Cümle alemin bildiği üzere 28 Şubat sürecinin ürettiği zulümlerin en can yakanlarından bir tanesi de yüzlerce müslümanın çoğunlukla düzmece iddianameler ve yargılamalarla pek çoğu ağırlaştırılmış müebbet olmak üzere çok ağır hapis cezalarına çarptırılmış olmasıdır.
Suçları genelde bildiri dağıtmak, sohbete katılmak ya da bir protesto eyleminde bulunmanın ötesine geçmeyen yüzlerce insan vahşi işkencelerden geçirilmiş, son derece ağır suçlamalarla “anayasal düzeni silah zoruyla yıkmaya teşebbüs” gibi en üst seviyeden iddialarla yargılanmış ve zindanlara doldurulmuştur.
Bilindiği üzere dönemin hakimleri ve savcıları, dönemin askeri iradesinden “aydınlatıcı” brifingler (talimatlar) almış ve yargı kararlarını da böylece “bağımsız” bir şekilde oluşturmuşlardı.
Meydana geldiği dönemde bu insanlık dışı ilkellikleri ve vahşeti icra edenleri alkışlayan pek çok “her devrin” siyasetçisi, medyacısı, iş adamı vesairenin bugünkü pişkinlik ve iki yüzlülüklerini kamuoyunun unutkan vicdanına değil Rabbulalemin’in adaletine havale ettikten sonra…
Gelelim bugüne…
Malum, 28 Şubat hakim ve savcılarının pek çoğu çete/terör örgütü üyeliği ve benzeri suçlardan daha önce mahkum olmuşlardı. Dönemin kudretli generallerinin yargılandığı davada da geçtiğimiz günlerde karar çıktı. Olan bitenin bir darbe olduğu tescillendi, sorumlu generaller hakkında müebbet hapis cezaları verildi.
Ne kadar güzel! Adalet yerini buldu… galiba… derken… ; bir de baktık ki, müebbet almış darbeci hainler ayda bir imza karşılığı serbestler. Bu nasıl bir tiyatrodur?! Vicdan sahibi insanlarla dalga geçmek için mi böyle bir uygulamaya gidildi, yoksa bizim anlayamadığımız ve hiçbir zaman da anlayamayacağımız devletimizin bazı âlî menfaatleri gereği mi böylesine akla ve vicdana zarar bir kayırmacılık örneği sergilendi? Nedeni ne idi bilemiyoruz; ama bu böyle oldu! Kendimi aşağılanmış, dalga geçilmiş hissettiğimi itiraf etmeliyim.
Yüzlerce müslüman mahpus yirmi yılı aşkın süredir zindanlarda çile doldururken diğer tarafta da bu yargılamaları gerçekleştiren adalet, vicdan ve Allah korkusu fakiri yargıç ve savcıların da kahpeliklerinin ortaya serildiğini ve müstehaklarını bulduklarını söylemiştik. Bu bile başlı başına en azından bir “yeniden yargılanma” gerekçesi olabilecek zemini oluşturuyordu.
Şimdi bu zeminin üzerine bir de her ne kadar vicdan sahibi insanlarla alay edercesine serbest dolaşıyor olsalar da, dönemin brifingçi generallerinin darbecilikleri tescillenmiş durumdayken; bu darbeci teröristlerin hapislere doldurma talimatlarıyla ömürleri tüketilen insanların yeniden yargılanma zamanları “hala” gelmedi mi acaba?!
Yirmi küsur dakikadan, yirmi küsur saatten bahseder gibi kolayca söyleyiverdiğimiz, yazıverdiğimiz bu kahredici yirmi küsur senede neler oldu biliyor musunuz? Kırk beş yaşındaki bir insan yetmişine merdiven dayadı. Yeni doğmuş bir bebek yirmi beş yaşında yetişkin bir birey oldu… Bu süre içerisinde yirmi beş Ramazan, elli bayram ve yüz mevsim geçti…
Ey insanlar! Bu vahşetin süregeldiği yirmi küsur senenin, pek çok vicdan sahibi insan ve Mazlumder gibi kuruluşlarca yıllardır gündemde tutulma çabalarına rağmen on altı yıllık kısmının mevcut iktidar döneminde heba edildiğinin farkında mısınız?
Süregelen bu adaletsizliğin vebali karşısında mevcut iktidar sahiplerinin Rabb’lerine karşı verebilecek nasıl bir cevapları olabilir çok merak ediyorum doğrusu.
Yapılan binlerce kilometre yol, açılan yüzlerce hastane, imam hatip okulu, ihracatın yirmi beş milyar dolardan yüz altmış milyar dolara çıkmış olması bu vebalin karşısına mazeret olarak konabilir mi acaba?
Yoksa bizler boş hayaller ve avuntular içindeyken 28 Şubat, gerçekten de iddia edildiği gibi bin yıl sürecek mi?
İktibas Dergisi’nin Eylül 2026 sayısı çıktı
02.09.2026
Silivri Gemi Kazası
03.09.2026
Umran dergisi Eylül 2026 sayısı çıktı
05.09.2026
ABD uçağı pistten çıktı: 5 ölü
07.09.2026
Dindarlaşarak Gavurlaşma|Fuat Durgun
13.08.2026
Ezherli Kuytul AHMET GÜRBÜZ 02.09.2026
BİLGİNİN İNSANİLEŞTİRİLMESİ - 6 ÜSTÜN BOL 04.09.2026
Yalnızlık Allah'a Mahsustur! AYTEN DURMUŞ 04.09.2026
Yurtta Sulh Cihanda Sulh AHMET GÜRBÜZ 10.08.2026
Kasıt ve Kusur: Süleymancılık AHMET GÜRBÜZ 24.08.2026
Genç, Musa ve Hakîm’in hikayesi OSMAN KAYAER 19.08.2026
YENİ BİR EĞİTİM MODELİ ÖNERİSİ ORHAN GÖKTAŞ 26.08.2026
Ezherli Kuytul AHMET GÜRBÜZ 02.09.2026