metrika yandex

Haberler / Yazı Dizisi

İSLAMCILIK VE İSLAMCILAR -3- / Cavit OKUR

19.08.2020

İslamcılık bu ülkenin bu toplumun temel taşıdır. Nice alimler, nice mütefekkirler, nice mücahitler İslamcılık için mücadele etmişlerdir. Gerektiğinde mallarını canlarını feda etmişiler,  hapishaneler ve işkenceler hayatlarının bir parçası olmuştur. Ama hiçbir zaman “Müslümanca” tavır ve mücadelelerinden vazgeçip kurulu düzenin kölesi olmamışlardır. İslamcılık bunların omuzlarında günümüze kadar taşınmıştır.

Geçmişe bağlanıp kalmadan her yerde ve her ortamda ve dahi her zaman islam konuşulmalı. Kurani hakikatler, ilkeler hiç dillerden düşmeden sloganlaşıp hayat tarzı olarak gündemde yerini almalı. Geçmişteki bu insanların onurlu mücadele ve mücahedeleri de bize örnek olmalı. Menkıbeci hikmetlerle, çakma himmetlerle İslamcılık varlığını sürdüremeyeceği gibi kısmi dünyevi ve dini gibi görünen çözümlerle de sürdürülemez. Sonucu düşünülmeden alınan ortak kararların  Kur’an’a karşı açılmış bir savaş olarak algılanması (İstanbul sözleşmesi gibi,milli eğitimin kariyer kararı ,lanzorete sözleşmesi gibi) karşı çıkılması ve Müslüman aile hayatı bu değildir, veya eğitim sadece kariyer değildir diye haykırılıp; bu milletin inancına, kültürüne , ahlak ve maneviyatına,örf ve adetine  uygun çözümler üretilmesi için çabalar sarf edilmeli. Hala mı biz batının  kültür ve bozuk inançlarını göre çözüm olarak halka sunacağız. Bizim kendi kararlarımızı alma gücümüz yok mu. Hiç kimse kendi beceriksizliğini,tembelliğini ve yaptığı yanlışlara bahane aramasın.

İslamcılar susarak yanlışı güçlendirdiklerini, Allahın kendilerine yüklediği Emri bil maruf ve nehyi anil münkeri terk etmekle; peygamber’in (a.s) kurulu düzene karşı yaptığı muhalefetine karşı geldiklerini bilmelidirler. Hiçbir peygamber yoktur ki geldikleri toplumun cahili esaslarına ve inançlarına muhalif olmasın! İdareden menfaat temini ile yoğrulmuş İslamcı, idareye sırtını dayamış islami denen vakıf ve cemaatler,stk’lar toplumun islamı yanlış anlamasından başka hiçbir işe yaramamaktadırlar.Tartışmalar Rasulullahın getirdiği dine dönmek yerine; haklı çıkma savaşına evrilmektedir. Gündemde kalmak içinde zaman zaman küfre bile islami fetva verme çabası içine girildiğini görüryoruz. Hala, “ batı şöyle biz niye böyleyiz diyerek” çözümü kendi benliği dışında aramaktadırlar.

Seyyid Kutub’un ifadesi ile söyleyeyim; Zamanın değişmesi mekanın karışması durumunda bile beşer için iki durum vardır. Biri HİDAYET, biri DALALET. Biri HAK Biri BATIL. Biri aydınlık biri karanlık. Biri ALLAHIN ŞERİATİ diğerleri İNSANLARIN HEVA VE HEVESİ. Biri İSLAM diğeri CAHİLİYET. Biri İMAN Biri KÜFÜR.

Cahiliyenin şekli, ismi ve ilkeleri ne olursa olsun değişmez. İste put,ister sistem,isterse düşünce ve fikir . Bizim için tek çözüm cahiliyenin hiçbir prensibini,hiçbir görüş,fikir  ve inancını Din olarak seçtiğimiz islamın içerisine katmadan yürümek; çözümleri burada aramak temel ilkedir. İslamın hiçbir görüş düşünce ve siteme ihtiyacı yoktur.Temel esasını kuran ve sünnetten alan bir mücahede ve mücadele ile İslamcılar sahnede yerini almalı. Sonuna kadar sesini yükseltip her türlü hurafe,masal,batıl ve yanlış düşünceleri bertaraf etmek için İslamcılar bir ihya ve inşa hareketine yeniden girişmelidir. İlk devir Müslümanlarına mümasil bir islami toplumun gerekliliği şarttır.

Peki islami toplumu ne ile, nasıl meydana getireceğiz. Düşünceyi,akideyi,muamelatı geliştirici ve birleştirici İslamcılar nerede. Cemaatlerin ve tarikatların bile farklı bir din anlayışı ile sadece mistik bir yapı olarak , ruhun derinliğindeki düşünceyi yok eden bu yapılar İslamcı olması da mümkün değildir. Sürekli ayrılık ve düşmanlık tohumları eken birbirleri ile bile görüşmeyen bu yapıların önce İslamlaşması ve her yerde şucu bucu kimliğini değil üst kimlik olan BEN MÜSLÜMANIM kimliğini elde etmesi lazım.

