HAMAS: Ümmetin Medarı İftiharı…
Hamas, İslam Dünyasında İslam’ı temsil eden yegâne örgütlenme biçimidir. Barışta ve savaşta İslam’ın temel ölçülerini koruyan ve bunu gerçekleştirme adına kendinden vazgeçen ender bir kurumsal yapı olarak önümüzde durmaktadır. Müslüman ülkelerin liderlerinin din ile sahici olmayan ilişkilerini deşifre ederek kendine düşman kılan Hamas, o yüzden bu son ‘Aksa Tufanı’ saldırısı ile tamamen tarihten silinmek istenmektedir.
Müslüman olma şuuru taşıyan fertler, kurumlar, devletler, erkler, iktidarlar mutlaka barışa giden yolda Hamas’ı geride bırakmamalı ve onun varlığının Müslümanların varlığı ile eşdeğer olduğu tezini unutmadan hareket etmeleri gerektiğini idrak etmelidirler.
Küresel Güçler, ‘Arap Baharı’ ile ‘Müslüman Kardeşler’ hareketini ciddi bir şekilde tökezlettiler ve gerilettiler. Bu yüzden her yerde İslam ile ilişkili kurumların giderek İslam’dan uzaklaştığını gözlemlemekteyiz. Müslüman ülkelerin Müslüman Kardeşler ile bağı giderek koptu. Hâlbuki Arap Baharı öncesi Müslüman ülkelerin büyük çoğunluğunda faaliyeti olan bir yapı idi… Birçok yerde iktidara geldi. İktidara geldiği yerlerde dış faktörler, iç faktörler onları geriletti. Cezayir, Tunus, Sudan, Mısır ve benzeri birçok yerde iktidar olmasına rağmen bunu kendi lehine çeviremedi. Ama gücünü koruduğu için hep bir tehdit olarak algılandı. Batı dünyası Müslüman Kardeşleri açık ve somut bir tehdit olarak gördüğü için onu geriletecek ve bölecek hamleyi yaptı ve başarılı oldu. Şimdi ise bütün müslüman halkın gözbebeği olan Hamas hareketini de yok etmeye yönelik bir hamle harekete geçti. İsrail dayatmalarına karşı direnecek bir güç yeniden açığa çıkmalı, eğer iktidarlar içinde bu güç açığa çıkmazsa, müslüman halklar her yerde Hamas’ı savunmak ve varlığını tehditten korumak için harekete geçmelidir.
Ateşkesin konuşulduğu bir zeminde Hamas’sız bir Filistin arzusu geriletilmeli ve geri iade edilmelidir. Refah sınır kapısı kesinlikle İsrail’den geri alınmalı, oraya başka türlü bir yapıya devretme isteği de geri çevrilmelidir. İsrail tamamen Gazze ve Filistin topraklarından geri çekilmelidir. Bu durum, sadece Filistin için değil müslüman ülkelerin birçoğu için hayati önemdedir. Müslüman ülkelerin iktidarları, salt kendi iktidarları için eğer bu teze tav olurlarsa, yarın onların iktidar olabilecekleri bir ülke kalmayabilir. Buna göre hareket etmeleri siyasal çıkarlarına da uygundur. Ama maalesef, müslüman ülkelerin iktidar erkleri kendi çıkarlarının ne olduğuna dair bir şuur sahibi olamadıkları gibi kendilerine uzatılan yardım elinin amacının neliği konusunda da bir fikir sahibi olmadıklarını gözlemliyoruz.
İnsanların topluca müslüman olma halinin doğmasına neden olan Hamas’ın aynı zamanda müslüman olmayı en güzel şekilde temsil ettikleri de apaçık bir gerçekliktir. Bu apaçık gerçeklik zaten batı dünyası için en büyük tehdittir. Küresel erk çeteleri bu temel apaçık gerçekliği kendileri için en büyük tehdit olarak görmektedirler. Bu yüzden ABD ve Avrupa ile birlikte kullanışlı aparat olan İsrail üzerinden bu bela’nın defedilmesini istemektedirler. Hamas ile birlikte islamofobia bitti. İslam en büyük gündem oldu. Müslüman olmalar giderek artmaktadır. Bu da küresel çeteyi rahatsız etmektedir. Ayrıca müslüman halklar için güzel bir örnek olması da Hamas’ı tehlikeli kılmaktadır. Şöyle rahatlıkla sömürüye tabi kıldıkları müslüman halkları, eğer uyanışa geçerlerse bir daha sömürü düzeni kuramayacakları korkusu onları sarmaktadır. Sekiz ayı geride bırakmalarına rağmen, bir avuç mücahidi ve bir avuç müslüman halkı yenilgiye uğratamadılar. Şiddet ile yenilgi tattıramadıkları Gazze mücahitlerini ve halkını bu sefer siyasi olarak yenilgiye taşımak istemektedirler. Hamas’ın olmadığı bir dünyayı isteyen hangi müslüman ülkenin iktidarı olursa olsun, bilsin ki bütün Müslümanların beddualarını alacağı gibi kendisine yöneltilmiş bir nefret ve direnişi de bulacaktır.
