Srebrenitsa’nın Hafızası ve Bosna Yolculuğu
11 Temmuz 1995... 11 Temmuz 2026... Unutulmayacak olan Srebrenitsa Soykırımı'nın yıldönümü... Dünyanın dört bir yanından gelen vicdanlı insanlar, öncesinde Marş Mira'da (Ölüm Yürüyüşü) üç gün süren zorlu bir yolculuk yapıyor. Ardından Potoçari'deki soykırım mezarlığında düzenlenen anma ve defin töreninde buluşuyorlar. Biz de İstanbul Valiliği ile İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğünün desteği ve organizasyonuyla, 200 öğrenci eşliğinde Bosna'ya gittik. 10-13 Temmuz tarihlerinde İl Millî Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda düzenlenen Bosna gezisine, okulumuzdan bir grup öğrenci ile katılmak nasip oldu. Amacımız hem Srebrenitsa Soykırımı'nı anmak hem de Bosna'nın tarihi ve kültürel değerlerini ziyaret etmekti.
1- Seyahat Felsefesi ve Tefekkür
İnsanlık artık çok hızlı yer değiştiriyor. Görsel boyut bir yana; ziyaret, ticaret, yerleşim ve turizm gibi birçok sebeple farklı ülkeleri görmek kolaylaştı. Sadece turist olarak bakıldığında insanlar farklı ülkeleri ve toplumları tanımaktadır. Ancak bu kadar hızlı gerçekleşen tanıma süreci, içerik olarak çoğu kez sorunlu hâle gelmektedir. Görmenin, bilmenin ve tanımanın insanın hayatına kattığı değer nedir?
Bir gezide insanın yanında iki temel kaynak olmalıdır. Bunlardan biri Kur'an-ı Kerim, diğeri ise o ülkeyi tanıtan görsel veya yazılı kaynaklardır. Kur'an-ı Kerim bizlere gördüğümüz her belgeyi, bilgiyi ve algıyı anlamlandırmada rehberlik eder. Allah, gezi felsefemizin ibret almaya dayalı olmasını öğütler. İbret; şahit olunan şeyi tanımak, ondan ders çıkarmak ve bunu kendi hayatına aktarmaktır. Günümüzde insanlar ibret almak için değil, sadece seyretmek için gezmektedir. Ben bu seyahatte yanıma Hasan Tahsin Feyizli'nin Kur'an mealini aldım. Seyahat süresince okuduğum ayetler ile yol boyunca şahit olduğum durumlar arasında bağ kurarak bir tefekkür yolculuğu gerçekleştirdim.
"İnsanlar ancak tek bir ümmet idi. Sonra ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden geçmiş bir söz olmasaydı, üzerinde ayrılığa düştükleri şeyler hakkında aralarında mutlaka hüküm verilirdi."(Yunus Suresi, 19. Ayet)
2- Unutulan Soykırım Tekrarlanır: Srebrenitsa ve Gazze
İnsan unutur! Bildiğini, öğrendiğini, gördüğünü, duyduğunu ve konuştuğunu unutan varlık insandır. Unutkan olan insana bu yüzden sürekli bir hatırlatma yapılır. Allah insana aklıyla, kalbiyle, vahiyle, peygamberlerle ve yaşanan olaylarla sürekli hatırlatmalarda bulunur. Unutan insan ders almaz, olaylara ibret gözüyle bakmaz, hatalarından ders çıkarmaz ve yanlışlarını tekrar eder.
Aliya İzzetbegoviç, "Unutulan soykırım tekrarlanır." demişti. İnsanlık unuttuğu için yeryüzünde soykırımlar yaşanmaya devam ediyor ve ne yazık ki devam da edecek. TİKA tarafından Srebrenitsa'da soykırım hafızasını muhafaza etmek amacıyla, Potoçari'de vaktiyle toplama kampı olarak kullanılan yerde bir müze yapılmış. "Müze" kelimesi kulağa çok soğuk ve duygusuz geliyor; biz buraya "Hafıza Merkezi" diyelim. Unutma! Unutulanlar, unutanları asla unutmayacak.
Ashab-ı Uhdud, Ashab-ı Srebrenitsa, Ashab-ı Gazze... Unutulan ve tekrarlanan soykırımlar... Zalimler, işledikleri zulümlerin karanlığında batmaya mahkumdurlar. Onlar yeryüzünün aydınlığını karartmaya, zulümleriyle baskı kurmaya, sahip oldukları güçle kan ve gözyaşı dökmeye odaklanmışlardır. Mazlumlar ve mustazaflar (ezilenler) ise uğradıkları bu zulmün hesabının Allah tarafından sorulacağından emindirler. İnsanlık; tevhit, adalet ve özgürlük merkezli bir hayata muhtaçtır. Srebrenitsa ne ilktir ne de son olacaktır; tarih, benzer soykırımların işlendiği karanlık sayfalarla doludur. Bizlere düşen zalimlere karşı durmak ve mazlumların yanında yer almaktır.
Unutulmayan soykırım: Srebrenitsa...
Tekrarlanan soykırım: Gazze...
11 Temmuz 1995'te vahşi, katil, emperyalist ve İslam düşmanı Avrupa'nın gözü önünde, hemen yanı başında bir soykırım yapıldı. Srebrenitsa'da 8.372 sivil insan katledildi. Aliya'nın dediği gibi, unutulan soykırım ne yazık ki tekrarlanıyor. Bugün yine dünyanın gözü önünde, yine emperyalistlerin desteğiyle Gazze'de bir soykırım işleniyor. İnsanlığın çürümüş vicdanı, tıpkı Srebrenitsa'da olduğu gibi bugün de yaşananları sadece seyrediyor. Bize düşen görev unutmamak, unutturmamak, direniş ve fetih hattını her daim güçlü tutmaktır.
3- Yüzyılın Bilge Lideri: Aliya İzzetbegoviç
Aliya... Mümin bir adam, cesur bir duruş, onurlu bir asker... İlmiyle amel eden bir fikir adamı... Bedel ödeyen, inandığı değerlerden asla taviz vermeyen, karanlığın ortasında doğan bir güneş... Barışı arayan bir komutan, adaletten sapmayan ve asla düşmanına benzemeyen bir lider... En zor koşullar altında dahi aklını ve şuurunu yitirmeyen yüzyılın bilge adamı... Hem fikir hem de aksiyon insanı... Batı'nın yalanlarına karşı İslam'ın hakikatini haykıran ve şimdi cephede beraber savaştığı askerleriyle koyun koyuna yatan, İslam vatanını mezarından bile savunmaya devam eden bir deha... Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Hayatı bizlere örnek olsun. Onu tanımalı, tanıtmalı; asla unutmamalı ve unutturmamalıyız.
4- Fethin Gülü; Saraybosna ve Birlikte Yaşama Kültürü
Fethin gülü olan şehir: Saraybosna... Fatih Sultan Mehmet tarafından 1463'te Bosna'nın fethinden sonra kurulan bir Osmanlı-İslam şehri... Osmanlı'nın Avrupa'da sıfırdan kurduğu tek şehir diyebiliriz. Avrupa'nın kalbinde; mahalleleri, camileri, çarşıları ve sokaklarıyla her ilmeği özenle dokunmuş, ruh üflenmiş bir Osmanlı şehri meydana getirildi. Bu şehir kurulurken, Avrupa'da kitlesel olarak Hristiyanlıktan İslam'a geçen bir toplulukla inşa edildi. Hristiyanlar içinde Bogomiller olarak anılan Bosna halkı İslam'ı tercih etti; çünkü İslam, onların inanç anlayışına çok yakındı.
Osmanlı'nın gerilemesiyle birlikte Batı'nın en büyük hedeflerinden biri, tıpkı Endülüs'te yaptıkları gibi bu topraklardan da İslam'ın izlerini silmek oldu. 1878'den bugüne Batı, İslam'ın mührünü bu topraklardan sökmek için insani, kültürel ve tarihi katliamlar ile soykırımlar gerçekleştirdi. Bu planlı saldırılarını hâlen de sürdürmektedir.
Saraybosna ve çevresi, farklılıkların bir arada yaşayıp yaşayamayacağına dair tarihi bir laboratuvar olmuştur. Birlikte yaşamak mümkün müdür? Farklı din, dil ve ırkların bir arada barış içinde yaşayıp yaşayamayacağına dair tüm dünyada arayışlar sürmektedir. Bu süreçte Batı, kendisini birlikte yaşamanın tek imkânı olarak sunarken; Müslümanları ise bu birlikteliğe bir tehdit gibi göstermeye çalışmaktadır. Oysa Bosna tarihi, insanlığa kimin gerçek anlamda bir arada yaşama imkânı sunduğunu açıkça göstermektedir.
