metrika yandex

Haberler / Yorum - Analiz

POLİTİKA VE KİN / CAVİT OKUR

11.03.2020

Türk siyaseti ittihat ve terakkiden bu yana temellerini ve argümanlarını dış mihrakların etkisiyle yol almıştır. İttihat ve terakkiden aldıkları ilhamla, devrimlerle yeni politika ve yönetim ortaya koyanlar ve o şekilde ortaya çıkıp devleti yönetenler tamamen batı kuralları çerçevesinde, Türk halkının inanç ve örfüne aykırı kurallarla devlet politikasını belirleyip uzun yıllar tek parti anlayışı ile ülkeyi yönetmişlerdir. İttihat ve terakkinin sloganlaştırdığı sözde özgürlük, adalet ve eşitlik hep ağızlarda sakız olmuş ama hiçbir zaman hayata geçmemiştir. Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı olarak bilinen SİYASET, Türk politikasında kin ve intikamların ölçüsü olmuştur. Hiçbir zaman bunları savunanlar samimi olmamıştır. Yukarıdaki sloganlarla yola çıkan ve Abdülhamid’e DİKTATÖR diyen bu zihniyet iktidara gelince 10 milyon kilometre kare olan vatan toprağını 1 milyon metre kareye indirmişlerdir. Sonunda bazı ittihat ve terakki partisi destekçileri hatalarını anlayıp Abdülhamid’in ruhundan istimdat istemeleri sonucu değiştirmemiştir. Netice ortada!

Zamanla bu ittihat ve terakkiciler önce kendi aralarında hesaplaşmaya girip bir çok cinayetin içinde yer almışlardır. Ve Türklerin bile örfünde olmayan yönetim değişikliği yerine yeni bir devlet kurulmuştur. Temelini batı düşüncelerinin ortaya koyduğu kurallarla oluşturdukları bu devletin temel siyasetini de KİN oluşturmuştur. Önce yıkılan devlete ve devlet adamlarına,sonra muhalif rakiplere ve sonrada islama karşı kinle devlet politkası oluşturlmuş, muhalifler ve kurallara uymayanlar çeşitli bahanelerle ya idam edilmiş ya da suikastlarla ortadan kaldırılmıştır. Yeni nesil yetiştirmede islam ve osmanlı düşmanlığı üzerine kurulmuştur. Yakın zamana kadar islamın ve islam kurallarını bizi nasıl geri bıraktını, laikliğin üstünlükleri, şeriatın ne kadar kötü, batıdan aldıkları Hristiyan kaynaklarının ne kadar iyi faziletli olduğunu, Abdulhamid'in, Vahdettin'in vb hainliklerini hepimiz okuduk.

Böyle bir girişten sonra asıl yazmak istediğim şey bu günlere gelirken bu kinlerin hala devam ettiği ve davranışlarımızla buna katkı sağladığımızdır. Türk milli eğitim sistemi hep bu kin sistemine hizmet etmiştir. Geçmişte okullardaki ders kitabı olarak okuduğumuz tarih kitapları bu düşmanlıkla kalmamış, bunların yanında kürtlerin ve alevilerin ne kadar kötü olduğunu(!) bizlere öğretmişlerdir. Toplumsal her kesime bir kılıf uyduran bu sistem; toplumu bölerek, düşmanlaştırarak ve itibarsızlaştırarak iktidarlarını devam ettirmeyi bilmiştir.

Şu gerçek hepimizin önünde açık bir şekilde durmaktadır ki; 6-7 yaşlarında okullara teslim edilen çocuklardan (bu öğretim sistemiyle) devsol’cu, pkk’lı ve daha bir çok anarşi ve vatan haini, islam düşmanı kafalar çıkarılmıştır. Ve hepsinin zihniyetine karşı tarafa duyulan kin ve yok etme fikri hakimdir. Bu gençler dışarıdan getirilmediler, bunları bu okullarda bizim eğitim sistemimiz yetiştirdi ve maalsef bu yıkıcı gruplar ayni kin ve ihtirasla siyasette de karşılığını ve desteğini bulmuştur. Bazı siyasi partiler oy ve iktidar uğruna bunları desteklemişlerdir. Yaşarken şahit olduğum o ki; ekilen bu kin tohumları neticesinde onbinlerce hayat boşa gitmiştir.

Çok partili döneme geçilince bu karşıt görüş kinleri ve düşmanlıkları biteceği yerde hiç eksilmeden devam etmiştir. Demokrasi, özgürlük getirecek derken 5 ihtilal getirmiş ve yüzlerce hayata mal olmuştur.

Ekonominin düştüğü yürekler acısı durum hariç.

İMDİ karşısındakini hep diktatörlükle suçlayan ve sürekli ihtilalleri zikreden ve savunan, ürettiği tek şey ONUNCU YIL MARŞI olan bu zihniyet hala ayaktadır. Halkın çoğunluğu bunlara itibar etmese de ortalığı karıştırmada ve mide bulandırmada mahirdirler. Hem kel hem foduldurlar. Üste çıkmak için her zaman ihanet ettikleri adalet, özgürlük, eşitlik, insan hakları vb. kavramları kirletmekten, hoyratça kullanmaktan çekinmemektedirler.

Öyle ise gelecek nesilleri bu zihniyetten kurtarmanın savaşını vermek gerektir diye düşünüyorum. Siyasete yapıcı, hoşgörülü ve herkesin en azından böyle olmalı diyeceği bir dil kazandırmak bizim elimizdedir diye düşünüyorum. Son yıllarda bazı konuşmalar ve sosyal medyadaki paylaşımların kahir ekseriyeti; muhalif görüşler arasında ki /ayırımcı dil / kin ve düşmanlığa varıncaya kadar körüklenmektedir. Ahlaksızlık ve küfür hiçbir zaman bu kadar konuşma ve yazı dili olmamıştır.Yukarıdaki etkin şahısların yaptığı sert bir eleştiri aşağılarda küfür ve hakaret söylemi olarak yer bulmaktadır. Bu tür söylemlerde ne dinin kutsallığı, ne aile, ne kurum, kuruluş vb hiçbirinin önemi bulunmamaktadır.

Aslında bilinmesi gereken bu tip kavgalı ve küfürlü muhalefet, iktidara da muhalefete de yaramıyor. Her iki tarafında yalaka ve çanak yalayıcı taraftarları onları alkışlayınca maalesef önlerini göremez hale geliyorlar. Ağızlarından çıkan değerlerin hiçbirinin tabanda yer almadığını araştırma ihtiyacı bile duymuyorlar.

Son günlerde belki de sert muhalefet zannederek insanları düşmanlaştırıcı, ayırıcı, aşağılayıcı, ahlak ve adaletten yoksun bazı söylemlerle yukarıda belirttiğimiz ayrılıkçı ve düşmanca söylemler gündemi işgal ediyor. Kötü muhalefet sözlerine bazen cevap vermemenin bile bir erdem olduğuna inanıyorum. Akl-ı selim sahibi insanlar, kimden ve ne şekilde gelirse gelsin bu kötü muhalefete karşı çıkmalılar. Ortalık toz duman iken susmak erdem değildir. İslamın esası insanları kötülükten sakındırıp iyiliklerin yaygınlaşmasına çalışmaktır. Bu açıdan da muhalefet şarttır, ancak adaletten vaz geçmeden edebi, adabı ve uslubunu bozmadan. Belki de buna en çok uyması gerekenler yönetimi elinde bulunduranlardır.

Denilmiştir ki;

İyiliğe iyilik her kişinin karı

Kötülüğe iyilik er kişinin karı...

İnancımız odur ki, kötülük görsek bile doğruluktan ayrılmak bize yaraşmadığı gibi kötüler ve kötü sözleri bizim örneğimiz değildir. Örneğimiz de, önderimiz de belli. O adaletle, merhametle, avfla, dürüstlükle, eminlikle yeryüzünün en büyük devrim ve dirilişini gerçekleştirmiştir. Onun düşmanları bile davranışı ile daima onu takdir etmiş ve ona saygı duymuştur. Onun önderliğinde zulüm yoktur, haksızlık yoktur, yalan yoktur, haram yoktur, ayrımcılık yoktur. Toplum huzur ve kardeşliğe erişecekse yine onun davranışlarının örnekliğinin topluma yansıması ve yansıtılmasıyla olacaktır. Çünkü yer yüzü HZ.MUHAMMED’den daha adil, daha merhametli, daha emin vb. lider ve devlet başkanı tanımamıştır.

Öyle ise yahudiliğin ve hristiyanlığın ittihat ve terakki ile içimize soktuğu ayrılıkçı düşman siyaseti bir tarafa bırakıp, bunlar ne yaptıklarını bilmiyorlar anlayışı ile islamın "müminler kardeştir’’ temel prensibine uygun bir siyaset veya politika (maalesef günümüzde ikisi de aynı anlamda kullanılıyor.) üretmek boynumuzun borcudur. Yoksa yarın kendi çocuklarımızı milli ve dini değerlere karşı duranlar arasında karşımızda görmek kaçınılmaz olacaktır…Türk siyasetinde hiçbir zaman hoş görü ve erdemlilik hakim olmamıştır. Gelin ahlakın ve inancın hakimiyeti ile bunu biz başaralım. Siyaseti, güç, kuvvet, mutlak iktidar, mali güç, makam, şöhret vb yer olmaktan çıkarıp onu bir ibadet ve hizmet aracı yapalım.. Ahlaksızları, yalaka ve yaltakçıları, asalak geçinenleri kovmanın savaşını verelim. Eline güç ve fırsat geçenler iyi düşünsünler. Asıl sorumluluk onlarda. Bir daha bunu elde edemeyebilirler.

Artık batıdan ve batıldan yardım ummaktan vaz geçelim. Batılı benimseyerek hakkın peşinde koşma diye bir yorum olamaz. Tepedekilerle olmazsa bile tabana hak ve hakikati anlatmak, milli ve manevi değerlerin toplum için olmazsa olmaz olduğunu benimsetmenin çalışmasını yapmak elzemdir.

Kin ve düşmanlık oluşturmadan farklı görüşlerden faydalanmakta siyasetin en önemli ilkelerindendir sanırım…..

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Mehmedali | 11.03.2020 11:09
Demokrasi cok tanrılı ve temsilcili bir dindir, siyasi arenada.. Sizin siyasi çözüm,,tekniginiz, öner iniz ne? Hangi hanif,adil topluma neyi teklif ediyorsunuz?! Koyun,dana etinden cok insan eti yenilen bu topluma ne dicez?