metrika yandex

TUNUS DARBESİ VE DEMOKRASİ

Yusuf YAVUZYILMAZ

22.08.2021

 

“Demokrasi haram da istibdat helal mi?”

Gannuşi' nin bir konuşmasından.

 

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said,  demokratik bir seçim ile belirlenmiş Tunus Meclisinin  tüm yetkilerini dondurdu ve seçimle göreve gelen Başbakanı görevden aldığını ve milletvekillerinin dokunulmazlığının açıkladı. İslamcı parti Nahda Hareketi halkı darbeye karşı durmaya çağırdı. Kuşku yok ki, Bu darbe girişimi Tunus ordusundan habersiz olamaz. Bir anlamda Mısır’da yaşananlar, burada ordunun doğrudan müdahalesi olmadan Cumhurbaşkanı üzerinden yürütülüyor.

Nahda lideri Gannuşi: " Darbenin, kargaşanın ve Nahda'nın binalarının hedef alınmasının arkasında BAE medyası var. Söz konusu medyanın sosyal ve ekonomik sebeplerden ötürü yapılan gösterilere katılımı yüksek göstermeye ve darbeyi meşrulaştırmaya çalıştı" diyerek darbenin dış kaynaklarına işaret etti.

            Aslına bakılırsa Tunus'ta yaşanan süren, İslam ülkelerinde demokrasinin imkanı konusunda da soru işaretlerinin ortaya çıkmasına neden oldu. Tunus’ta yaşananları Mısır’da başarılan ve Türkiye’de başarılamayan darbelerin bir devamı olarak görmek gerekir.

            Tunus deneyimi, İslam demokrasi ilişkileri açısından derin izler bırakmaya aday. Eğer bu darbeyi çeşitli gerekçelerle demokratik Batı ülkeleri destekler ise, bu tutum, İslam dünyasındaki demokrasi karşıtı radikal örgütlere meşruiyet kazandıracak.

            Tunus, İslam dünyasının en radikal modernleşme surecini yaşayan örnekti. İslam ve demokrasinin uyumunu savunan düşünür siyasetçi Raşid El- Gannuşi, İslam dünyasının en parlak zihinlerinde biriydi. Şimdi ona karşı darbe yapılıyor. Halkın iradesini kesintiye uğratan darbeye hayır demek gerekir.

            Arap Baharı ile başlayan umut başladığı yerde sönmek üzere. Yeniden otoriter ve anti demokratik yönetimlere dönülüyor. Demokrasi deneyimleri Arap dünyasının yangın yerine çevirdi. Şimdi yeniden Emevi modeli revaçta. Peygamberin siyasal mirası olan Medine Vesikası yine sürgündedir. İslam siyaset felsefesinin temelini oluşturan şura, biat, meşveret yerine zorbalık ve diktatörlük hüküm sürmektedir.

Tunus Meclis Başkanı Gannuşi, "Darbe olduğunda sokağa çıkılması gerektiğini öğrendik. Türkiye'den aldığımız ders bu. Haberi duyar duymaz dışarı çıktık, önce parti genel merkezine sonra da Meclis binasına gittik ama kapılar yüzümüze kapandı." Şeklinde bir değerlendirme yaparak halkı 15 Temmuz benzeri bir karşı duruşa çağırdı. Öte yandan, Nahda lideri Gannuşi’nin 15 Temmuz direnişini örnek göstererek halkı barışçıl direnişe çağırması beklenen karşılığı bulmadı.

            Aslında Tunus’ta yaşananlardan çok önemli sonuçlar çıkarılmalıdır. Tunus'ta yaşanan darbe süreci ve toplumun suskunluğu ve Gannuşi’nin çağrısına sessiz kalması, salt özgürlük beklentisinin uzun süre halkı mobilize edemeyeceğini de gösterdi. Ekonomik sıkıntılar ve zorluklar, geçim sıkıntısı, insan hakları ihlalleri ve yolsuzluk sorunu, hangi ideolojiden olursa olsun sorunları çözemeyen yönetimlere karşı hoşnutsuzluk ortaya çıkarır.

            Öyle görülüyor ki, Arap Baharı sırasında “demokrasi ve özgürlük” için sokağa çıkanlar bugün sessiz kalması, diğer kısmının da cumhurbaşkanının tavrını onaylaması çok önemli dersleri içermektedir.

            Tunus deneyimi, iktidara gelenlerin salt ideoloji ile idare edemeyeceğini ve toplumun önündeki sorunlara çözüm üretmesi gerektiğini gösterdi. Bu ders İslam dünyasında iktidara yürüyen bütün İslamcı hareketlerin önemle üzerinde durması gereken bir derstir. İslami terminolojiyi kullansa da yolsuzluk, liyakatsizlik ve nepotizm batağına saplanan iktidarlardan İslamcı olsalar da halk desteğini çekmektedir.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş