7 Ağustos 2026 tarihinde imzalanan ve kısa süre içinde sahadaki sıcak çatışmalarla test edilen Mekke Ortak Savunma Antlaşması, Türkiye’nin dış politikasında, hukuk sisteminde ve toplumsal hafızasında derin sarsıntılar yaratan tarihi bir kırılma noktasıdır. Resmi ambalajında bölgesel caydırıcılık, kolektif güvenlik ve İslam coğrafyasının huzuru gibi yüksek perdeden retoriklerle pazarlanan bu pakt; arka plandaki ekonomik tükenmişlik, dış borç sarmalı ve emperyalist dayatmalarla birlikte masaya yatırıldığında, Türkiye’yi ve Pakistan’ı doğrudan Yemen’in çıkmaz sokaklarına çeken tehlikeli bir vekalet savaşı tuzağına dönüştürülmektedir.
Geçmişin Haklı Çıkışlarından Bugüne Savrulma
Bugün iktidar ellerinde meşrulaştırmaya çalıştığı bu paktı savunurken, unutulan ya da hafızalardan silinmek istenen çok yakın bir geçmiş vardır. Henüz birkaç yıl öncesine kadar bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümet yetkilileri, Suudi Arabistan’ın Yemen’de yürüttüğü yıkıcı politikaları en sert şekilde eleştiriyor, "Suudi Arabistan aynaya baksın, Yemen'i bu hale kimler getirdi, on binlerce insan Yemen'de katledildi, siz önce bunun hesabını verin" diyerek Yemen halkının uğradığı zulmü ve mazlumiyeti açıkça dile getiriyorlardı.
Yemen halkının ve Husilerin (Ensarullah) kendi vatanlarını savunma direnişi o gün haklı bir zeminde eleştirilirken, bugün aynı Suudi rejiminin askeri yükünü ve bataklıkta sıkışan stratejik açmazını omuzlamak üzere Türk askerinin bu denkleme dahil edilmesi, ilkesizliğin ve dış baskılara boyun eğmenin en acı tablosudur. Dün Yemen'i kana bulayanların bugün "müttefik" ilan edilmesi, siyasetin omurgasızlığının ve ilkesizliğinin belgesidir.
Kore Çöllerinden Yemen Çöllerine Tekerrür Eden Tarih
Türkiye’nin dış politikada kendi ulusal çıkarlarından ve akılcı stratejilerden koparak, anlık ekonomik nefes boruları ve dış güçlerin dayatmaları uğruna askeri güç sevk etmesi tarihimizin en karanlık sayfalarında yer almaktadır. 1950 yılında, dönemin iktidarı tarafından Batı ittifakına şirin görünmek, NATO kapılarını aralamak ve dış borç çarkını döndürmek amacıyla Meclis kararı dahi alınmadan Kore’ye gönderilen Türk tugayı, bu milletin evlatlarının emperyalist masallar uğruna nasıl harcandığının acı birikimidir.
Bugün Mekke Antlaşması ile sahneye konulan senaryo, o trajik Kore macerasının yirmi birinci yüzyıldaki birebir kopyasıdır:
Dün Batı'nın cephe gerisinde komünizme karşı denilerek uzak Asya'ya sürülen Mehmetçik, bugün Körfez monarşilerinin ve Washington merkezli planların çıkarları doğrultusunda Yemen çöllerine sürülme tehlikesiyle baş başadır.
O gün de hukuki mekanizmalar esnetilmiş, milli irade ve Meclis denetimi baypas edilmişti; bugün de anayasal kurallar hiçe sayılarak fiili durumlar yaratılmakta, milletin evlatları kapalı kapılar ardında atılan imzaların kurbanı haline getirilmektedir.
Kutsal Topraklar Yalanı ve Medya Propagandasının Deşifresi
İktidar medyasının ve propaganda aygıtlarının bu paktı halka yutturmak için kullandığı en sinsi ve manipülatif argüman, "Mehmetçik 120 yıl sonra kutsal toprakların savunmasına gidiyor" yalanıdır. Toplumun dini hassasiyetlerini, tarihi nostaljisini ve İslam coğrafyasına olan aidiyet duygusunu istismar eden bu kirli propaganda, gerçeği baş aşağı çevirmektedir.
