metrika yandex

Vedat Kahyalar'ın "DİRENİŞTEN DİRİLİŞE GAZZE" adlı kitabı çıktı.

Yazarımız Vedat Kahyalar'ın kaleme aldığı "Direnişten Dirilişe Gazze" isimli kitabı İzge Yayıncılık tarafından okuyucusu ile buluşturuldu.

Yazarımız Vedat Kahyalar'ın kaleme aldığı "Direnişten Dirilişe Gazze" isimli kitabı İzge Yayıncılık tarafından okuyucusu ile buluşturuldu.

Yazarın titizlikle kaleme aldığı bu değerli eserde Gazze mücadelesi, sorumluluklarımız dile getiriliyor.

İnsan Hakları Aktivisti ve Yazar Muharrem Balcı kitabın takdim yazısında şu cümlelere yer veriyor:

"Bu kitabın ana çağrısı şöyle okunabilir:

Gör. Unutma. Şahit ol. Sorumluluk al.

Çünkü tarihin bütün büyük kırılmalarında insanın önünde iki yol belirir: Görmek ve görmemek. Duymak ve susmak. Şahit olmak ve seyirci kalmak.

Filistin bize seyirci kalmanın da bir tutum olduğunu öğretti. Bazen bir şey yapmamak da bir seçimdir.

Bazen susmak da bir tavırdır. Bazen “bana ne” demek, insanın kendi vicdanından uzaklaşmasıdır. Bu sebeple Filistin'e şahitlik etmek, yalnızca Filistinlilerin hakkını savunmak değildir. Aynı zamanda kendi insanlığımızı koruma çabasıdır.

Biz Filistin'e yardım ederken kendimizi de inşa ettiğimizi fark ettik. Birlikte yardım toplarken dayanışmayı, birlikte dua ederken kardeşliği, birlikte itiraz ederken adâleti, birlikte susmadığımızda ise şahitliği öğrendik. Belki de Filistin'in bize verdiği en büyük ders budur: Mazlumun yanında olmak, yalnızca mazluma yapılan bir iyilik değildir; insanın kendi insanlığına karşı yerine getirdiği bir görevdir. Bu kitap da böyle bir görevin hatırlatıcısıdır."

Vedat Kahyalar ilgili Eser'in Önsöz'ünde şu ifadelere yer veriyor:

Bazı kitaplar okunur ve unutulur. Bazı kitaplar ise insanın zihnine değil, vicdanına yazılır. Elinizdeki eser, işte böyle bir kitabın çağrısıdır. Gazze...

Bugün bu isim, yalnızca Akdeniz kıyısında kuşatma altında yaşayan iki milyondan fazla insanın yurdu değildir.

Gazze; haklı ile zalimin, adalet ile çıkarın, merhamet ile zulmün karşı karşıya geldiği çağımızın en büyük imtihanlarından biridir.

Orada atılan her bomba sadece bir binayı değil; insanlığın ortak vicdanını, uluslararası hukukun inandırıcılığını ve modern dünyanın ahlaki iddialarını da hedef almıştır. Tarih, bazı günleri yalnızca takvim yapraklarına değil, insanlığın hafızasına yazar.

7 Ekim 2023’ten sonra yaşananlar da böyle bir dönüm noktasıdır.

O tarihten itibaren dünya sadece yeni bir savaş izlememiş; aynı zamanda kendi değerleriyle yüzleşmek zorunda kalmıştır. Yıllardır dillerden düşmeyen insan hakları, özgürlük, demokrasi ve hukuk söylemleri, Gazze’nin enkazı altında ağır bir sınava girmiştir. Kimileri ilkelerine sadık kalmış, kimileri ise gücün yanında saf tutmayı tercih etmiştir. Böylece maskeler düşmüş, hakikat daha görünür hâle gelmiştir.

Gazze; hak ile zulmün, iyilikle kötülüğün turnusolu olmuştur. Gazze, yalnızca mazlumların değil; bütün insanlığın aynasıdır. Bu aynaya bakan herkes kendi vicdanını, kendi cesaretini ve kendi ahlaki duruşunu görmektedir.

