metrika yandex

Haberler / Yazı Dizisi

BEN RİTANE NAHUR -2- / 2. BÖLÜM AİSONALİZ

24.09.2021

BİLİM KURGU-ROMAN

Ülkem SİMEDLAM ne yazık ki son yüzyılda vatanseverlerin AİSONALİZ grubu adını verdiği ülkeler tarafından sürekli sömürülmüş ve sosyokültürel değişime uğramıştı.

Maden kaynaklarımız azalınca ülkemin yakasını kısmen bıraksalar da batı tarafımızda çok büyük ve çok zengin bir ülke olan Narsukar’a komşuluğumuz nedeni ile iç karışıklık, başkaldırı vb. gibi durumlarla uğraşmak istemiyorlardı. Çünkü komşu ülkenin kaynaklarını iliğine kadar sömürmeye devam ediyor ve bölgede istikrar istiyorlardı.

Narsukar halkı, bir zamanlar bizde olduğu gibi kendi ülkesinde sömürgecilerin emrinde ve sömürgeciler yararına işçi olarak çalışıyordu. Tabii önce işçileri “hak-hukuk” diyerek kışkırtıyor sonra da çeşitli haklar vererek “büyük lütuf” etmiş oluyorlardı. İşçi sınıfı da kendini ‘kazanmış, başarmış’ görüyordu. Böylelikle ülkelerine ait büyük kaynakların gelirlerinden hiç kimse kendisi ya da ülkesi için herhangi bir hak istemiyor, bunu düşünemiyorlardı.

Benim ülkem Simedlam’da, sömürgeci Aisonaliz ve onların taraftarı olan iç azınlık, rahat bir yaşam sürüyordu. Ülkemdeki aydınlar, siyasetçiler ve bilim insanlarından bir kısmı da bu zengin ve güçlü grubu destekliyordu. Aisonaliz taraftarı bu güçlü ve zengin grup ülkeme sözde ‘insan hakları, demokrasi, yenilik, teknoloji, bilim’ getirmişlerdi. Ülkenin belli bölgelerine ve yönetimin belli kademelerine yerleştirilen bu zengin ve güçlü kişilerde oluşan grup, halkın kontrolünü elinde tutuyor, siyasete, bilime, sanata, resmi ve sivil kurumlara kısaca tüm topluma yön veriyordu. Hatta herhangi bir konuda nasıl düşünmemiz nasıl hissetmemiz gerektiğine kadar bilinçaltımıza işleniyordu.

Bir yıl önce idi. Halk günlerce tükenmiş maden yataklarının olduğu bölgede yapılan ağaçlandırma çalışmasında çıkan yangını konuşup birbirini lanetledi. Hâlbuki o bölgede ağaç yetişmiyordu ve ağaçlandırma için günlerce kampanya düzenlenmiş, Simedlam halkı ülkesi için ulvi ve yüce bir iş yapacağına inandırılmıştı. Aslında ağaç filan dikilmeyecekti. Yangın bile tezgâhtı. İstedikleri sonuç, halkı ülkesi için bir şey yaptığına inandırmak, meşgul etmek ve sonra da birbirine düşürmekti.

Bunlar oldu ve her zaman olduğu gibi emperyalist Aisonoliz ülkeleri, kukla iktidarlara bu yeni kaos ortamında yine aba altından sopayı göstermişti. Çünkü tek desteği Aisonaliz olan ve onlara sıkıca bağlı olan yöneticiler her durumda AISONALİZ’İN her dediğini yapmak zorunda kalırdı. 2-3 ayda bir bunun gibi farklı senaryolar oynanır toplumumuza şekil verilirdi.