 İslamcılar yürürlükteki cahiliyeyi güçlendirmeyi mi yoksa değiştirmeyi mi hedef aldıklarını açıkça ortaya koymalılar. Şu anda sanki herkes yürürlükteki cahiliyeden memnun gibi. Ve çöküş de buradan yakın gözüküyor. Çünkü biliyoruz ve inanıyoruz ki çöküş islamdan uzaklaşmakla başlar. Şu anda kendimize soralım islami çalışmanın gücü nedir veya İslamcıların… Cevap mı? HİÇ. Ne hak nezdinde, ne de halk nezdinde. İslamcıların ürettikleri bir proje var mı?

 Her şeyi ben yaptım,ben kazandım ve bu kazandıklarımla sanki islama da müslümana da ihtiyacım yok dercesine kibrinin nereden geldiğine bile bakmadan İslamcılık gömleğini bir daha giymemesine caka satıyorlar, ve onlara göre demokrasinin gölgesinde yaşamını sürdürmesi gereken bir islamcılık daha faydalı?! Onun için de artık islamı değil sürekli demokrasiyi konuşmak gerek/diyorlar. Düşüncenin haysiyetini de , şerefini de demokrasiye! feda olsun, havasındalar.

Kaybedilen bir imtihan mı,yoksa düşüncenin altında yatan bir olgunun ortaya çıkışımı.Ancak islami kimlik ve kişiliğin kaybedildiği kesin. Ve görülüyor ki islamda her türlü problemi çözecek ahlaki,hukuki,sosyal,siyasal,ictmai,itikadi vb..ilkeler olmasına rağmen hala islami bir yapı ve teşkilat oluşturulmamış,ehliyetsiz,liyakatsız bilgisiz kimliği Müslüman kimseler elde ettikleri veya verildikleri makam ve mevkilerde adaleti katledip zulmü adalet diye sunma gösterisi içindedirler. Şurası kesindir ki adaletin olmadığı yerde islam yoktur.

Herkesi Müslüman yapmak diye bir çaba mümkün değildir! Ancak kendimizden ve evimizden başlayarak islamlaşmayı,her gün islam konuşmayı ve adil ,ahlaklı bir Müslüman olarak örnek olup her yerde islamın konuşulmasını sağlayabilmeyi esas alan bir çaba içinde olmak İslamcılığın temel şartıdır.. Mus’ab bin umeyr akabede peygamberimizin medinede ne var yok sorusuna verdiği cevap ki ‘’Ya rasulüllah her evde islam konuşuluyor’’ demesi bizim için en önemli örneklerden bir tanesidir. Herkes Müslüman oldu demiyor, her evde islam konuşuluyor diyor.

Bulunduğumuz mekanların, makamların ve imkanların hakkını vermek temel kural değilse niçin var olduğunuzu sorgulamak gerekir. Her yerde , her evde , her makamda, her bulunduğumuz yer ve ortamda islam konuşulmalı,islam için kafa yorulmalı. Derdimiz eskiden olduğu gibi yeniden islam olmalı.

Kurulu düzenin ilkeleri, Kemalizm’in güçlendirilmesi,ilke ve inkılapların ölçüsüzce savunulması,rejimin güçlendirilmesi, milliyetçilik(ırkçılık), devletçilik, laiklik, demokrasi, muhafazakarlık gibi kavramların nerede ise “bizleştirilmesi” bilmeyerek te olsa islama ve İslamcılığa ihanettir kanısındayım. Bu şekilde bir yozlaşma ve yozlaştırma islamdan sürekli uzaklaşmayı da beraberinde getirecektir. Ucuza talip İslamcılık anlayışı ve İslamcıların bu şekilde çözüm üretmesi mümkün değildir. Bu zaten isalmcılık da değildir. Bu hallerle kimsenin islamın sorumluluğunu taşıması da mümkün değildir.Bu gün Müslümanların nerde ise islama bir katkısı yoktur.

Peygamberimizin izlediği yol izlenmeli, o yol temel ve bizim için alternatifsizdir.Kuran cahiliyeye alet etmek için değil ondan kurtulmak için indirilmiştir.Cahiliyenin zulüm olarak ortaya koyduğu ne kadar inanç ve düzen varsa kuran onun kaldırılması ve yerine inancın , adaletin,ehliyetin liyakatin, ahlakın, ihlasın vb…getirilerek yeryüzünde huzur için mücadeleyi Müslümanlardan istemektedir.Irkçılık,milliyetçilik, sınıfsal ayırımlar, izmler ,demokrasi vs.vs..İslam metodundan sapanların oryaya koyduğu batıl anlayışlardır. Bunlara karşı geçmişte olduğu gibi KURAN BİZDEN NE İSTiYOR sorusu ile cevabını kurandan alıp silkinip mücadele etmeyi İslamcılar gündemlerinin birinci maddesi olarak almak zorundadır. Zor zamanda konuştuklarını söyleyen İslamcılar nimetlere,bolluğa kavuşunca neden susuyorlar?!

