Bu duyarsızlığın en somut halini Türkiye’nin Başkenti, siyaset ve bürokrasinin, uluslararası ilişkilerin, diplomasi ve lobi faaliyetlerinin merkezi Ankara'da görmek mümkün. 7 Ekim saldırılarının ardından Ankara'daki sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla Ankara Filistin Dayanışma Platformu oluşturuldu.
Filistin'de yaşanan zulüm, Amerika ve Avrupa kıtasındaki birçok ülkede bir vicdani uyanışa vesile oldu.
Dünya korkunç bir değer yozlaşmasına doğru giderken her şeye rağmen "insan kalmanın" mümkün olduğunu gösteren kitlelerin varlığı hepimizin umudunu yeşertti.
Dünyanın dört bir yanından aktivistler, mazlumlardan yana olduklarını göstermek ve yaşanan zulme dikkat çekmek için canlarını tehlikeye atarak hatta feda ederek yaptıkları protestolarla büyük bir uyanış, diriliş ve direniş başlattılar.
Vicdanlarının sesine kulak vererek, insani bir gaye için toplanıp eylem ve protestolarıyla ses getiren aktivistler büyük protestolarla, Filistin'de yaşanan zulme karşı çıkmanın insanlıklarının gereği olduğunu, İsrail'in vahşi bir terör devleti, Siyonizm’in ise dünya için çok tehlikeli bir ideoloji olduğu gerçeğini toplumlarına anlatmayı başardılar.
Ancak dünya halklarının duyarlılığının aksine ülkemizde durum çok farklı.
Bizde hâlâ Hamas'a terör örgütü diyen bir ana muhalefet, Coco Cola'yı iftar sofrasından eksik etmeyen dindarlar, boykot çağrısına Starbucks'da kahve keyfini kaçırdığı içi tepki gösteren konformistler, parçalanmış on binlerce çocuk cesedi umurunda olmayan aydınlar, en ağır silahlarla ve aç, susuz, ilaçsız bırakılarak yok edilen bir halkın yaşadıklarının görmezlikten gelen sivil toplum kuruluşları var.
Maalesef eylem ve protestolarla toplumsal duyarlılığı canlı tutması beklenen, sanatçıların, sporcuların, siyasetçiler, sivil toplum kuruluşu yöneticilerinin, gazetecilerin, kamu bürokrasisinin eski ve yeni yöneticilerinin üzerindeki ölü toprağı ve duyarsızlık insanı hayretler içerinde bırakıyor.
Herkes kendi kabuğunda, kendi fildişi kulesinde, kendi mutlu dünyasında yaşıyor.
Sosyal medyada önümüze gelen dayanılmaz görüntüleri hızlıca kaydırıp duyarsızlığımızla yüzleşmek istemiyoruz.
Konserlerde, maçlarda, toplantı ve etkinliklerde yaşanan vahşete ilişkin küçük bir hatırlatma, bir destek ve duyarlılık çağrısında bulunmuyoruz.
Sosyal medya hesaplarımızda çiçek-böcek paylaşımlarıyla insancıllığımızı göstermeye çalışırken Gazze'deki drama ilişkin insanlığımıza delalet edecek bir tanecik paylaşımınız yok.
İnsanlığa karşı işlenen bu suça doğrudan veya dolaylı destek veren firmaların ürünlerini almama, onların can damarı olan ekonomik desteği kesme konusundaki kampanyaları bırakın desteklemeyi, hiç ummadığımız insanlardan bu çabaları değersizleştiren tavırlar görüyoruz.
Bu duyarsızlığın en somut halini Türkiye’nin Başkenti, siyaset ve bürokrasinin, uluslararası ilişkilerin, diplomasi ve lobi faaliyetlerinin merkezi Ankara'da görmek mümkün.
7 Ekim saldırılarının ardından Ankara'daki sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla Ankara Filistin Dayanışma Platformu oluşturuldu.
Platform, beraber hareket etmesi çok kolay olmadığı düşünülen kuruluşları ortak bir hassasiyet paydasında bir araya getirdi. Çok sesliliğin, çok başlılığa sebep olmasına fırsat vermeden bir işi başarmanın ve sürdürmenin mayasının "halis niyet ve samimi gayret" olduğunu gösteren bu platform Anadolu'dan paramparça haldeki dünya Müslümanlarına, ete kemiğe bürünmüş bir vahdet mesajı niteliğinde.
Bu platformun yaptığı 100'ü aşkın açıklama, eylem, protesto, yürüyüş ve miting etkinliği oldu.
Platformun faaliyetlerinin her biri ortak aklın ürünü, itidalli ama cesur ve iddialı mesajlar içeren etkinlikler.
Fakat gelin görün ki bu etkinliklerde az önce saydığımız seçkin, kalburüstü, tuzu kuru gruplardan katılım yok denecek kadar az.
Maalesef Müslüman elitler Gazze imtihanı geçemediler.
Onların haftanın bir gününde, bir saatlerini ayırıp yaşanan zulme karşı tepkilerini göstermekten daha önemli işleri var.
Bir sloganı coşkuyla atmak onların karizmasına zarar verir.
Salaş kıyafetli bir esnafla omuz omuza yürümek onların klâsını sarsar.
Bir cuma çıkışı eylemi, bir sabah namazı duası veya bir protestoya katılmak, onlar için deşarj olmaktan ibaret faydasız, banal eylemler.
İsrail ve ABD'nin azgınlığından ziyade İslami hassasiyete sahip olduğunu zannettiğimiz kültür, sanat, spor, siyaset, bürokrasi, akademi, iş ve sivil toplum kuruluşu dünyasına mensup zevatın bu duyarsızlığı insanı ürkütüyor.
Kaynak: internetbasin.com
Türk Futbolunda Operasyon
29.09.2026
Barış Vakfı'ndan TBMM'ye Çağrı
30.09.2026
"Savaşa Hayır" İnisiyatifi Kuruldu
23.09.2026
Umran dergisi Eylül 2026 sayısı çıktı
05.09.2026
ABD uçağı pistten çıktı: 5 ölü
07.09.2026
DEVLET VE YÖNETİM SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 30.09.2026
bana bütün yolu gösterme rabbim MUSTAFA AKMEŞE 01.10.2026
Fatma Betül’ün Suçu Ne? Şakir ÇALIŞKAN 04.10.2026
MERHAMET! EY MERHAMET! AYTEN DURMUŞ 02.10.2026
Bilmek Ağrısı ESRA DURU 02.10.2026
Mekke İttifakı Test mi Ediliyor? AHMET GÜRBÜZ 23.09.2026
Korkak Ebeveynlik FEYZULLAH AKDAĞ 10.09.2026
Dinlemek/İşitmek RAMAZAN BEYHAN 11.09.2026