın Cumhurbaşkanım!

Her kötülüğü önleme niyetinizi takdir ediyoruz. Açıkça ifade edeyim ki her doğruyu, her zaman her yerde ve herkese karşı sert bir üslupla ifade kimseye fayda getirmiyor. Halkın birlik ve beraberliğine katkı sağlamıyor.

Belki de kötülere karşı bazen cevap verilmemesi, halkın ferasetine güvenilmesi hem halka, hem de dava adamlarına daha çok katkı sağlayacaktır. Herkesi kucaklamak sizin şiarınız olmalı, ancak kimseyi sırtınızda taşımak zorunda değilsiniz. Bırakın “beyinleri yok etmeyi, çözüm üretmemeyi, suçlamayı marifet sayanlar” kendi ürettikleri içinde boğulsunlar.

Sizinle sanıyorum ayni yaştayız. Aynı dava için değişik kulvarlarda mücadele ettiğimizi düşünüyorum. İslami kesim denilen topluluğun bu kadar yozlaştığına , bencilleştiğine daha evel hiç şahit olmadım. Bazılarının gayesinden bu kadar uzaklaşıp her yaptığı yanlışı doğru göstermeye çalışması ve hemen eleştirilere ihanet damgası vurması nasıl bir çıkmaz sokağa girildiğinin açık göstergesidir. Eğer amaç şu anda bir nebze de olsa sağlanmış olan milli birliğin devam etmesi isteniyorsa fanatik, ideolojik ve düşmanca olmayan bütün eleştiriler dikkate alınmalı ve hatta dostça olan bu eleştirilere ortam sağlanmalıdır. Yanlışlar karşısında Hz.Ebubekir’in, Hz.Ömer’in nasıl çözüm ürettiğini ve uyarılara karşı şükrettiklerini Siz çok iyi bilirsiniz.

Derdimiz büyük. Şu an temel çökmek üzere. İslam ülkeleri olarak aile kurumumuza ne kadar sahip çıkarsak geleceğimize de o derece güvenle bakabiliriz. Kendi ülkem başta olmak üzere bu konuda hepimize çok önemli görevler düşüyor. Güçlü aile yapısının güçlü toplum demek olduğunu, bunun da hep birlikte güvenli geleceğimiz anlamına geldiğini tekrar tekrar hatırlamalıyız.

Yunus'un diliyle “Biz yaratılanı Yaradan'dan ötürü severiz.” Siyah, beyaz, Arap ırkı, zenci, böyle bir ayrım biz de yok. Biz böyle bir ayrımı asla yapamayız.

“Bizim siyasetimizde milletle inatlaşmak, millete rağmen iş görmek, millete rağmen yol yürümek diye bir anlayış kesinlikle yoktur. Milletimizin gösterdiği istikamette sürekli kendimizi sorgulayarak, sürekli kendimizi yenileyerek hizmet etmeye, inşa etmeye, üretmeye devam edeceğiz.”

Yukarıdaki sözler, Sizin tarafından söylenmiş ve altına hepimizin imza atacağı sözlerdir. Bunları çoğaltabiliriz de. Ama; şu an söz sahibi olanlar bazıları, para ve makamı elde edenler halkın önünde duvarlar örmeyi, engeller çıkarmayı marifet addederek hiçbir sorumluluk tanımamaya başlamış durumdalar. Ben yaptım oldu, güç benim elimde anlayışı ile oldu bittiye getirme esas işleri olmuştur. Onlar, kendilerince iktidar biziz havasındalar. Şu iyi bilinmeli ki, nasıl olsa yukarıdaki bilmiyor havası ile yapılan bu tür hak ve hukuk dışı eylemleri halk çok iyi anlar ve asıl zararın kendine geleceğini bilir.

Her türlü ahlaksızlığı normalleştirmeye çalışan sokakta veya sosyal medyada da olsa sesini yüksek sesle duyurup haklı gibi göstermeye çalışması artık gerçek ahlak savunucularına etkili şekilde yer verilmediğinin göstergesidir. Ancak mücadeleyi terk etmiş çoğunu asalakların teşkil ettiği,kendinden başkasını düşünmeyen söz sahiplerine dur denilmesinin vakti gelip geçmiştir.

Başlangıçta iyi niyetle de olsa bile, yapılmış olan İstanbul sözleşmesi ve 6284 sayılı kanunun uygulanması aileleri temelden sarsmıştır.

Her taraftan yükselen feryatları ancak sizin duymanız çözüme kavuşturabilir.

Yoksa yarın parçalanmış aileler,sahipsiz gençler bu ülkenin en büyük problemi olacaktır.Kötü niyetle bu kanunun kullanılmasını önlemek için gereken yapılmalı,kaldırılması gerekiyorsa kaldırılmalı.

Kırk yllık evliyim Sayın Başkanım.

Şu anda bir hatamızdan dolayı beni veya eşimi ayırmak ve evden uzaklaştırmak hangi problemimizi çözer?

Hele bu yaşlardan sonra bir kenara çekilip,kinle,düşmanlıkla biraz da ümitsizlikle ölümü beklemekten başka elimizden ne gelir. Böyle giderse Mevlana hikayesinde olduğu gibi bir gün bütün evlad-ı ıyalimiz bu çöküntünün altında kalır ve onu kurmamakta mümkün olmayabilir. Artık her kötü niyetli olan ve öfkesine kapılan bu kanuna sarılmaktadır.

Zinanın, fuhşiyatın, lutilğiğin serbest olduğu, pavyonların, genel evlerin,randevu evlerinin vb. serbest olduğu ortamda bu kanunun uygulanması bir aile cinayetinden başka bir şeye yaramaz.

Sayın Başkanım; ülke yönetiminde söz sahibi yapılan bu ehliyetsiz,liyakatsiz,adaletsiz,çıkarcı ,asalak vb.grublar halkın üzerinden alınıp, halkın ne istediğini bilen,halkla oturup kalkacak , derdiyle dertlenecek problem çözecek kadrolar bulunamazsa gidişin nereye varacağını tahmin etmek pek güç olmasa gerek. Şunu da belirteyim ki halka tepeden bakanlar, halkla oturup kalkmayanlar ,dertlenmeyenler,dert dinlemeyenler ,eleştirince de yerine göre bağırıp çağırıp insanları sindirenler vb.

Hepsi de sırtını iktidara dayamış kimseler.

Yani baltanın sapı hep aynı ağaçtan.

Ne yapılırsa yapılsın gönüllere girilemiyorsa, gönüller imar edilemiyorsa hepsi boşa gider.

Yapılanın insan için olması gönülden geçer inancındayım.

1. Bölüm için Tıklayınız:

https://www.hertaraf.com/haber-toplum-neyi-hakediyor-1-cavit-okur-4436

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş