Otobüslere hiç dikkat ettiniz mi? Kiminde elli, kiminde yüz kişi varken yollarda akarak gider. Kaptan şoför mahallinde dikkatli ve ciddi bakışlarla oturan sürücü, ufak el ve ayak hareketleriyle onlarca kişiyi her gün gideceği yere ulaştırır. Hiçbir yol dümdüz değildir, sapaklardan, kavşaklardan, virajlardan direksiyona küçük bir açı vererek aracı döndürür ve bu ufacık hareketle o onlarca kişiyi yolda kalmaktan, yanlış yerlere sapmaktan, menzile varamamaktan kurtarır.
Gelelim mi şimdi hayata? Gelmek biraz zor elbet. İnsanlık tarihinde teker teker görüldüğü ve ısrar edildiği takdirde helaka uğramış kavimlerin taşkınlıkları hepsi aynı anda yeryüzünde işlenmekte. Kimi kavim, terbiye edici “Rabb” olarak Allahın çizdiği kırmızı çizgilerin dışına çıktığı için, kimi kavim, kural koyucu “İlah” olarak Allahın kurallarını işine gelmediğinden terkettiği için, kimi kavim ölçü ve tartıda hile yapmayı adet haline getirdiği için, kimileri de fıtratı, cinsiyeti, nesli bozduğu ve bunda açıkça direttiği için helak edildi. Bunlar tanıdık geliyor mu diye sormaya hacet yok, hepsi her gün her semtte işleniyor. Hunharca cinayet haberleri rutinden sayılır oldu, hırsızlık, dolandırıcılık hayret verici yöntemler sergiliyor, hayat pahalılığı boğaza dayandı, bereket adeta yeryüzünden çekilip alındı.
Ne demişti Rabbimiz; “İnsanların bizzat işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu, ki Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın. Belki de tuttukları kötü yoldan dönerler.” (Rum suresi, 41. Ayet)
Kıyamet gününe kadar insanlığın karşılaşacağı her derdin devası, her marazın şifası olan Kuran ve Sünnet elimizdeyken her gün gökten üstümüze inen belalara karşı şikayet etmekten fazlasını yapabileceğimizi şimdi hepberaber göreceğiz.
Gözümüzün nuru efendimiz Rasulullah sav elhamdulillah halen başımızdadır. Tutanı ihya eden sünneti seniyyesiyle, dosdoğru bize nakledebilmek için hayatlarını adamış ümmetin yıldızları elinden bize sesleniyor: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, ya iyilikleri emreder ve kötülüklerden nehyedersiniz ya da Allah, kendi katından yakın zamanda üzerinize bir azab gönderir. Sonra Allah’a yalvarıp dua edersiniz de duanız kabul edilmez.” (Tirmizi, Fiten 9 )
İşte teşhisi bulduk. Banane deyip başımızı çevirdiğimiz her isyan, her günah, her taşkınlık üstümüze azabı çekiyor. Yeryüzünden yükselen dualar ve ibadetler ise nasıl da az ve zayıf kaldı.. İnsanlığı topyekün tek bir şahıs olarak düşünürsek, dizine yatırıp pataklamaya layık bir serkeşten farkı kalmadığı açıkça görülüyorken bizim “emri bil maruf, nehyi anil münker” farizamız tamamen unutulmuş durumda.
Oysa çok zor değil bir komşumuza bir vakit namazı hatırlatmak, apartmandan çıkarken gördüğümüz komşu kızımıza tesettürü sevdirmek, krediye başvurmaya niyet eden bir yakınımıza faizin Allah ve Rasulü (sav) ile savaşmak olduğunu söyleyip vazgeçirmek, metroda tramvayda yanımıza oturan bir kardeşimizle hayat pahalılığından dem vuran kısır döngü söylemleri yerine “evet haklısın kardeşim, haydi buna bir dur diyelim, göğe yükselen ibadet ve dualar, yerde işlenen günah ve taşkınlıklardan daha çok olsun, ta ki rahmet ve bereket tekrar üstümüze insin” demek çok zor değil.
Çocuklarını veya torunlarını, ya da yeğenlerini alıp bir vakit camiye götürüp Allah sevgisini kalplerinde yeşertmek zor değil. Komşuları veya arkadaşlarıyla, artık kime nazı geçiyorsa beraber kararlaştırıp “bu gün ikişer rekat hacet namazı kılalım hepimiz” demek, “sabah namazına kalkamayan varsa ben arar uyandırırım” demek hiç zor değil. Koskoca otobüsün yönünü çeviren bir direksiyona dokunmak kadar kolay. Belki onlarca kişiyi yanlış sapaklardan, tehlikeli virajlardan ufacık bir gayretle kurtarıp menziline varmanın manevi tadını damağınızda hissettiniz mi? Ya sebep olduğunuz hayırlardan o hayrı yapan kadar sevap alacağınızı ve bunun açık bir amel defteri olarak sürekli işleyip duracağını hayal ettiniz mi? Bu ufak gayretlerimizin el birliğiyle çoğalıp karada ve denizde düzeni bozan kötü amelleri bastırıp Allahın gazabına kalkan olacağını tahmin ettiniz mi? Önümüzdeki aylar için konuşulan kıtlık senaryoları, salgın hastalık ilanları, savaşlar ve felaketler, Allah izin vermezse gerçekleşebilir mi?
Bizim otobüs virajdan yuvarlanmadan, duvara toslamadan önce.. Hadi şu direksiyonu bir çevirelim mi? Var mısınız!
İspanya, Çin’i Ortadoğu’ya çağırdı
16.04.2026
Slovenya, NATO'dan çıkmayı tartışıyor
16.04.2026
OKUL, EĞİTİM VE ŞİDDET YUSUF YAVUZYILMAZ 18.04.2026
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İRAN SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 20.04.2026
yürümeyen, yazgısını eksik yaşar MUSTAFA AKMEŞE 23.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-II KADİR ÇİÇEK 04.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Arada Kalan Hamas ve Direnen İran DERVİŞ ARGUN 06.04.2026