metrika yandex
  • $31.3
  • 33.91
  • GA2162

Haberler / Ankara Analiz

Ankara'lı Hekimler İsrail'in Gazze'deki Katliamları nedeniyle ve Dünya Sağlık Örgütü'nü kınadı

25.10.2023

 

Bugün, Ankara Filistinlilerle Dayanışma Platformu Doktor ve Sağlık Çalışanları tarafından İsrail Filistin topraklarında gerçekleştirdiği işgal ve soykırım fiillerine yönelik basın açıklaması yapıldı.

Basın açıklamasında temel insan hakkı olan yaşam hakkını vurgu yapılarak Uluslararası Sağlık Örgütü’nün verileri çerçevesinde İsrail’in gerçekleştirdiği insanlık suçlarına tepki gösterildi.   

Ankara Filistin Dayanışma Platformu adına basın açıklaması  Türkçe, Arapça ve İngilizce olarak okundu.

Basın açıklmasının Türkçe metni Prof. Dr. Celil Göçer tarafından okundu. İlgili metin aşağıda verilmiştir:

Saygıdeğer Basın mensupları, kıymetli hanımefendiler ve beyefendiler

Bugün burada hekimler olarak binlerce yıllık insanlık tarihinde nadiren yaşanmış olan vahşeti telin etmek üzere toplanmış bulunuyoruz. İnsanlık tarihinde pek çok savaş yaşanmıştır; ancak bebek, çocuk, kadın, yaşlı, sivil ayrımı yapılmaksızın topyekun, planlı bir saldırı ancak insanlıktan çıkmış olanların yapabileceği bir iştir.

Hitler ve Netenyahu’yu aynı noktada birleştiren şey zalimliklerinin boyutlarıdır.

Savaşın da bir ahlakı vardır. Biz hekimler olarak ırk, din, dil, cinsiyet, milliyet olarak hiçbir ayırım gözetmeksizin sivillere, bebeklere, çocuklara, yaşlılara, savunmasız insanlara yapılan her türlü saldırıları kınıyoruz.

Yaşama hakkı kutsaldır, vazgeçilmezdir. Hangi inanca mensup olursa, hangi coğrafyada yaşarsa yaşasın, ölüme karşı yaşamanın ve yaşatmanın yanındayız. Her canlı yaşatılmalıdır. Ölenler ve öldürülenler  Müslüman olduğunda başını kuma gömenler; insanlık değerlerinden nasibini almayanlardır. Haksızlık ve zulüm hangi coğrafyada ise onun karşısındayız.

Biz hekimler olarak uluslararası tüm örgütleri ölümün karşısında yaşamı, kötülüğün karşısında iyiliği, yoksulluğun karşısında refahı, cehaletin karşısında eğitimi tüm insanlar için koşulsuz istemeye ve aktif tavır almaya davet ediyoruz.

Gazze'nin yüz binlerce sivil okul ve hastanelere sığınıyor. Ancak okul ve hastaneler dahi nokta atışı yapılarak bombalanıyor. İnsanlara tahliye güzergahı gösteriliyor; ancak tahliye yolunda üzerlerine bomba yağdırılıyor. 

-Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerlerine göre Gazze’deki güncel sağlık durumu şu şekildedir:

-Son 18 günde ölenlerin sayısı, 2022'de tüm nedenlerden ölenlerin toplam sayısından daha fazla.

-Bombardıman sonucu ölüm ve ölüm oranları çok yüksek. Savaş sırasındaki tıbbi sarf malzemelerinin günlük kullanımının miktarı savaş öncesindeki aylık tüketimine eşdeğer.

-350.000 bulaşıcı olmayan hastalık hastası (diyabet, kalp hastalığı, kanser ve diğerleri).

-1000 civarında  diyaliz hastası var.

-50.000 hamile kadın var, günde ortalama 183 doğum gerçekleşiyor.

-130 prematüre bebek, hayatta kalabilmek için elektriğe ihtiyaç duyan kuvözlere bağımlı durumda.

-Kitlesel yer değiştirmeler, barınakların aşırı kalabalıklaşması nedeniyle  su ve sanitasyon altyapısı yetersiz ve salgın hastalıklar kapıda beklemekte

-Bombardıman ve kuşatma  altındaki savunmasız insanların   ruh sağlığı önemli ölçüde olumsuz etkilenmekte.

 

Petrol denizi üzerindeki Orta Doğuda Gazze’de yakıt ve elektrik kıtlığı mevcut. Bu durum tüm hastanelerdeki en kritik fonksiyonları ve çalışanların yeteneklerini ciddi şekilde etkiliyor.

Yakıtın tükenmesi halinde yoğun bakımdaki hastaları, ameliyat gerektiren hastaları veya yeni doğan kuvözlerini,  ambulansların çalışmasını etkileyecek.  1000'den fazla diyalize bağımlı  hasta hemodiyaliz olamayacak.

İnsani yardım malzemelerinin ve Gazzelilerin giriş/çıkışlarının engelleniyor.

Yaralılara acil müdahale için gerekli olanlar da dahil olmak üzere, aralarında serum fizyolojik, insülin, yeni doğan ilaçları dahil tüm ilaçlar ve tıbbi malzemeler tükeniyor

Önemli ölçüde kan sıkıntısı mevcuttur. Sağlık Bakanlığı Gazze Şeridi dışından kan bağışı çağrısında bulundu.

Yaralıların yönetimi de dahil olmak üzere insani müdahale için sağlık çalışanları giremiyor.

Hasta ve yaralıların çıkışının ve tahliyesinin önleniyor. 

Gazze’de :

Sağlık hizmetleri ciddi şekilde etkilendi.

Birinci basamak sağlık tesislerinin %64'ü (46/72) çalışmıyor; bu oran Gazze içinde  (%74) ve Kuzey Gazze (%92). Gazze'de ve Gazze'nin kuzeyinde 30 klinikten yalnızca altısı faaliyet gösteriyor.

Hastanelerin %34'ü (12/35) çalışmıyor; Şu anda 7 büyük hastanede hastane yataklarının %112'si dolu.

Halen:

Şifa hastanesinde tek başına yatak doluluk oranı %147'ye ulaştı. Bu durum personel üzerinde yatakları boşaltma konusunda baskı yaratıyor yeni hastalar için hasta güvenliğini riske atıyor.

Sağlık tesislerinin %55'i, güvensizlik ve tehdit nedeniyle faaliyetlerini durdurdu veya sınırlandırdı.

Hareket etmeyi zorlaştıracak ölçüde altyapı hasarı mevcut.

İsrail terör devleti  Gazze Şeridi'nin kuzeyini etkileyen tahliye emirleri veriyor

Tahliye emirlerinin yerine getirilmesi mümkün değil ve 2000'den fazla yatan hastanın, özellikle de hastanedekilerin hayatını tehlikeye atıyor.

Enkaz altında 1.400 kişinin mahsur kaldığı tahmin ediliyor.

İlk yardım müdahalesi engelleniyor.

Rutin sürveyans sistemleri şu anda çalışmıyor, bu da etkili tespit, analiz ve müdahaleyi engelliyor.

Dünya Sağlık Örgütü’ne Hekimler olarak sesleniyoruz:

Yaşanan insanlık dramı karşısında daha aktif olun. Yaşamdan yana olarak;  nekrofilik olanlara karşı sesinizi yükseltin. Gönderilen yardımların ihtiyaç sahibi bebeklere, yaşlılara, gebelere, yaralılara ulaştırılmasının İşgalci İsrail Devleti tarafından engellendiğini haykırın. Her gün siviller ölüyor, ölü bebekler mama yiyemez!

Bugün,  Hekimler olarak, Ankara Filistinlilerle Dayanışma Platformu ile birlikte burada olmamızın sebebi:

Eğer tüm dünya devletlerinin seyretmekten başka hiç bir şey yapmadığı soykırıma varan bu katliama bir an önce müdahale edilmezse hekimlik mesleğine adım attığımız gün ettiğimiz Hipokrat yemininin anlamını yitireceğini hatırlatmaktır.

Yaşanan katliamlara sessiz kaldığımızda hangi yüzle:

“Görevimle hastam arasına; yaş, hastalık ya da engellilik, inanç, etnik köken, cinsiyet, milliyet, politik düşünce, ırk, toplumsal konum ya da başka herhangi bir özelliğin girmesine izin vermeyeceğime” yeminini etmesini doktorlarından isteyebileceğiz.

