Türkiye ve Hindistan’ın güncel kuduz afişlerini yan yana koyduğunuzda yalnızca iki farklı tasarım görmüyorsunuz. Hastalığın nasıl anlatıldığı, riskin nasıl tarif edildiği ve vatandaşın nasıl uyarıldığı konusunda da belirgin bir fark ortaya çıkıyor. Türkiye’de “aşıyla önlenebilir” mesajı öne çıkarken, Hindistan kuduzun ölümcül niteliğini ve toplumsal mücadele gereğini daha açık biçimde ortaya koyuyor.
Sağlık Bakanlığı’nın 28 Eylül Dünya Kuduz Günü için hazırladığı görsele bakınca insanın ilk tepkisi şu olabiliyor:
“Kuduz ne güzel bir şeymiş; gidip kendimi tırmalatıp ısırtayım bari!”

Elbette mesele bir afişi beğenip beğenmeme meselesi değildir.
Mesele, ölümcül olabilen bir hastalığın topluma nasıl anlatıldığıdır.
Bir hastalığı anlatmak başka, hastalığın kendisini sevimli görüntülere indirgemek başka şeydir.
Solda Türkiye Sağlık Bakanlığı, sağda Hindistan Sağlık Bakanlığı.

Türkiye’nin afişinde daha yumuşak ve sevimli bir görsel dil öne çıkarken, Hindistan’ın mesajı doğrudan riskin kendisine odaklanıyor:
Kuduz ölümcüldür.
Türkiye’de ise öne çıkan ifade:
“Aşıyla önlenebilir.”
Aşı, elbette kuduzdan korunmanın en önemli araçlarından biridir. Ancak vatandaşın zihninde “Aşısı var, dolayısıyla fazla endişe etmeye gerek yok.” şeklinde bir algı oluşmamalıdır.
Çünkü kuduz aşısının bulunması, kuduz riskinin ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Özellikle derin, çoklu veya baş-boyun bölgesine yakın temaslarda zaman kritik öneme sahiptir. Riskli temas sonrası tıbbi değerlendirme ve gerekli profilaksi geciktirilmemelidir.
Türkiye’de temas sonrası tıbbi müdahale görmesine rağmen kuduz nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşlarımızın bulunması, konunun hafife alınamayacağını göstermektedir.
Doğru mesaj şudur:
Kuduz ölümcül olabilir; ancak doğru ve zamanında alınan önlemlerle büyük ölçüde önlenebilir.
Hindistan afişinde dikkat çeken bir başka unsur, kuduzla mücadelenin kolektif bir çalışma olarak ele alınmasıdır.
Çünkü kuduz yalnızca hastanede aşı yapılmasıyla çözülebilecek bir sorun değildir.
Başıboş hayvanların kontrolü, evcil hayvanların aşılanması, veterinerlik hizmetleri, yaban hayatı, belediyeler, sağlık kuruluşları ve toplumun bilinçlendirilmesi aynı mücadelenin parçalarıdır.
Dolayısıyla temas sonrası aşı, mücadelenin son halkalarından biridir.
Asıl başarı, insanın riskli temasla hiç karşılaşmamasını sağlayabilmektir.
Mesele yalnızca sokaklar da değil.
Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin acil servisinde kedilerin dolaştığı görüntüler kamuoyuna yansıdı.
Hastane burası!
Sağlık hizmeti verilen bir yerde hijyen, enfeksiyon kontrolü ve hasta güvenliği tartışılmaz öncelikler olmalıdır.
Hastanelerde sahipsiz hayvanların beslenmesine veya dolaşmasına ilişkin görüntüler ortaya çıkıyorsa şu soruyu sormak da hakkımızdır:
Sağlık Bakanlığı'nın bu konuda sorumluluğu ve denetim görevi yok mudur?
Kuduz Günü’nde afiş hazırlamak kolaydır.
Asıl mesele; hastanelerde, okullarda, parklarda, çocukların oyun alanlarında ve insanların ortak kullanım alanlarında insanları gereksiz risklerden koruyacak tedbirleri almaktır.
Bu tartışmayı hayvan düşmanlığına indirgemek doğru değildir.
Hayvan sağlığı ile insan sağlığı birlikte ele alınmalıdır.
Başıboş hayvanların kontrolü; halk sağlığı, hayvan sağlığı ve kamu güvenliği açısından bir kamu politikasıdır.
Bir çocuğun parkta, bir yaşlının sokakta veya bir vatandaşın hastane çevresinde başıboş hayvanla karşılaşması normalleştirilmemelidir.
Devletin görevi yalnızca vatandaşa “ısırılırsanız ne yapacağınızı” anlatmak değil, mümkün olduğunca ısırılmamasını sağlamaktır.
Çünkü “aşısı var” demek şu sorunun cevabı değildir:
Neden vatandaş önce ısırılma ve tırmalanma riskiyle karşı karşıya bırakılıyor?
Kuduzun yalnızca kedi-köpek görüntüleriyle anlatılması, insanın ve insan sağlığının meselenin merkezinden uzaklaştırılması riskini taşır.
Sağlık iletişiminin görevi sorunun görüntüsünü güzelleştirmek değil, gerçeği doğru ve anlaşılır biçimde ortaya koymaktır.
Sağlık PR ile yönetilemez.
Bilim sloganla anlatılamaz.
İnsan hayatı sosyal medya stratejisine indirgenemez.
Vatandaşın bilmeye hakkı var:
Kuduz ölümcül olabilir.
Riskli temas ciddiye alınmalıdır.
Tedavi geciktirilmemelidir.
Başıboş hayvanların kontrolü halk sağlığının bir parçasıdır.
En etkili mücadele, insanın riskli temasla hiç karşılaşmamasını sağlamaktır.

Türkiye’nin Hindistan’dan alması gereken bir afiş değil; risk iletişimi konusunda daha açık, bilimsel ve insan merkezli bir yaklaşım olmalıdır.
Kuduz; yalnızca bir hayvan hastalığı değildir.
Zoonozlar, bulaşıcı hastalıklar, hayvan sağlığı, çevre, ekoloji ve halk sağlığıyla birlikte ele alınması gereken ciddi bir kamu sağlığı meselesidir.
Afişler değişir.
Sloganlar değişebilir.
Lakün insan hayatı önemli bir değerdir değişmez.
Kuduz Günü’nü kutlamak değil, kuduzu önlemek önemlidir.

Ve bunun yolu yalnızca “aşısı var” demekten değil, insanı kuduz riskiyle karşılaştırmayan etkili bir kamu politikası uygulamaktan geçer.
Mehmet Altuntaş


İktibas Dergisi’nin Eylül 2026 sayısı çıktı
02.09.2026
"Savaşa Hayır" İnisiyatifi Kuruldu
23.09.2026
Kalibaf’tan ABD’ye: Büyük Şeytan
02.09.2026
Otomobil Satışları Durdu
02.09.2026
Silivri Gemi Kazası
03.09.2026
Umran dergisi Eylül 2026 sayısı çıktı
05.09.2026
sahi “sen kimsin?” MUSTAFA AKMEŞE 24.09.2026
DEVLET VE YÖNETİM SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 30.09.2026
Ezherli Kuytul AHMET GÜRBÜZ 02.09.2026
BİLGİNİN İNSANİLEŞTİRİLMESİ - 6 ÜSTÜN BOL 04.09.2026