metrika yandex

Haberler / Yorum - Analiz

Devlet ve Yönetim Üzerine / Abdurrahman ARSLAN

27.08.2020

 "Sözleşmeci kuram"a göre "devlet", "insanın insana karşı sürdürdüğü mücadeleye son veren otorite"; bir başka tarife göre, "meşru şiddetin kaynağı"dır. Anarşist düşünce, devlete kökten karşı çıkar. Marksist anlayışa göre "devlet", "bir sınıfın hakimiyet aracı"dır.

Modern siyasal bilimlerin merkezinde "devlet", sosyal bilimlerin merkezinde de "ulus" yer alır. Bu devlet modeli tamamen Batı'ya aittir. Batı dışı toplumlar bu devlet modelini ithal etmiş; kendilerini bu devletin siyasal diline ve kurumsal yapılarına uydurmaya çalışmışlardır. Bu tecrübeyi en acı şekilde yaşayan topluluklardan biri de müslümanlardır. Ama çekilen bunca sıkıntının temelinde ulus-devlet olduğunu geç anlamışlardır.

Bu devlet modeliyle beraber, konuştukları dil bir sorun haline gelmiş; inandıkları dine aykırı bir yaşama, yönetim ve denetim tarzıyla karşı karşıya kalmışlardır. Batı dışındaki bütün toplumlar, ulus-devlet denilen bu 'konteynır"ın içinde dönüştürülmüştür. Emperyalizme karşı mücadelede bir imkan olduğu zannedilen bu devlet modelinin, emperyalizmi bizzat taşıyan bir araç olduğu gözden kaçmıştır.

Hegel, devlete ebedilik payesi vererek onu kutsamıştır. Marks ise onu, bir sınıfın diğer bir sınıf üzerindeki hakimiyet aracı olarak görmüştür. Devlete, özellikle de modern devlete yönelik tahlil ve tenkitlerde bulunacakların en başında müslümanların olması gerekirdi. Ama maalesef bu olmadı. Bilhassa Türkiyeli müslümanların, bir imparatorluk bakiyesi olarak devleti yüceltme duygusu, onların, modern ulus-devleti tahlil ve tenkit etmelerine engel oldu.

(Abdurrahman Arslan, )

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş