Bir zamanlar dedimse daha 15-20 yıl önce, kardeştik biz.
Böyle diyerek çıkmıştık yola..
Bir imtihandı belki; kardeş olduklarımız ve "kardeş olacağız" diyenlere Allah bu ülkeyi yönetmeyi de nasip etmişti.
En çok Şeyh EDEBALİ’NİN Osman Bey’e nasihatini okuyorduk . Biz bu nassihattaki gibi olacağız diyorduk bir yerde!
Elden ele dolaşıyordu bu nasihatler, hatta bir çoğumuz çerçeveleyip asmıştık bile.
Sadece bu mu, düşünce dünyamıza yön vermiş şairlerin şiirlerini okuyup, bu şiirlerde anlatılan idealist insanlar biziz demek istiyorduk.
Öyle ya, daha önce zamanlarda o ideallerle büyümüştük. İman, Ahlak, Ehliyet, Liyakat ve Adalet bize yön verecek temel ilkelerimizdi.
İnancımız da, ideallerimiz de katıksız ve karışımsızdı. Topluma bu üstün ideallerle yön vermek, hizmet etmek için yola çıkmıştık. İman varsa imkan da vardır diyorduk.
Her taraftan esen bu güzel rüzgar hiç kimseyi kırmadan hep beraber yürüyorduk. Ümitlerimiz yeşeriyordu. Seviniyorduk. Topluma köle muamelesi yapan, gruplaştıran, aşağılayan zihniyetler yok oluyordu. Eşittik, kardeştik.
On yıla yakın bir zaman bu böyle devam etti. Ama sonra sert bir rüzgar esti. Savrulmaya başladı, emanetçiler mülk sahibi gibi davranmaya başladılar.
Allah’ın emanetini kendi malları, makamları gibi hoyratça kullanmaya başladılar.
Sert bir rüzgar esti demiştim ya, meğer onu kardeş olduklarımız, olacaklarımız estirmişler.
Adil olmayanlarla, güçlülerle, bizim ideallerimize ihanet edenlerle iş tutmaya başlamışlar.
Garipleri, mazlumları ve kardeşlerini bırakıp zalimlerle, yalakalarla, trollerle vb iş tutmaya başlamışlar.
Yola çıktıklarını yarı yolda siz bize ayak bağı olursunuz, bizim kazanımlarımıza ortak olursunuz diye yanlarından uzaklaştırmışlar.
Nasihat edeni bozguncu, yanlış yapıyorsunuz diye uyaranları fitneci, bu kadar zulmü ve günahı kaldıramayız eğer tövbe etmiyorsanız biz yokuz diyenleri hain ve bölücü ilan ederek korkutma yolunu seçmişler.
Bazıları fetö ile gerçekte mücadele edenleri menfaatlerine çomak soktukları için fetöcülükle bile suçlamaya başladılar. Bundan dolayı özellikle siyasi yapının içine fetö mücadelesini sokmadılar.
Dün birlikte yürüdükleri kardeşlerini bu yolla veya başka yollarla hain ve bozguncu ilan ettiler. Derdiniz nedir diye sormadıkları gibi dertlerini söyleyince seslerini kesmek için her türlü ahlak dışı yollara baş vurdular.
Yukarıda birsi bağırıyor, “hedefimiz halka ve hakka hizmettir. Gözleri ve gönülleri başka yerde olanlar burayı terk etsin, halkı hor gören, hizmeti esas almayan içimizde derhal gitsin.
Halkın gönlüne girmek temel hedefimiz. Garipleri mazlumları ziyaret edin dertlerini dinleyin. Bizim gücümüz inancımızdır, davamızdır.
Kanaat önderleri ile diyalog kurun, onlarla kadromuzu günlendirmemiz gerekir, bize Ömerler lazım, herhangi bir çıkar için burada bulunanlar derhal bizi terk etsin.
Biz ecdadımızın kadim davası için buradayız vb." Konuşmalar ümit veriyor, ama gördüklerimiz ve yaşadıklarımız korku.
Keşke öyle olsaydı. En iyi niyetle etrafını saran şakşakçılardan, yalakalardan, menfeatperestlarden etrafını göremiyor diyoruz veya herkes benim gibi zannediyor, ki bu mazeret olmaz.
Ömer olduğunu söyliyen o kadar çok haddini bilmez ortaya çıktı ki. İnsan biraz haya eder. Hz,Ömer (ra) kim, siz kimsiniz. Yalanla, dolanla, zulümle, ahlaksızlıkla, kul hakkı yemekle Ömer olacaksınız, öyle mi?.
Şunu açıkça söylüyorum. Önceden ümitlerimiz vardı şimdi korkularımız var. İktidar uğruna neleri terk ettik.
Devlet kuracaktık devletçi olduk, islam için yola çıktık ulusçu olduk, Kemalist olduk, laik olduk, kapitalist olduk, düzeni değiştirecektik düzenci olduk. İlk on yılda yapılanların hepsini yıkarak ilerliyoruz.
Ehliyeti, liyakati, adaleti bir kenara attık. Geçici dediğimiz dünyaya dört elle sarıldık. Gözümüzün önünde olan adaletsizliklere bile kendimizce adil çözümler bulduk.
NE DUVARLARDA YAZILARIMIZ , NE DE DİLLERDE SLOGANIMIZ KALDI!
Bir ayetle bitirelim yazıyı;
‘Ey kavmim, bütün yapabileceğinizi yapın; şüphesiz, ben de yapacağım. Kime aşağılatıcı azab gelecek ve yalancı kimdir, yakında bileceksiniz. Siz gözetleyip durun, ben de sizinle birlikte gözetleyeceğim.’’ (Hud S:93)
Rıza Pehlevi'ye 'domates'li saldırı
24.04.2026
Sadakanız, İhtiyaç Sahiplerinin Umudu Olsun!
25.04.2026
İhracatçıya kurumlar vergisi indirimi
26.04.2026
Hasan Hüsrev Hatemi vefat etti
02.04.2026
Görmediğin bir oğlu olmuş… OSMAN KAYAER 27.04.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ -1 ÜSTÜN BOL 24.04.2026
İran Rejimi DERVİŞ ARGUN 24.04.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 2 ÜSTÜN BOL 29.04.2026
Dizilerin toplum üzerindeki etkileri MEHMET GÜMÜŞ 28.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-II KADİR ÇİÇEK 04.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Arada Kalan Hamas ve Direnen İran DERVİŞ ARGUN 06.04.2026
Green Card Sevdalıları CYRANO DE BERGERAC 07.04.2026