Sessizlik de bir tercihtir; kayıtsızlık da tarihin kaydettiği bir tavırdır.

Çünkü zulüm karşısında suskun kalanlar, çoğu zaman yalnızca bir olaya değil, insanlığın ortak geleceğine de sessiz kalmış olurlar. Ancak Gazze’nin anlattığı hikâye sadece acının hikâyesi değildir. Bu hikâye aynı zamanda iman ile umudun, sabır ile direnişin, yıkıntılar arasında bile ayağa kalkabilen insan iradesinin hikâyesidir.

Dünyanın en gelişmiş silahları karşısında, inancını ve onurunu teslim etmeyen insanların hikâyesidir. Tarih bize defalarca göstermiştir ki savaşları yalnızca silahlar değil; irade, inanç ve haklılık duygusu da şekillendirir.

Gazze, aynı zamanda İslam dünyasına yöneltilmiş ağır bir sorudur. Kardeşlik sadece söz müdür? Ümmet bilinci sadece kürsülerde dile getirilen bir ideal midir?

Adalet, yalnızca kendimiz için istediğimiz bir hak mıdır; yoksa herkes için savunulması gereken ilahi bir emanet midir?

Bu soruların cevabı, yalnızca siyasetçilerin değil; her Müslümanın, her vicdan sahibi insanın omuzlarındadır.

Bu kitap, öfkeyi büyütmek için değil; hakikati aramak için yazıldı. Propagandayı çoğaltmak için değil; gerçeğin izini sürmek için hazırlandı. Çünkü hakikat, sloganların gürültüsünde değil; çoğu zaman mazlumun sessiz çığlığında saklıdır.

Bu satırlarda yalnızca bombaların, yıkılan binaların ve kaybedilen canların hikâyesini okumayacaksınız. Aynı zamanda uluslararası sistemin işleyişini, medyanın gücünü, algı savaşlarını, direnişin psikolojisini, ahlaki sorumluluğu ve insanlığın vicdan imtihanını da okuyacaksınız. Çağımızda  yaşanan İslam’ın da en büyük sınavı da gözler önündeydi.

İslam coğrafyası, liderleri ve Müslüman halklar da büyük sınav verdi. Bu sınav aynı zamanda öteki coğrafyalardaki ülkeler, liderler ve halklar için de önemli idi. Sonuçta herkes kendisine yakışanı yaptı. Kimi tel tel dökülürken, bir kısım liderler ve halklar yüceldi.

Belki yıllar sonra bu savaş sona erecek. Şehirler yeniden kurulacak. Yaralar zamanla kabuk bağlayacak. Fakat tarihin asıl hatırlayacağı şey, kimin güçlü olduğu değil; kimin adaletin yanında durduğu olacaktır. Çünkü medeniyetler, gökdelenleriyle değil; mazlum karşısındaki tavırlarıyla ölçülür.

Milletler, ordularının büyüklüğüyle değil; vicdanlarının büyüklüğüyle hatırlanır. İnsan ise, sahip olduklarıyla değil; zulüm karşısında gösterdiği duruşla değer kazanır. Bu eser, Gazze’nin hikâyesini anlatırken aslında insanlığın hikâyesini anlatmaktadır.

Çünkü Gazze, artık yalnızca bir şehir değildir; çağımızın vicdanıdır. Bu kitabı bitirdiğinizde yalnızca Gazze hakkında daha fazla bilgi edinmiş olmayacaksınız.

Aynı zamanda şu soruyla da baş başa kalacaksınız: İnsanlığın en ağır imtihanlarından biri yaşanırken ben nerede duruyordum?

İşte bu kitap, o sorunun peşine düşmek için yazıldı. 

Bu Değerli Esere :Kitapyurdu, D&R, ODAK ve internet kitap satış noktalarından ulaşabilirsiniz

Fuat Taşcı Hertaraf Haber / Kültür Sanat Servisi

Paylaş

Yorumlar

0

Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.