İyimserlik İleriye Taşırken Kötümserlik Geri Bırakır
Henüz dikkatleri celbedecek yeni bir gündem oluşmadığından, mevcut vaka hakkında görüşleri ve ileri sürülen çözüme dair önerileri bir müddet daha takip etmeye devam edeceğiz gibi görünüyor.Şu anda anlaşılan kadarıyla hem bilim insanlarında hemde işin sosyal/siyasal boyutuyla ilgilenenlerde fikri bir netleşmenin olmadığı ve zihni bir dağınıklığın, kargaşanın yaşandığı görülmektedir.
Günlerdir çeştli kesimlerce yapılan tüm yorumlarda herkesin kendi penceresinden görebildiği kadarıyla, salgına neden olan virüs hakkında çok farklı görüşlerin yazılıp ve konuşulduğuna şahit olduk.Halbuki, belki de insanlık ilk olarak aynı noktaya bakarken, aynı şeyleri merak ediyor, konuyla ilgili fikri paylaşımları birlikte takip ederlerken aynı iklim ve zeminde buluşmuş durumda.
Herkes gibi takip edebildiğimiz kadarıyla olayın kahramanı virüs hakkında bilim insanlarımızın bile daha önceden bilgi ve malumat sahibi olmadıkları, virüsü tanımadıkları, konunun yabancısı olduklarını kendi itiraflarıyle öğrenmiş oluyoruz.Meğer, onlarda bizimle beraber virüs hakkındaki verilere ilk defa karşılaşmaya başlamışlar.İşlemedikleri bir konuyu onlarda yeni yeni öğreniyorlarmış.Şimdilik bildiğimiz kadarıyla dünya böyle bir vakayla aniden ve beklenmedik bir zamanda karşılaşmış.
Bilim insanları ilk etapta halkın gösterebileceği ani tepkinin dozunu düşürmek, yaşanması muhtemel bir korku ve endişeyi en aza indirmek, halkın moral değerlerini üst seviyede tutmak adına haklı olarak, “Herşeye hakimiz, konuya vakıfız” havası estirdiler.İlk günler konuyla ilgili yetkililerin Tv.lerde izlediğimiz kadarıyla yaptıkları yorumları dikkatle takip ettiğimizde, konuşmacıların zaman zaman afaki şeyler söylediği, bazende birbirlerine tam aksi şeyleri söylediklerini fark ettik.
Mesela, işin başında virüsün “Gribal üst solunum Enfeksiyonu” (Nezle, Grip, Soğuk algınlığı vb.) hastalıklar sınıfına ait bir vaka olduğu, o hastalıkların gösterdiği genel emareleri (Semtomlar) Covid-19’da da görüleceğini beyan ederek mevcut bilgilerine dayanarak tanımladılar.Yüksek ateş, öksürük, kronik bir hastalığın olması en belirgin semtomlar olarak bizlere takdim edildi.Avrupa’daki rakamlarda da yaşlı nufusun çoğunluğu teşkil etmesi nedeniyle ölümlerde de yaşlıların yüksek oranda çıkması, doğal olarak yaşı gereği mutlaka bir kronik rahatsızlığın olması, bilim insanlarında ilk teşhis olarak yaşlıları risk olarak görme şeklinde bir kanaat uyandırdı.Bu nedenle çözüm sıralaması 65 yaş üstü olanların sokağa çıkma yasağı ile başladı ki, iyi de oldu tabi.
Ancak, süre uzayınca korku ve panik havası da dağılınca, daha sakin ve ayağı yere basan çözüm önerileri gelmeye başladı.Meğer bu mikrop hakkında kimse daha öncesinden fazla bir şey bilmiyormuş.Teşhisi kolaylaştıran semtomların da insandan insana farklı tezahür edeceği, edebileceği noktasına kadar gelindi.Büyük oranda tedbirler yaşlıları korumaya yönelik yoğunlaşınca da bu sefer bizdeki genç nufusunda katkısıyla ölüm oranları 25 ile 45 yaşlar arasında artmaya başladı.Bu sefer tekrar yeni tezler ve bağlı olarak yeni önlemler devreye girmeye başladı.