O dönemler metodu geçti diyorsak, o zaman bu günlere göre Müslümanca geliştirilmiş yöntemlerle toplumu uyandırmak,kuranla tanıştırmak zorundayız. Batı teknolojisini bile kuranda arayan, corana virüsü ile beyaz sarayda , Avrupa kapılarında kuran okutan, ezan okutan İslamcılar bir dirilişle bir direnişle ayağa kalmak zorundadır. Virüsün nerede ise bütün dünyayı İslamlaştıracağına inanmak Müslüman’ın kendi dininden,dilinden ne kadar uzaklaştığının da bir göstergesidir.Kendi dilimizi kullanarak kurana yönelmek ,ona bakmak , bozulmuş zihinleri düzeltmek, kuşkulara, sorunlara,sarsıntılara,bunalımlara, kuranla çözüm üretmek islmcıların ve İslamcılığın temel görevidir. Ne hazindir ki şu ana kadar islama bakışta kendimizin bir dili olmadı. Silkinelim,artık bizim kendi dilimizle konuşacağız,islam bir alternatif ,bir anti tez değildir,o esastır, tekliftir, tezdir diye haykıralım.

Bugün o hale gelmiştir ki insanlığı kölelikten kurtarmak için gelen bu din birilerinin elinde insanları köleleştirmek için kullanılmaktadır. Tarikatlar ve cemaatler şeriatın hudutlarını korumak ve o şekilde hareket etmek zorundadır. Bugünkü dini anlayış ve yaşam ümmete güç vermiyor. Allahın emri her türlü eylemin çıkış noktası olması gerekirken la yüfti insanların ve heykellerin gölgesinde , diktasında bir yere varılamaz. Yapılan her türlü yenilik ve kolaylıklar alkışlanırken DEĞERLER nerede diye sorgulanmalı. Bundan önceki bir yazımda da belirtmiştim. ŞEHİRLERİ, YOLLARI, ARABALARI VS İNŞA EDERKEN EĞER NESİLLERİ İHYA EDEMENSSENİZ İNŞA ETTTİĞİNİZ ŞEHİRLERİ YIKACAK, YAĞMALAYCAK BİR NESİL YETİŞTİRİRSİNİZ. KENDİ EVLATLARIMIZDA DAHİL. Bizim burada asıl belirtmek istediğimiz şey; bozulma , çözülme , savrulma vb.. geçmişin İslamcılarında başladı. Meselemiz yeni nesli suçlamak değil. İslamcılar aslına dönmeli ve Allahın kendilerine yüklediği halifeliği kuşanmalıdırlar.

Son söz;İslamcıların kurduğu en başta sendika olmak üzere,hemen hemen bütün vakıf ve derneklerin amaçları madde olmuş, kariyer putperesliği ile koşturmakta, geçmişte terk edildiği ilan edilen sahte ilahların yerine yenilerinin türetildiği; kardeşliğin,dostluğun yerini “vekilim,bakanım ,müdürüm,başkanım “ sıfatlarını konulduğu bir cahiliye düzenine güç vermeye doğru adım adım koşmaktadır.

İslama ve davaya sadakatle ne istediğine karar vermiş İslamcılar yeniden TEK YOL İSLAM anlayışı ile ortaya çıkmalı. Yoksa Kuran’ın beyanıyla helak yakındır…

Yoksa Câhiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Gerçeği kesin olarak bilip kabul eden kimseler için Allah’tan daha güzel hüküm sahibi kim olabilir?(maide s)

Onlar (yani kafirler) ağızlarıyla Allah'ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır."(Saff, 61/8)

İSLAMCILIK ASLA ÖLMEZ. İSLAMCILIK ÖLDÜ DİYENLER KENDİ ÖLÜMLERİNİ İLAN EDENLERDİR.

Acıkça söylüyorum KİMKİ İSLAMA DÜŞMAN ONUN HASMIYIM. SADECE KENDİ ÇIKARINI DÜŞÜNEN VE SUSAN MÜSLÜMANLARIN DA DOSTU DEĞİLİM…

Peygamberimiz buyuruyor: ‘’DİN SAMİMİYETTİR’’

1. Bölüm için tıklyayınız:

https://hertaraf.com/haber-islamcilik-ve-islamcilar-1-cavit-okur-4865

2. Bölüm için tıklyayınız:

https://www.hertaraf.com/haber-islamcilik-ve-islamcilar-2-cavit-okur-4951

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş