metrika yandex

Haberler / Kültür - Sanat

AŞK VE ÖLÜM/Fahrettin Gün

12.12.2020

AŞK VE ÖLÜM

Fahrettin GÜN

Beyan Yayınları

Derleyen: Cavit OKUR-Hertaraf Haber /Kültür Sanat Servisi

Aşk , muhabettin seveni kavraması , bütün vücuda yayılması , adeta onu sarmaşık dalları kucaklaması gibidir.

İlk kıvılcım göz ile başlar göz önce yüreğin, sonrada ruhu penceresidir, aynasıdır.Ruhtaki temaşa gönül ülkesine uğrayıp iz bıraktığında artık olan olmuştur.

Hayaller onun en büyük arkadaşı , sırdaşı ve yoldaşı olur.

Onu göremeyince, ondan ayrılınca hüznü aşk ve katık edinir.

Artık onsuz bir hayatı düşünmek, tahammül etmek mümkün değildir.

İşte mecazi aşk böyle bir şeydir. Sevdiğine yüreğini teslim etmke, yüreği onun emrine vermek.

Aşkı hayadan arındırarak yalnızca şehvet olarak tanımlamak, telakki etmek yine aşka yapılacak büyük yanlışlar arasındadır. Hayasızlık aşk duygusunun albenisini tahrumar eder.

Aşk ateşinin gönülde yansıması için aşkın anlam bütünlüğünün kavranılması gerekir.

Aşık için maşukuna kavuşmak bir özlem, bir ukte olur. Aşık sevgiliyi görmek için yanıp yakılır.

Bu minvalde aşıklarda zeka, iffet, alçakgönüllük, edep ve haya önemlidir. Çünkü bunlar aşka anlam katan usurlardır.

Aşk gamı ile perişan olanların katında yara ve merhem aynıdır, ister aç ister sür.

Aşığa en acı veren olgu ise sevdiğinden kuşku duymaktır.

Tasavvuf erbabınca, onlara göre aşk manevi hastalıkların iksiridir. Şeyh Sadi ‘Ey naz ve cilveli sevgili, tek yolunda öleyim de sende yüz çevirmeyeyim.'

Şayet iman yüreklerde ateşe dönüşmemişse , aşk ateşi ile kavrulmamışsa Nebiliğin de, veliliğin de anlamı ve önemi kavranamaz.

Evrensel İslam inancının temel dinamiklerinden biri de sevgidir.

Noktası bir kitaptır aşkın

Zerresi aftaptır aşkın

Gark olur katresinde kevn –ü mekan

Gizlenir zerresinde her dü cihan

Aşk muhabette ifrattır

Kavuşulmuş aşklarda ise sevdalar murada ermenin görkemini yaşarlar.

Aşk parıl parıl parlayan bir alev gibidir.

İlahi aşk , zor ve meşakketler isteyen uzun soluklu bir mana serüvenidir.

Tasavvuf ehlinin çoğu  kainatın sebebi aşkdır, demişlerdir.

Yunus emreaşk feryadından bir esinti ;

Yansın canım yansın aşkın

Od’una

Aksın kanlı yaşım aksın silmezem ayruk

Göyündüm aşk ile taa kül olunca boyandım rengine solmazam ayruk

Mevlana

Eğer devamlı aşkı anlatacak olsam 100 kıyamet kopar da aşk bitmez, der.

Aşk bir çeşit cinnet halidir.

Aşktan her kimin elbisesi parça parça olmadıysa o , kötülükten , hırstan , kibirden temizlenmemiştir.

Aşıkların yürekleri ise bir gül bahçesidir.

Ferhat padişaha cevap verir ;

  • Nerelisin?
  • Aşk memleketinden !
  • Orada hangi saatla meşgul olurlar?
  • Gam alırlar , can satarlar.

 

Şeyh Galip, Hüsnü aşkında şöyle der ;

Hoşca bak zatına kim zübde-i alemsin sen

Merdümi dideyi akvan olan ademsin sen

Şeyh Galibin gazellerinde adeta aşk yolunu haritası çizilir. Hüsnü aşk ,  aşkla bezenen bir şiir defterinin sevaplarla dolu upuzun bir manzumesidir. 

 

Sezai krakoçun Mona Rosası beşeri ve ilahi duyguların deveran ettiği bir şiir sağanağı.

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa

Henüz dinlemedin benden türküler

Benim aşkım öyle uymaz her saza

En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.

