metrika yandex

ve örttük betonla üzerlerini!

Mustafa AKMEŞE

25.11.2022

 

kullandığımız bilgisayarlar 
gezindiğimiz yerlerden duyduğumuz, gördüğümüz ne varsa bir yerlerinde biriktiriyor. 
hatta zaman zaman silmenizi yetmiyor 
silseniz de bellek yorgun düşüyor ve alet yavaşlıyor. bilirsiniz…
mecbur resetlemek zorunda kalıyoruz ki 
çöp adına içinde bir şeyler kalmasın…

çöp deyince;
“çöp evleri” tabirini bilirsiniz.
mahalleyi veya komşusunu koku nedeniyle rahatsız ettiği zamanlarda ortaya çıkan ve 
ülke için bile haber değeri olan evler işte…
görünce vay be dediğimiz! ve evin sahipleri hasta diye işaret edilen 
tedaviye muhtaç diye baktığımız insanlardır...

istifçilik enteresan bi duygu. biriktirmek işte onu diyorum. 
modern zamanlarda insanların önemli bir hastalığı esasında. 

sahi dost şu bizim biriktirdiğimiz çöpleri! konuşsak mı acaba...
çöp işte, bakma öyle!
lazım olmayan, kullanılmayan ne varsa bize ait diye istiflediğimiz şeylerden bahsediyorum. alırken ihtiyaç diye alınmayan,
indirim var kaçmasın diye oltaya düştüğümüz
sonra atmalara kıyamadığımız, bir başkasının kullanımına müsade etmediğimiz, 
veremediğimiz yığıntılar...
kokusu dışarıya sızmayınca kimsenin haberi olmadığı,
ama yine de kendimizin duyduğu hissettiği, taşıdığı birikimlerimiz, 
ağırlıklarımızdan bahsediyorum.

hayır hayır! dost, sadece dolaplar dolusu yıllardır giyilmeyen giyeceklerden veya 
çatı arasında bodrumda duran ve unutulan 
ev ve mutfak eşyaları değil
inanın onlar çok masum kalır diyeceklerimin yanında…

derecesine göre biriktirdiğimiz önce kendimize sonra taşarsa etrafımıza zarar veren yığdıklarmız öyle çok ki!
mesela 
kilolarımız biriktirdiklerimizdir esasında.
ağırlık endeksi abartılı artmadığı zamanlarda elbiseyle, korseyle görüntüyü gizlerken
önünü alamazsanız yeme hazzını dışarıya taşan kilo olarak fark edilirsiniz.
vücudumuzda taşıdığımız ağırlıktır ve nasıl bir yorgunluktur öyle aman Allah’ım!

bir de daha kötüsünü esas söylemek isterim; 
derdim
farklı. valla!
bedenlerimizde taşıdığımız kilo fazlalıkları yorgunluk veriyor da
gönül dünyamızda taşıdıklarımız ne veriyor acaba?
öyle yıkıcıdır ki!

orayı bi konuşsak diyorum;

gördüklerimiz ve duyduklarımız karşısında boş ver diyerek yürüyüp gittiğimiz 
bana ne diyerek çalı dolaştığımız!
sonrasında hatırası bile kalmayan
küçük küçük birikmiş “suskunluklarımız”dan bahsediyorum…

ah o yutkunduklarımız!
yoksa unutunca yok olduğunu mu zannediyorsunuz? 
insan hiçbir şeyi unutmaz dost.
sadece harddiskine atar bilgisayar misali ve 
zamanla hiç beklemediğiniz bir yerlerden taşar gelir önünüze.
bilgisayarınızı yavaşlatan şeylerin bir benzeri 
insan aklının ve duygularının bir yerlerinde çöp gibi birikir.
modern psikiyatri biliminin özüdür bu çöplüğü temizleme işi.

ne mi derim?
suskunluklarımız derim!
bazı şeyleri görünce, duyunca dilimizi yutmak! var ya!, onu derim
çevremizde gündelik şahit olduğumuz irili ufaklı haksızlığa karşı 
banane dediğimiz, başımızı ağrıtmak istemediğimiz!, 
yönümüzü döndüğümüz ve hızlıca yanından uzaklaştığımız ne varsa, onları derim…

uzaklarda olan haksızlığa yumruk sıkan ve söylenen, vıdı vıdı yaparken!, 
ucuzdur çünkü 
ama
birebir şahit olduklarımız haksızlıklara karşı bir hesabı çıkacağını bilince 
suskunluğumuzla gömüp 
üzerine beton atıp örttüklerimiz işte ne varsa onları derim! 

“öyle ama” der gibisiniz dost...
“ama”lı mazeretler üretmek suçumuzu hafifletmez.
aksine sadece sessizliğimizi artırırken insanlığımızı yer bitirir…

star futbolcular 
bileklerine tekme yemek pahasına 
yere sağlam basan ve
rakip oyuncunun ayağındaki
“topa giren” adamlardır.
oyunun kaderini değiştirecek olanlar da onlardır
öyle dedi meczup!
ve 
sustu …

Bu makale 3862 defa görüntülendi.
Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Çok okunan haberler
Çok okunan yazılar