İçimizden oluşturulan zenginler, kutsal bir iş gibi Aisonaliz’in verdiği görevleri harfiyen yerine getiriyor ve böylelikle güçlerini koruyorlardı. Yerel kıyafetlerimiz, gelenek göreneklerimiz, bazı temel anlayış ve doğrularımız neredeyse terkedilmişti Ülkemde artık iki dil konuşuluyordu. Okula başlayan çocuklar önce Aisonaliz grubunun dili olan Langime’yi öğreniyordu ve bu önemli bir ayrıcalık sayılıyordu. İleri öğretimde de bu dil ile eğitim yapılan okullardan yetişen, ülkesine, kültürüne, vatanına yabancılaşmış çocuklardan en başarılı olanlar sömürgeci ülkelere götürülüyordu. Ülkemin vatandaşları, kendi ülkesinde iki grup azınlığa dönüşüyordu. Medya bu iki gruba isim takmıştı. Değişimi savunanlara bir rüzgâr çeşidinden esinlenerek Lodoscular, değişimde kontrol ve milli değerlerin ön planda olmasını isteyenlere ise bir toprak çeşidinden esinlenerek Humuscular deniyordu. Bu iki grup kıyasıya çekişiyordu. Tabii iki arada bir derede kalanlar da vardı.

Sorütnam

Bu acımasız sömürgecilere karşı ülkemin derin aklı elbette çareler arıyordu. Bunlardan biri de 15 yıl önce kurulan Elektronik Araştırma Geliştirme ve Üretim Merkezi olarak kurulan SORÜTNAM idi. Bu merkezde çeşitli elektronik eşya, araç gereç, cihaz, malzeme, oyuncak gibi birçok alanda üretim yapılıyordu. Tabii ki ülkemin kurtuluşuna çare olması elektronik üretim yapması ile ilgili değildi. Sorütnam’da yerin altında 3 kat olduğu ve aslında burada yapay organlar, savaşan robotlar ve robot silahlar üretmek için çalışma yapıldığı söyleniyordu. Kurulduğu dönemde ülkenin en iyisi olan bilim adamları, mühendisler, doktorlar, hukukçular, teknisyenler ve sosyolog, psikolog gibi farklı birçok meslek grubu bir araya getirilmişti. Hatta böylelikle akademik, bilimsel alan ya da üretim ve uygulama sahasında büyük başarı gösteren bu kişiler korumaya alınmıştı. Başkent Natka’ya 60 km mesafede olan bu merkez elektronik malzeme üretiminden önemli bir gelir elde ediyordu. İlk dönemler oldukça başarılı olmuş ancak zaman içinde çeşitli sorunlarla yüz yüze kalmıştı. Merkezde halen üretime devam edilse de istenen seviyede değildi.

İsiricyum

Fargo İrendes üçüncü görüşmemizde donuk bir ifade ile ‘karışık’ demişti. Kısaca anlattığına göre içerde Sorütnam’ı ele geçirmeyi vazife edinen vatanseverlerimiz, Aisonaliz’in adamları, komşu ülke Nansukar’ın yerleştirdiği kişiler, kuruluş sırasında destek veren iş adamlarının içeri soktuğu insanlar ve sonradan hisseleri satın alan gizli grubun elemanları vardı. ‘Kim kimin için ya da hangi gaye için çalışıyor, bilmiyoruz.’ demişti. Sessiz geçen görüşmelerden sonra Fargo İrendes’in nihayet beş on cümle kurmasına sevinmiştim.

Sert yüzüne yakışmayan duygusal bir ifade ile “Sorütnam’ı yeniden büyük ve güçlü bir kuruluş yapmalıyız, isiricyum kimsenin eline geçmemeli.’ Dediğinde, gözlerim fal taşı gibi açıldı. Konuşmam yasak olduğu için ‘İsiricyum gerçek mi?’ diyemedim. Ancak o da emin değildi. Çünkü ‘İsiricyum” dediğinde biraz sorgulu bir ifade ile dudağını bükerek söylemişti. On dakika yine konuşmadan oturduk.