Bombalar altında can çekişen yalnızca Gazze değil, geleceğimizdir.

Basın açıklamasına ilişkin Arapça metin Dr. Nurhan Tarık tarafından okundu. İlgili metin aşağıda verilmiştir.

بسم الله الرحمن الرحيم

 

إلى السادة الصحفيين الأعزاء، السيدات والسادة الكرام

 

نجتمع هنا اليوم كأطباء لندين الوحشية التي نادرًا ما شهدها تاريخ البشرية على مر الآلاف من السنين. على الرغم من حدوث العديد من الحروب في تاريخ الإنسانية، إلا أن الهجوم الشامل والمخطط دون التمييز بين الأطفال والنساء والمسنين والمدنيين يجعلها عملاً يمكن تنفيذه فقط من قبل من انحرفوا عن إنسانيتهم.

 ما يجمع بين هتلر ونتنياهو هو حجم قسوتهم  فهناك أخلاقيات في الحربأيضًا.

.

 نحن كأطباء ندين أي هجوم على المدنيين والأطفال والنساء والمسنين والأشخاص الضعفاء دون التمييز بناءً على العرق أو الدين أو اللغة أو الجنس أو الجنسية. حق الحياة مقدس ولا يمكن التنازل عنه. نحن نؤمن بحق الإنسان في الحياة ، أيا كانت عقيدته أو مكان إقامته، ونؤمن بأنه يجب الحفاظ على حياة كل كائن.

 عندما يموت الناس أو يتعرضون للقتل، وعندما يكونون مسلمين، ثم يتجاهل البعض هذه ، فإنهم لا يأخذون حقوق الإنسان والقيم الإنسانية على محمل الجد. نحن ضد أي نوع من أنواع الظلم والاضطهاد، أينما كان.

 

نحن كأطباء ندعو جميع المنظمات الدولية إلى المطالبة بحق الإنسان في الحياة، وبالخير ضد الشر، وبالرفاهية ضد الفقر، وبالتعليم ضد الجهل، لجميع البشر دون قيود أو شروط..

 

وفي غزة اليوم، يلجأ مئات الآلاف من المدنيين إلى المدارس والمستشفيات. ومع ذلك، حتى المدارس والمستشفيات تتعرض للقصف المستهدف. يُظهر للناس مسارات الإخلاء، لكن القنابل تتساقط عليهم أثناء الإخلاء.

 

..وفقًا لبيانات منظمة الصحة العالمية، فإن الوضع الصحي الحالي في غزة على النحو التالي:

- عدد الوفيات خلال الـ 18 يومًا الأخيرة تجاوز عدد الوفيات من جميع الأسباب في عام 2022.

- ارتفاع كبير في معدلات الوفاة نتيجة القصف.

 كمية استهلاك المواد الطبية خلال الحرب تعادل استهلاك الأشهر السابقة للحرب.

- وجود حوالي 350,000 حالة مرضية غير معدية (مثل مرض السكري وأمراض القلب والسرطان وغيرها).

- وجود حوالي 1,000 مريض يحتاجون إلى غسيل الكلى.

- وجود حوالي 50,000 امرأة حامل، ويتم متوسط 183 ولادة يوميًا.

- وجود 130 طفلاً مبتسرًا يعتمدون على وحدات العناية المكثفة التي تحتاج إلى الكهرباء للبقاء على قيد الحياة.

-للانتشارالنزوح الجماعي وازدحام المأوى يؤدي إلى نقص في البنية التحتية للمياه والصرف الصحي، مما يعني أن الأمراض المعدية قد تكون في طريقها.

- يعاني الأشخاص الضعفاء الذين يعيشون تحت القصف والحصار من تأثير سلبي كبير على صحتهم النفسية.

في منطقة غزة بالشرق الأوسط، هناك نقص حاد في الوقود والكهرباء فوق سطح البحر الأبيض المتوسط. وهذا يؤثر بشكل كبير على الوظائف الحيوية في جميع المستشفيات وقدرات الموظفين.

 

في حالة نفاذ الوقود، ستتأثر حالات الرعاية المركزة، والمرضى الذين يحتاجون إلى عمليات جراحية، ووحدات العناية بالمواليد المبتسرين، وعمليات الإسعاف بشكل كبير. أكثر من 1000 مريض يعتمدون على جلسات الغسيل الدموي ولن يتمكنوا من تلقيها في حال نفاد الوقود.