Müslümanların Bosna'yı fethinden sonra bölgedeki farklı dinler ve diller varlıklarını özgürce devam ettirdiler. Müslümanlar onlar için hiçbir zaman tehdit oluşturmadı. Hatta bazı Sırp aydınlar, "Bölgede Osmanlıların varlığı olmasaydı, bugün bir Sırp kimliğinden ve varlığından bahsedilemezdi." diyerek bu hakkı teslim ederler. Bölgede egemenliğin Osmanlı'dan Batılı güçlere geçtiği 1878'den 1995'e kadar olan süreçte Batı, bu hoşgörü ve birlikte yaşama iklimini zehirledi. İslam'ı ve Müslümanları bölgeden tamamen silmek, her türlü varlıklarını ortadan kaldırmak için çalıştılar. Kriz ve kaoslardan beslenerek insanların kutsal saydığı her şeyi yok etmeye gayret ettiler. Kan, zulüm ve gözyaşı akarken dönüp sadece seyrettiler. Bu vahşetin en son ve en acı halkası da Srebrenitsa Soykırımı oldu. Müslüman, bu dünyada can, mal, namus, nesil ve din emniyetini hakkıyla muhafaza eden ve ettiren kimsedir.
5- Bosna’nın İki Fatihi: Fatih Sultan Mehmet ve Aliya İzzetbegoviç
Bosna'nın iki fatihi vardır: Fatih Sultan Mehmet ve Aliya İzzetbegoviç. Her iki lider de fetih ruhunu iliklerine kadar yaşamıştır. Fatih Sultan Mehmet, Bosnalılara İslam'ın evrensel mesajını, ruhunu ve pratiğini bizzat göstererek kalpleri fethetti. Sarı Saltuk ve gönül erleri, bu coğrafyadaki kalpleri kazanarak büyük bir dönüşüm başlattılar. Öyle bir dönüşüm ki Bosna halkı İslam'ın sancaktarlarına dönüştü. Gazi Hüsrev Bey gibi kıymetli yöneticiler ise bölgede mimari, eğitim ve kültürün sarsılmaz temellerini attılar.
Ancak devran döndü; Bosna toprakları işgal ve ilhak edildi. İslam'ın ve Müslümanların bu topraklardan tamamen sökülmesi için son bir adım kalmıştı. İşte tam o dönemde, diğer Balkan ülkelerinde eşine rastlanmayan şanlı bir tarih yazıldı. Bosnalıların yeni kurucu lideri ve fatihi Aliya İzzetbegoviç tarih sahnesine çıktı. Yıkımın ve enkazın ortasından; bilgi, hikmet ve inançla örülü bir aksiyon adamı Bosna halkının imdadına yetişti. Askeri ve ahlaki üstünlüğü kaybetmeden, tüm dünyaya Müslüman olmanın en güzel örneğini sundu ve böylece Bosna'nın yeni fatihi oldu.
"Ben Avrupa'ya giderken kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü biz çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa onlar bunların tamamını yaptı. Hem de Batı'nın gözü önünde, Batı medeniyeti adına."(Aliya İzzetbegoviç)
6- Bölünmüş Bütün Bir Ülke: Bosna
Müslüman Boşnaklar, Ortodoks Hristiyan Sırplar ve Katolik Hırvatlar... Bir tarafta merkezi bir hükümet varken diğer tarafta kantonlara bölünmüş bir ülke... Ülke içinde seyahat ederken neredeyse hangi mahallede veya hangi şehirde kimlerin ağırlıkta olduğunu gözlemlemek mümkün. Herkes kendisini temsil eden bayrakları sokaklara ve evlerine asmış durumda. Savaşın acıları hâlâ taze ve hatıralarda yaşıyor.
Bir taraftan savaştan kalan yarım kalmış bir hesap, diğer taraftan ise yeni bir acıyı yaşamamak için sürekli tetikte beklemek... Savaşta işlenen suçların hesaplaşması hem vicdanlarda hem de hukuk alanında hâlen devam ediyor. Bununla birlikte, savaş dönemindeki o karanlık hedefler de bir yandan varlığını sürdürüyor. Tedirgin bir ruh hâliyle geleceği aramak, tamamlanmamış bir barışın en net göstergesidir.