Müslüman aydın ve entelektüeller ile âlimler, söz artık sizin! Hamas’a yöneltilmiş her saldırı Müslümanlığa yöneltilmiş bir saldırıdır. Onu yok sayan her hareket ve hamle, Müslümanlığı geriletmeye yöneltilmiş sayılmalıdır. Ve her zemin ve zamanda Hamas’ı savunan bir kültürel dokuyu kurumsallaştırarak güçlendirmeyi bir sorumluluk olarak addetmek en güzel hamle olacaktır.
Korkmadan, yiğitçe savaşan Hamas ve Filistin halkının yanında durarak onun liderliğini yok sayan her siyasi hareketi yok saymak elzem olmuştur. Bu yüzden, Hamas’a her türlü desteğin verilmesi zorunludur. Düşünce, eylem ve siyasi hamleler ile Hamas desteklenmeli ve müslüman halkların İslam ile daha derinlikli bir ilişki kurmasını sağlayarak, müesses nizam olan batılı paradigmayı çöpe göndermenin yolunu, yordamını ve yöntemini bulmak asli bir sorumluluktur.
Batı, İslam’ı kendisine düşman olarak görmeye devam etmektedir. Ama bunu açık bir şekilde söylemek yerine İslam üzerine şüpheler uyandırma, içerden destekler ile İslam’a dair bakışlarda fluluklar oluşturma, İslam’ın günümüze hitap etmediğini dile getirerek bunun doğruluğunu düşündürtme girişimleri sürgit devam etmektedir. Buna yönelik bir hamleyi müslüman ülkelerin iktidarları yapmaktan imtina etmektedirler. O zaman bu sorumluluk, ümmetin sorumluluğunu üstlenmesi gereken entelektüel dünya için zorunluluktur. Âlim, aydın ve entelektüeller, İslam’ın her çağa ve zamana hitap ettiğini, bütün zamanların kurtarıcı bir misyonunu taşıdığını apaçık bir şekilde ve güçlü bir söylem eşliğinde dile getirmeye başlamalılar. Modernleşmenin ürettiği sorunları çözmek yerine sorunu üreten zihni yapıyı değişime zorlamak daha makul ve daha mantıklı ve daha tutarlıdır. Bu tez güçlendirilerek dillendirilmeli ve vicdanlı batılı insanlar da bu çalışmalara ortak kılınmalıdır.
Gazze’de olup bitenler dünyanın kaderini değiştirmeye yönelik bir etki ve tepkiyi inşa edebilecek bir kıvama sahiptir. Bazen çok küçük görülen bir şey tarihin akışını değiştirir. Tarihte bunun örnekleri vardır. Bugün de tarih yeniden yazılmaktadır. Var olma ve yok olma hali ile Müslümanlar karşı karşıya kalmaktadırlar. Her şey onları kendi dinlerinden uzak kılmaktadır. Bu yüzden bu son olgu; Gazze ve Hamas olayı, onların din ile yeniden sahih ve sahici bir bağ kurmanın imkânı olarak onlara Allah tarafından ikram edilmektedir. Bu ikramı geri çeviren bir müslüman yarın bunun sorumluluğunun altında kalacağını da apaçık bir gerçeklik olarak önlerinde bulacaklarını bilmeliler.
Her müslüman kendi sorumluluğundan hesaba çekilecektir. ‘Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ dediğinde ilk ısırılacak olan kişinin sen olduğunu da unutma…
Gazze en büyük imtihan olarak Müslümanların ve vicdanlı insanların önünde durmaktadır. Hamas, Müslümanların en büyük imtihanı olarak var olmaktadır. Müslüman, sadece Allah’a sığınır ve sadece O’ndan yardım diler…
Yorumlar
0