Bu noktada altı çizilmesi gereken en hayati gerçek şudur: Ensarullah (Husiler) hiçbir zaman Mekke ve Medine’ye saldırmamıştır, saldırmayacaktır. Husilerin ve Yemen direnişinin hedefi, ülkeyi yıllardır bombalayan, açlığa mahkum eden ve egemenliğini gasp eden Suudi-Emirlik koalisyonunun askeri ve stratejik tesisleridir. Medyanın "Kutsal topraklar tehdit altında, Hristiyan veya Siyonist değil, Müslüman milleti koruyoruz" diyerek ürettiği bu safsata, halkın gözüne indirilen kalın bir sis perdesidir. Asıl amaç kutsal mekanları korumak değil, Riyad monarşisinin ve Batı'nın çıkarlarını Yemen direnişine karşı muhafaza etmektir.
Trump ve İsrail Ekseninin Gizli Memnuniyeti
Ankara ve Riyad koridorlarında bu anlaşma halka "İsrail'e karşı caydırıcılık kalkanı" olarak pazarlanırken, Washington’daki (Trump yönetimi) ve Tel Aviv’deki strateji merkezlerinin bu paktı neden bayram havasıyla karşıladığı madalyonun gerçek yüzünü ele vermektedir:
Vekalet Savaşında Yük Paylaşımı: İsrail güvenlik bürokrasisi ve Batı ekseni, Yemen’deki Husilere karşı yıllardır bocalayan Suudi Arabistan'ın tek başına bu savaşı sürdüremeyeceğini, ordusunun çöktüğünü ve ekonomik olarak tükendiğini çok iyi biliyordu.
Müslüman'ı Müslüman'a Kırdırma Stratejisi: Tel Aviv ve Washington için bu pakt; kendi ellerini kana bulamadan, Türk ve Pakistan askerinin varlığıyla Suudi rejimini tahkim eden, bölgedeki gerçek direniş eksenini kendi içine kapatan mükemmel bir kalkan demektir. İsrail'e karşı tek bir kurşun sıkılmasına asla izin vermeyenler, bu pakt sayesinde Riyad'ın ve Batı'nın Orta Doğu tasarımlarına jandarmalık yapmaktadır.
Son Söz Yerine Tarihe Düşülen Şerh
Mekke Ortak Savunma Antlaşması, içerideki ekonomik çöküntünün, dış borç sarmalının ve kurumsal çürümenin dış politikadaki en ağır faturasıdır. Halka dini duygularla, "120 yıl sonra kutsal topraklar" masallarıyla yutturulmaya çalışılan bu süreç, pratikte Türkiye’nin evlatlarını Riyad’ın vekalet savaşlarına ve Washington'un planlarına kurban etme operasyonudur.
Ne siyasi iktidarın kapalı kapılar ardında attığı imzalar ne de iktidar medyasının ürettiği kirli propaganda perdeleri bu gerçeği örtmeye yetecektir. Yemen halkının ve Ensarullah/Husilerin haklı direnişi karşısında bu haksız ve emperyal paktın tarafları tarihin mahkemesinde mahkum olacaktır. Türkiye’nin çıkışı dışarıdan dayatılan bu karanlık tuzaklarda değil; tekçi yönetim anlayışından ve kapalı kapı siyasetinden kurtulup, ortak akla, adalete, liyakate ve tam bağımsız dış politika ilkelerine dönmesindedir. Tarih, bu uyarılara kulak tıkayanları ve bu tuzağa karşı ses yükseltenlerin haklılığını en acı şekilde önümüze koyacaktır.
"Savaşa Hayır" İnisiyatifi Kuruldu
23.09.2026
Kur’an dervişi Kemal Kelleci vefat etti
16.09.2026
Kintsugi Ruhsal Yenilenme AHMET GÜRBÜZ 12.10.2026
fesleğen gibi bir dindarlık MUSTAFA AKMEŞE 08.10.2026
Ümitlerin Tükendiği Vakitlerdeyiz FEYZULLAH AKDAĞ 08.10.2026
Sahte Sorular YUSUF YAVUZYILMAZ 12.10.2026
ÇATIŞMA VE BARIŞ ARASINDA BOSNA RÜSTEM BUDAK 11.10.2026
Mekke İttifakı Test mi Ediliyor? AHMET GÜRBÜZ 23.09.2026
DEVLET VE YÖNETİM SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 30.09.2026
sahi “sen kimsin?” MUSTAFA AKMEŞE 24.09.2026