 

تمنع إدخال المواد الإنسانية وخروج السكان من وإلى غزة، مما يجعل من الصعب توفير المساعدة الإنسانية.

 

هناك نقص كبير في المواد الطبية والأدوية، بما في ذلك محاليل ملح الصوديوم والإنسولين والأدوية للأطفال الرضع.

 

هناك نقص كبير في الدم، وقد دعت وزارة الصحة في قطاع غزة إلى التبرع بالدم من خارج القطاع.

 

لا يمكن للعاملين في مجال الرعاية الصحية الوصول إلى غزة لتقديم المساعدة الإنسانية، بما في ذلك الرعاية الملحة للجرحى.

 

يتم منع إخراج وإجلاء المرضى والجرحى. في غزة:

 

- تأثرت خدمات الرعاية الصحية بشكل كبير.

- لا يعمل 64٪ من المرافق الصحية في المستوى الأول (46 من أصل 72). وهذه النسبة ترتفع إلى 74٪ في غزة و92٪ في شمال غزة.

- لا تعمل 34٪ من المستشفيات (12 من أصل 35)، ويمتلئ 112٪ من أسرة المستشفى في 7 مستشفيات كبيرة

 حاليًا.

 

- معدل الامتلاء في مستشفى الشفاء وصل إلى 147٪، مما يضع ضغطًا على الموظفين ويعرض أمان المرضى الجدد للخطر.

- توقف 55٪ من المرافق الصحية عن العمل أو قلصوا أنشطتهم بسبب الشك والتهديد.

- هناك أضرار بنية تحتية تكونت بشكل كبير تعيق الحركة.

 

الاحتلال الصهيوني يصدر أوامر إخلاء تؤثر على شمال قطاع غزة.

لا يمكن تنفيذ أوامر الإخلاء وتهدد حياة أكثر من 2,000 مريض ، وخاصة المرضى في المستشفيات.

من المتوقع أن يكون هناك نحو 1,400 شخص محاصر تحت الأنقاض.

يتعذر تقديم المساعدة الطبية الأولية.

الأنظمة الاعتيادية للمراقبة لا تعمل حاليًا، مما يعيق الكشف والتحليل والتدخل الفعّال.

 

 

نحن كأطباء ندعو منظمة الصحة العالمية للتحرك بشكل أكثر فعالية أمام هذه المأساة الإنسانية. نحن نطالب برفع أصواتنا ضد الذين يعتبرون القتل شيئًا جيدًا وننادي بأن المساعدات التي تم إرسالها تمنع من الوصول إلى الأطفال الرضع، والمسنين، والنساء الحوامل، والجرحى بواسطة الكيان الصهيوني المحتل. يومياً يموت المدنيون

 

اليوم، نحن كأطباء نجتمع مع منصة التضامن مع الفلسطينيين في أنقرة لنذكر بأنه إذا لم يتم التدخل بسرعة في وجه هذه المجازر التي وصلت إلى حد الإبادة الجماعية والتي لم يقم بها العالم بأكمله، سيفقد القسم الذي أديناه بيمين هيبوكرات معناه منذ اليوم الذي دخلنا فيه مهنة الطب. عندما نبقى صامتين أمام هذه المجازر، كيف يمكننا أن نطلب من الأطباء أن يؤدوا القسم الذي يمنعهم من السماح بأي أدباء الوجود بينهم وبين مرضاهم بغض النظر عن العمر أو المرض أو الإعاقة أو الديانة أو الأصل العرقي أو الجنس أو الجنسية أو الأعتقاد أو الفكر السياسي أو العرق أو المكان الاجتماعي أو أي خصائص أخرى.

الأشخاص الذين يعانون تحت القصف ليسوا فقط من سكان غزة، بل هم مستقبلنا أيضًا..

 

Basın açıklamasına ilişkin İngilizce metin Dr. Eyüp Nazım tarafından okundu. İlgili metin aşağıda verilmiştir:

Dear press members, dear ladies and gentlemen,  

Today, we, as physicians, are gathered here to condemn an atrocity that has rarely been experienced in thousands of years of human history. There have been many wars in human history; However, an all-out, planned attack, regardless of whether they are armed, unarmed, babies, children, women or elderly, is something that only those who are dehumanized can do.