Batılılar için yarım kalmış bir hesap, adeta tamamlanmayı bekliyor. Bu hesabın ana temeli, Avrupa'nın göbeğinde Müslüman bir toplumun devletleşmesini kesin olarak önlemektir. Bu sebeple Türkiye başta olmak üzere halkı Müslüman olan devletlerin, devam eden bu krizde Müslüman Boşnak toplumuna arka çıkması, onları destekleyerek önlerini açması hayati bir önem arz etmektedir.
7- Bosna’yı Nasıl Bir Gelecek Bekliyor?
Şu anda Bosna'yı en çok tehdit eden ana unsur, ekonomik temelli sorunlar etrafında şekilleniyor. Bosna'da iş imkânlarının yetersiz olmasından dolayı insanlar Avrupa'nın farklı ülkelerine, özellikle de gelişmiş Batı ülkelerine göç ediyor. Zaten savaş sırasında büyük bir göç dalgası yaşanmıştı ve gidenler geri dönmedi. Şu anda da ekonomik sebeplerle gidenler o ülkelere yerleşiyor. Bosna ile gönül bağları sürse bile, yeni kuşaklar artık Bosna'da yetişmeyecek.
Dolayısıyla sadece Boşnak nüfusu ele alındığında, yaklaşık 2 milyon insan Bosna dışında yaşıyor. Bu göç dalgası ne yazık ki ülkedeki diğer toplulukları da kapsıyor. Türkiye, Aliya’nın emaneti olarak gördüğü Bosna için kendi imkânlarıyla birçok çalışma ve proje gerçekleştirmiş olsa da Bosnalıların kendi ayakları üzerinde durabileceği, özel bir çıkış ve kalkınma modelinin oluşturulmasına kalıcı olarak yardımcı olmak gerekiyor.
8- Kültürel Dönüşüm Tehdidi: Batılılaşma ve Kapitalizm
Batılılaşma ve kapitalizm, Bosna’nın Müslüman toplumunu her geçen gün daha fazla sarıp sarmalıyor. Batılı devletler, Bosna'yı kültürel planda da dönüştürmek için büyük çabalar sarf ediyor ve çeşitli fonlar ile projeler vasıtasıyla bu süreci yönetmeye çalışıyorlar.
Bosnalıları asırlardır var eden ve ayakta tutan İslam kimliği, ne yazık ki yeni kuşaklar nezdinde zayıflama tehlikesiyle karşı karşıyadır. Aliya örnekliğinde tecessüm eden (somutlaşan) İslam birikiminin; düşüncesiyle, teorisiyle ve pratiğiyle yeni nesillerin hayatında karşılık bulmasının önünde ciddi engeller bulunmaktadır. Eğitim noktasında, ülkede asırlardır devam eden medrese geleneği geleceğe önemli bir katkı sağlarken, diğer yandan resmi okullarda dini eğitimin sınırlı tutulması gelecek adına ciddi riskler barındırıyor. Türkiye'nin hem devlet hem de sivil toplum kuruluşları düzeyinde bu kültürel süreci yakından takip etmesi ve bölgeye güçlü katkılar sağlamaya devam etmesi gerekmektedir.
"Savaşa Hayır" İnisiyatifi Kuruldu
23.09.2026
GENÇLERİMİZ NEDEN EVLENEMİYOR? / AHMED ALGAN
13.09.2026
fesleğen gibi bir dindarlık MUSTAFA AKMEŞE 08.10.2026
Servet Çok, Sermaye Yok MUHSİN GANİOĞLU 05.10.2026
Ümitlerin Tükendiği Vakitlerdeyiz FEYZULLAH AKDAĞ 08.10.2026
ÇATIŞMA VE BARIŞ ARASINDA BOSNA RÜSTEM BUDAK 11.10.2026
Mekke İttifakı Test mi Ediliyor? AHMET GÜRBÜZ 23.09.2026
DEVLET VE YÖNETİM SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 30.09.2026
sahi “sen kimsin?” MUSTAFA AKMEŞE 24.09.2026