Ben Merkezin içinde çoklu bir savaş olduğunu ve Sorütnam’ı kaybettiğimizi düşünüyordum ta ki FARGO İRENDES kurumun başına geçene kadar. 10 yıl önce yer altındaki gizli alanda üretildiği söylenen ‘robot asker’in varlığına inanıyordum. Konuşulanlara göre bu robot asker nükleer patlamalardan bile etkilenmiyormuş. Üretiminde isiricyum olarak adlandırılan yeni bir element/maden kullanılmış ve bunun ne olduğunu hakkında hiçbir bilim insanının fikri yokmuş. Bunu yapan bilim adamının kim ve nerde olduğu bilinmiyordu. Bir ara medyada robot askerin fotoğrafları dolanmış sonra bunun uydurma olduğu açıklanmıştı. Sonra uzun duraklamalarla ‘Görevin… içeriyi çözmek… kontrol etmek… temizlemek…’ dedi ve gözlerini ilk kez yüzüme dikerek ekledi: ‘Önce Aisonaliz, tehlikeli iş, gürültüsüz yap.’ dedi. Konuşmam yasaktı ama şansımı denemek istedim. İçimden konuşur gibi: ‘Neden ben?’ dedim. O ne dediği anlaşılmayan adam gitti, yüksek ve anlaşılır bir ses tonu ile: ‘Çünkü saf salak biri gibi görünüyorsun.’ dedi.

Kimsenin bilmediği ortak geçmişimiz nedeni ile Fargo İrendes’e ve bu göreve hayır diyemezdim. Zaten ülkemin ‘Dehliz Grubu’ bu görevi mutlak kabul etmem yönünde önceden uyarıda bulunmuştu. Sorütnam ve İsiricyum kadar önemli olan bir şey daha vardı. Geçmişten kalan hesabı görmek istediğim biri. Sorütnam’ın önemli adamlarından KALİH NEDZİN. Fargo İrendes ile her görüşme öncesi ‘Bekle beni Kalih Nedzin!’ diyen iç sesimi duyar gibi oluyor ve kendimi dizginlemeye çalışıyordum. Duygularım, görev nedenlerimin önüne geçmemeliydi. Beni yurt dışından çağıran Dehliz Görevlileri: ‘İstediğin zaman görevi bırakabilirsin.’ demişti. Bu, Sorütnam’a girme kararımda çok etkili oldu.

Ben Ritane Nahur. Yarın, 6 ay hiç çıkmadan kalmak üzere SORÜTNAM’a gireceğim.

Yazının 1. Bölümü

Yorum Ekle
Yorumlar (4)
Berna taylan | 25.09.2021 14:17
En çok sorutnam,i merak ettim..bir sonraki bölümde içeri girecek sanırım.. ritane kim, nasıl biri, erkek mi kadın mi. Yazar, ritaneyi, de anlat.tek bildiğimiz fargo irendesin onu saf salak biri olarak gordugu. Heyecanla bekliyorum. Sorutnam da neler olacak.. haftada bir yayınlanıyor sânirim.
AD.sız | 25.09.2021 00:01
Ek başlıkla birlikte bu yazı dizisinin, bilimkurgu roman olduğu anlaşılmıştır artık. Selamlar
Kerem Safa | 24.09.2021 20:46
Hikaye gitgide ilginçleşiyor, devamını bekliyoruz.
Ali Dede | 24.09.2021 14:53
Yazının konu başlığından ve İsimden içerik anlaşılamıyor. Roman mı?, Sanal mı?, Gerçek olaylardan mı eşinilmiş? Bir iddia mı? belli değil. Bir ön tanımlama yapmadan, bu yazı dizisini yayınlamanın amacını, gerekçesini, hedefini ortaya koymadan yayınlamak okuyucuları yanıltabilir. Bu durumda da Hertaraf.com sitesine ve yöneticilerine dair güveni bozar, Okuyucunun-takipçilerin site yöneticilerinin seçimlerine olan itimadı olumsuz etkileyebilir. Çünkü okuyucu açısından bakıldığında “Vakit ayır, oku, oku sonra elde ne var belli değil”. Bu sebeple Moderatörün bu yazı dizisinin başına bir önsöz veya giriş eklemesini öneriyorum.