 What unites Hitler and Netanyahu on the same point is the degree of their cruelty. 

War also has morals. As physicians, we condemn all kinds of attacks on civilians, babies, children, elderlies and defenceless people, regardless of race, religion, language, gender or nationality.

The right to life is sacred and non-negotiable. No matter what faith one belongs to, no matter what geography one lives in, we stand by life against death. Those who buried their heads in the sand when those who killed are Muslims; These people do not have any human values. We are against injustice and oppression in every geography.

We, as doctors, invite all international organizations to demand life against death, goodness against evil, prosperity against poverty, knowledge against ignorance, and unconditionally for all people.

Hundreds of thousands of Gaza's civilians are taking shelter in schools and hospitals. However, even schools and hospitals are being bombed intentionally. People are shown the evacuation route; However, bombs are dropped on them on the way to what so called a "safe zone".

According to the data from the World Health Organization, the current health situation in Gaza is as follows:  

-The number of deaths in the last 18 days is more than the total number of deaths from all causes in 2022.

-The mortality rates as a result of bombardment are very high. The daily usage of medical supplies during the war is equivalent to a month of consumption before the war. -350,000 patients with chronic diseases (diabetes, heart disease, cancer and others).

-There are around 1000 dialysis patients.

-There are 50,000 pregnant women, an average of 183 births per day.

-130 premature babies are dependent on incubators that need electricity to survive.

-Water and sanitation infrastructure is insufficient due to mass displacements, overcrowding of shelters, and epidemics waiting at the door.

In the Middle East, where it's floating on a sea of oil, Gaza has a serious shortage of oil and electricity. This seriously impacts the most critical functions and staff capabilities in all hospitals.  

-The mental health of defenceless people under bombardment and siege is significantly affected. 

If fuel runs out, it will affect patients in intensive care, surgeries, newborn incubators, and ambulances. More than 1,000 dialysis-dependent patients will not be able to receive hemodialysis.  

The entry/exit of humanitarian aid materials and Gazans are blocked.

 All medicines and medical supplies, including those required for emergency treatments, such as saline, insulin, and neonatal medicines, are running out.

There is a significant blood shortage.

The Ministry of Health called for blood donations from outside the Gaza Strip. Healthcare workers cannot enter for humanitarian intervention.

The exit and evacuation of sick and injured people are prevented.

In Gaza:

Health services have been severely affected.

64% (46/72) of primary healthcare facilities are not operating;

this rate increases within Gaza City to (74%) and Northern Gaza to (92%).

Only six out of 30 clinics operate in Gaza city and northern Gaza.

34% (12/35) of hospitals are not operating

Currently  

hospital bed occupancy rate is 112% in the 7 major hospitals.

The bed occupancy rate at Şifa Hospital alone reached 147%. This puts pressure on staff to free up beds for new patients, putting patient safety at risk.

55% of healthcare facilities have stopped or limited their activities due to insecurity and threats. 

There is significant infrastructure damage that makes movement difficult.

The Israeli terrorist state issues evacuation orders from the northern Gaza Strip, Evacuation orders are impossible to carry out and endanger the lives of more than 2,000 inpatients in hospitals.

It is estimated that 1,400 people are trapped under the rubble. First aid intervention is prevented. Routine surveillance systems are currently not working, blocking effective diagnosis and response.

As Physicians, we call out to the World Health Organization:

Be more active in the face of the human tragedy. Being pro-life; Raise your voice. Be aware that the delivery of aid to needy babies, elderlies, pregnant women and the injured is prevented by the Occupying State of Israel. Civilians die every day, dead babies will not eat food!  

The reason why we are here today, as physicians, with the Ankara Solidarity Platform with Palestinians:

is to remind us that if this massacre, the new genocide, which all the of the world do nothing but watch, is not intervened as soon as possible, the Hippocratic oath we took the day we stepped into the medical profession will lose its meaning.

With what face do we remain silent about the massacres taking place?

How will we ask doctors to swear to say "I will not permit considerations of gender, race, religion, political affiliation, sexual orientation, nationality, or social standing to influence my duty of care" It is not only Gaza that is dying under the bombs, it is our future.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş