Eskiden “Git gel Konya altı saat!” diye sıkça duyduğumuz bir söz vardı. Bu söz hem Konya’ya gidişin birçok ilden üç saat sürdüğünü dolayısıyla gidip gelmenin altı saatlik bir yolculuk anlamına geleceğini hem de sürekli yapılan bir işin beyhude çabalara rağmen daha pratik, kolay yapılamadığı halde kaçınılmaz olarak yapılmaya devam edildiğini ifade ederdi. 2011 Ağustosunda Ankara – Konya arasında başlayan hızlı tren seferleri yolculuğu tek yönlü 1.5 saat, dönüşle birlikte üç saate indirdi. Yani yolculuk süresi yarıya düştü. Bu söz de anlamını yitirdiği için yavaş yavaş kullanımdan kalkıyor. Bu burada bir dursun.
Bu haftanın Camiler Haftası olması ve bu cuma hutbesinde camilerin günlük hayattaki önemine ilişkin vurgular yapılmasından hareketle kadınların cumasına ilişkin yeni notları içeren bir yazı yazmak icap etti. Yazının başlığına bakınca birçokları cuma namazının sünnetler vs ile 45 dakika – bir saat süreceğini söyleyebilir. Bunu namaza giden herkes bilir. Ancak kadınların cumaya gitmesi bu yazıların takipçilerinin ve cuma namazına giden kadınların bileceği gibi çok uzun zaman ve önemli bir organizasyon gerektiriyor maalesef.

Uzun yıllardır cuma namazlarını kılmaya çalışan Ayşe Kılınçarslan Hanım, erişimi daha kolay, evine yürüyüş mesafesindeki camilerde kadınlar mahfilinin cuma namazında erkeklerce doldurulduğunu ve kadınlara hiç yer bırakılmadığını tecrübe ettiği için cuma namazını kılmaya Hacı Bayram Camiine gidiyor. Hacı Bayram Camiinde bir katın tamamı kadınlara ayrılmış olmasına ve cuma da olsa bu yer erkeklere tahsis edilmemesine rağmen namaza gelen kadınların katılımı çok yüksek olduğu için kadınlar yine yer bulmakta sıkıntı çekiyor. Ya camiye erken gelip geç çıkmayı ya da namazlarını, caminin merdivenlerinde, sokakta, cami civarındaki kebapçıların önlerine serilen hasırlarda eda etmeyi göze almaları gerekiyor. Kılınçarslan, bu noktada cami içinde, en azından merdivenlerinde kendine yer bulabilmek için toplu taşımayla camiye ulaşma süresini hesaba katarak namaz vaktinden en az bir saat önce evden çıktığını anlatıyor. Buna rağmen Ayşe Hanım cami içinde yer bulamayan diğer kadınlarla birlikte kışın soğukta, karda, yağmurda, yazın da sıcakta, sokakta namaz kılmak zorunda kaldıklarını dile getiriyor. Ayşe Hanım, bu konudaki hislerini, “Camiye namaza giderken herkes gibi olmak istiyorsunuz, herkesten kastım erkeklerin bulduğu o imkanı, herhangi bir erkek gibi bir mücadele vermeden, tırnaklarınızla söke söke almaya çalışmadan, kapıların sonuna kadar açıldığı o konforlu mekanlarda yaşayıp evinize dönebilmek istiyorsunuz” cümleleriyle ifade ediyor.
Kadınların cuma namazına katılımının eskiye nazaran artmasının mutluluk verici olduğuna işaret eden Ayşe Hanım, burada kadınlara bir sitem etmeden geçemiyor. Bir yemek için sosyal medyada araştırma yapan, birkaç ayrı tarif bulan kadınların cuma namazının nasıl kılınacağına dair bir bilgileri olmadan camiye gelmelerinden üzüntü duyduğunu, bunu da kadınların bugüne kadar camide bulunma, cemaat olma, cuma namazı adabını öğrenecek kadar camiye gelememiş olmalarına bağlayan Ayşe Hanım, hutbe sırasında namaz kılan, sohbet eden hanımlar gördüğünde onları nazikçe uyardığını ancak onlardan nazik tepkiler alamadığını anlatıyor.
Ayşe Hanım, caminin iç mekanındaki ses sistemi ve sıcaklıktan yararlanabilmenizin namazı nerede kıldığınıza göre değiştiğini ifade ediyor. Namazı dışarıda kılmak zorunda kaldıysanız caminin kubbesi yerine Gerçek Sanatkârın yarattığı gök kubbe altında namaz kılıyor, haliyle imamı ve minberi görmüyorsunuz. Ayşe Hanımın notlarına göre Hacı Bayram Caminin tuvaleti ve abdesthanesi kalabalık olmasına rağmen temiz, güvenli ve konforlu.
Sonuç olarak Ayşe Hanımın cuma namazı; bir saat geliş, bir saat namaz, bir saat de dönüş sürdüğü için her hafta tam üç saat alıyor. İnsan haliyle en baştaki Konya’ya gidiş geliş bahsine dönüyor. Yani Ayşe Hanım evden vakitli çıksa namazını Konya’da Sultan Abdülaziz’in yaptırdığı muhteşem Aziziye Camiinde kılıp namazdan sonra cami karşısındaki lokantalardan etli ekmek yiyip evine geri gelebilir. Tabii Ayşe Hanımın gitmeden önce Aziziye Camii hakkında da kadınlara yer ayrılıp ayrılmadığı konusunda bilgi toplaması şart.

(Sizden gelecek cami notları için bilgi@hertaraf.com, yetkililerin dikkatini çekebilmek için: Diyanet İşleri Başkanlığı @diyanetbasin, Din İşleri Genel Müdürlüğü @dibdhgm, Ankara Müftülüğü @ankaramuftulugu, Konya Müftülüğü @konyailmuftulugu).
Yazarımızın başka yazı ve hikâyeleri için kişisel blogu https://yagmurluikindiyazilari.blogspot.com/
Esra Özer Duru, Ankara, 3 Ekim 2026.
Türk Futbolunda Operasyon
29.09.2026
"Savaşa Hayır" İnisiyatifi Kuruldu
23.09.2026
Umran dergisi Eylül 2026 sayısı çıktı
05.09.2026
ABD uçağı pistten çıktı: 5 ölü
07.09.2026
DEVLET VE YÖNETİM SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 30.09.2026
bana bütün yolu gösterme rabbim MUSTAFA AKMEŞE 01.10.2026
Fatma Betül’ün Suçu Ne? Şakir ÇALIŞKAN 04.10.2026
MERHAMET! EY MERHAMET! AYTEN DURMUŞ 02.10.2026
Bilmek Ağrısı ESRA DURU 02.10.2026
Mekke İttifakı Test mi Ediliyor? AHMET GÜRBÜZ 23.09.2026
Korkak Ebeveynlik FEYZULLAH AKDAĞ 10.09.2026
Dinlemek/İşitmek RAMAZAN BEYHAN 11.09.2026