Kısacası gelinen noktada;üzerinde ittifak edilen önlemler olarak sosyal mesafeyi korumak (İzolasyon), temizlik, maskelerin takılması hususunda konsensüs sağlanmış gibi.Bugüne kadar söylenen ve konuşulanlarda gelinen nokta maalesef bu.Bizce bilinmesi gereken şu ki, çözümün an itibariyle büyük oranda kendimizin alacağı koruma tedbirlerinde olduğunu öğrenmiş olduk.Zira kesin cözümün ancak aşı ile mümkün olacağı söylenmeye başlandı.Bu da süre olarak ayları alır deniliyor.Bir çok ülkede aşı çalışmalarının devam ettiği de söyleniyor.
Bilimsel çalışmalar yapan işin ehli uzmanlar son zamanlarda insandan insana farklı semtom gösteren virüsün, üikeden ülkeye geçişlerde de mutasyona uğradığını, aşılarında farklı olacağını söylemeye başladılar.Yani halen bilim adamlarında oluşmuş çözüme dair ittifak ettikleri bir görüşün olmadığını anlıyoruz.Kafalar halen karışık yani.
Bilim insanı verilerini kamuoyuna deklare etmek için elbette labarotuvar ortamında belgelemesi gerekir.Bu nedenle zamana ihtiyaç var.Dolayısıyla bilim insanları arasında şu araştırma döneminde zihinsel bulanıklık yaşanması, net ve kesin bilgi verememeleri gayet normal karşılanmalıdır.
Bu tür ortamlarda toplumun manevi cephesini teşkil eden, moral değerleri üst seviyeye çıkarmak ve psikolojik durumu kontrol altında tutmak da destek açısından son derece büyük önem arzeder.Bu gibi durumlarda kişinin bilgisi oranında oluşmuş inançları yüksek basınçla devreye girerler.Toplum içinde düşüncelerine itibar edilen, düşünceleri kabül görmüş, alternatif sunabilenlere, fikri ve zihinsel bulanıklık yaşayan bu kitlelerin en fazla ihtiyaç duyduğu bir zamanda, toplumun moral ve motivasyonları taşırmama adına devreye girmeleri beklenirken, onlarında önerdikleri teşhis ve tedavilerden anlaşılan o ki, onlarda da zihni bir bulanıklığın yaşandığını görüyoruz.
Böylesi hassas bir dönemde olumsuz sözcüklerin ısrarla kullanılması, uzun süredir tecrit hayatı yaşayan toplum üzerinde ruhsal sorunlara kapı açabileceği unutulmamalıdır.Özellikle din adına vakayı yorumlayanlardan kimi yaşananları “Allah’ın verdiği bir bela” diye tanımlarken, kimi de “İnsanların kendi elleriyle yaptıkları yüzünden” olduğunu söylemeye devam ediyor, kimi de belli sayıdaki bazı zikirlerin ihmal edildiği, belirlenen sayıda tekrar ifa edilmesi ile son bulacağı gibi sadece suçlamalar üzerinden kurgulanan önerilerin çare olarak sunulması topluma cinnet yaşatabileği de bilinmelidir.
”Zorlaştırmayın, kolaylaştırın, Korkutmayın, müjdeleyin” tavsiyesini ne zaman, hangi hallerde kulanacağız acaba? Hendek kazacak derecede kendini zayıf hisseden arkadaşlarına o halde bile kırdığı taşta çakan kıvılcımda Bizans!ın tahtının yıkılacağı müjdesi vererek molalleri yüksek tutan lideri ne zaman örnek alacağız.?Hergün yeni belalar ile yüzleşirken, sebebi kendisi olduğunu bilmesi, zikirmatiklerle yapılan tesbihatların sonuç vermemesi, bireysel bazda insana, toplumsal bazda da kitlelere yaşatacağı ruh haliyle Rab’bına karşı takınılanacak davranışlarda olumsuz sonuçlar doğuracağı/doğurabileceği ihtimali gözardı edilmemelidir.
Yorumlar
0