 

Ben çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı

Ben göğsümde kurşun gibi taşıyorum.

 

VE ÖLÜM..

AŞK ÖLÜMÜN GÜLÜMSEYEN YÜZÜ MÜDÜR?

“ Boşver güzelliği sen onu gurura bırak

Dünyanın gözlerinden uzakta kalsın

Mücadeleyi boşver ihtirası bırak

Sarayları boşver selam ver kabirlere

Asırlarca dünyayı dolaş

Dönen kabirleriyiz ya biz bu dünyanın”  diyor şair.

Yahya Kemal “Ömrün büyük ve dağ dağlı gecesini bir aşkın yıldızlı uykusu yapanlar bir ebediyet bahçesi olan ölümde uyanırlar“ der.

Necip Fazıl “Yalnız seni görür gözünü yuman

Senden ateşine bir deva uman

Bari gitsin toprağa kansın

Bir çukur solumda bir taş sağımda

Kabre girdiğim gün bu genç çağımda…..

Şairlerin aşk ile ölümü irdelediği bir dehlizdir çık çıkabilirsen

Büyük şair Muhammed İkbal Cavidname adlı eserinde aşkı kaçınılmaz bir gereklilik görür ve aşksız yaşamayı cinnet olarak telaki eder.

Neredesin sen?

Yaşıyor musun?

Ölü müsün?

Yoksa yaşayan ölü mü

Kendini allahın ışığı ilede gör

Sen bu nurun karşınıda durabiliyorsan kendini hakikate vasıl olmuş say.

 miraç o şairi aramaktır.

Nurettin Topçu;  Aşk ölümü yenmek istiyor ve dünyamızdaki her denemesinde yeniliyor.

Ez cümle aşk ölümün komşudur değil aynı zamanda ölümün tılsımı kaldıran bir iksirdir yine aşkı ölümü yenen bir selamet müjdesi ve cemalin temaşasıdır

Hiç ölü yüzü gördünüz mü , ölü yüzleri gördüğünüzde benliğinizi , zihninizi ölüm kaosundan kurtarıp ölü tenlerinde renk aradınız mı, hangi renkte olduğunu fark ettiniz mi ölümün (Mehmet EKER abiye)

Hayat ve ölüm !.. ölümü sırdaş edilmek… ölümün sırdaşlığına güvenilmez ki… en tehlikesi ölün kaosa dönüşmesi , ölümün bizi tahakküm altına alması… işte ölüm o zaman acılı bir renge bürünür de , tadarız ölümü yoklukta ve yoksullukta.

Dünyalı olmanın bir bedelidir bu

Ölüm sevgilim, sevdiceğim…

Ölmek aslına bir şiir sırrı bilene , sırrını keşfedene

Hayatımızın bir köprüdür beşikten tabuta…

En çok da ölümün nazlanması çekilmez.

Yeğenim ;

“Acıdır bütün ayrılış kelimeleri

Acıdır ölüm .”

Ölümü yaşamalısınız . mümin iseniz buna zorunlusunuz

Ve mezarlar sığınılacak en emin beldelerdir. En fazla şairlerin dizeleri çağrıştırır ölümü:

Büyük randevu… Bilmem nerede, saat kaçta?

Tabutumun tahtası hangi ağaçtan (NFK)

“ Buna rağmen ölüm bir özgürlüktür ruh bedende bir sürgün hayatı yaşar. Ruh kıyamet saatin özlemini taşır.”

Peygamberimiz en emin beldelerdir. İnsanlar gece mezarlıkların yanında geçerken bir yandan adımlarını sıklaştırır. Bir yandan da dualarını sıralayıverir korku.

Sahi yeni ve taze ölüler de korkar mı mezarlıklar da korkar mı mezarlılardan.

Toprak insana toprak insana hasret

Toprağın yağmurla buluşması insanın ölümle buluşması gibi bir şey.

Toprağın rengi de insanlar gibidir coğrafyalar gibi renk değiştirir.

Ölmek kolay olmadığı gibi asıl zor olan korkutucu düşündürücü olan toprağın koynundaki insanın hal-i pür melali.

Ölmek yaratılışımızın ön koşuludur.

Neylersin ? Ölüm herkesin başında

Uyudu uyamadın olacak

Kim bilir nerede nasıl kaç yaşında

Bir namazlık saltanatın olacak taht misali musalla taşında (CS TARANCI)

“Gerçek şu ki gelmesinde şüphe olmayan bir günde bütün insanlar rabbin huzurunda toplanırlar. Allah sözünden asla dönmez. (KK)

Mademki ölümü öldürmek mümkün değildir ona teslim olup koşulları yerinde getirmek en doğru harekettir.

Öyleyse oturup düşünelim ve tefekkür edelim en çok da geceleyin başımızı yastığa koyduğumuz zaman… Doğumu , ölümü , ahireti , dirilişi.

En korkunç ölümler sevdasız , aşksız ölümlerdir. Ölüm bir huruç hareketidir.

Mazinin hatıratını sinelerinde mektuplar, birlikte mektuplarla birlikte en çok da fotoğraflar barındırırlar. Resimler mektuplar işlemeli mendiller ve fotoğraflar arkasında şiirler

İyi insanlar yağız atlara binip gittiler bize ise kötü insanlar ve topal atlar kaldı. Diyen Gemihlioğlu

Cenazesinde bir zat heyecanlı nutkunda “ Ey Çanakkale şehitleri sizi terennüm eden akif misafirinizdir ona iyi bakınız” denilen Mehmet Akif ,

Mümin insanın alameti

Ölümü tebessümle karşılamaktır diyen Muhammed İkbal,

 

Ölüm baş ucumda

Bir melek elini uzatıyor bana

Yapayalnız

Bir yolculuk diyen,ve onu özlediğim zaman onun bana yazdığı mektupları okuyacağım ve her okuyuşta hüzünle tebessüm edeceğim dediği  Cahit Zarifoğlu ,

Şehadet bir çağrıdır tüm nesillere ve çağlara

Selam olsun allah yolunda savaşanlara diyen,şehedeinden bir gün önce izmirde birlikte idik diye yazdığı  Metin Yüksel,

Topu topu bir mevsimi yaşarız işte

Müşaa’ şa bir sonbahar figüranıyız diyen İlhami Çiçek,

Ve ölüm konuğum olduğu zaman

Duyduğum vicdanımın ayak sesidir diyen ve aşkı yürürlüğe koyma savaşı veren,er yürekle ölüm gazelini okuyan Hiçret,in şairi  diye tarif ettiği  Mehmet Akif İnan,

Ölüm erkekse benim yanıma gelsin

Ben onu sıkı sıkı kucaklayayım

Ben ondan rengi ve kokusu olmayan bir can alayım

O da benden renkten renge girmiş bir hırka alsın diyen Alaattin Özdenören,

Onlar gittiler

Topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında

Ben şimdi bu yanda

Gerilmiş bir an gibiyim

Doğum ile ölüm arasında…Erdem ağabeyin ölümü ak kağıtlara dökülen şşirse bir fireaktı diyerek anlattığı Erdem Bayazıt,

Yazarın aşk ve ölümle minnetle hasretle hatırladığı şairlerve dostlar..

Suat Çakır , Osman Yurdabakan yine vefa duygusuyla aşk ve ölümde yer alan kişilerdir.

Öteye gideceğini çok önceden haber veren yıldız, Afganistan semalarında düşen uçakta şehadet şerbetini içen Bahattin Yıldız , Bahattin ağabey aslında öteye gidişini Kar Çiçeği adlı romanında yıllar önce haber vermişti. “Dünya bizsiz de oluyormuş bizler ne ilkiz ne de son buna rağmen öyle kanaatlere saplanıyoruz ki bu dünya bizsiz olmazmış gibi.”

Onun en yakını “Bahattin Yıldız allaha bir şehadet dilekçesi verdi o da kabul etti.” Bu cümle kanaatimce Bahattin Ağabeyi anlatmaya yeter.

Güle güle aziz şehit

Ölümsüzlüğe doğru güle güe

Binlerce selam,binlerce dua…….

Not:Yazar Fahretin günü İmam hatip lisesinde öğreci iken tanıdım.

Vakarı, ahlakı edebi, saygısı ,vefası, dürüstlüğü, çalışkanlığı, okuma yazmaya merakı vb..ile örnek bir gençti.

O zaman MTTB’ye uğrar hem bizimle sohbet eder hemde birçok sualle geri dönerdi. Elli yaşına geldiği şu zamanda ‘’Gençlik ideallerine ihanet etmiyen’’ ender kişilerden birisidir. Bir çok esere imza atmıştır. Ve hala yazmakta devam etmektedir. Allah gayretini artırsın…

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş