metrika yandex

TEVHİDE ŞEHADET/Şehidin Tevhidi

Talip ÖZÇELİK

İsmail Raci El Faruki'ninTevhid” kitabını yıllar önce okumuş ancak o tercümesini hiç beğenmemiştim. Mahya yayınevinin kitabı yeniden tercüme edeceğini ve iki ayrı heyetin tercümeyi incelemesinden sonra basacağını duyduğumda çok heyecanlandım ve sevindim. Ejder Okumuş hoca tercüme etmiş. Doğrusu Tevhid Kitabı yayınevinin bu ilgisini yeterince hak ediyor. Bir grup genç arkadaşla, okuyup üzerinde konuştuğumuz kitaplardan biri oldu.

Merhum Faruki'nin bu kitabı da diğer kitapları gibi düşüncesinin, bakış açısının genişliğini/derinliğini ortaya koymakta. Şehit İsmail Raci Faruki ve şehide eşi Luiz Lamia El Faruki hanımın ortak çalışması olan “İslam Kültür Atlası” isimli ansiklopedik çalışma da merhumun düşünce ufkunu ortaya koymakta.

Tevhidi Öz'ün kültür, sanat ve medeniyete nasıl yansıdığını, Müslümanların tevhidi ruhu medeniyete nasıl üflediğini anlatır; bu eserinde.

İslam kültür ve medeniyetini oluşturan bilginin de rengini yine tevhidden aldığını ”Bilginin İslamileştirilmesi” kitabında özellikle vurgular. Tevhid onun için yaşamın kılcal damarlarına kadar yön veren bir ilkedir. Yazarın her kitabında tevhide yapılan vurgu özellikle dikkat çeker.

"İslam medeniyetine kimliğini veren, bütün unsurlarını bir araya getiren, böylece onları medeniyet adına verdiğimiz bir bütüne ve organik bir dünyaya dönüştüren tevhittir." Sayfa 36

Tevhit soyut bir inanç olmaktan kurtulup, hayat boyunca nasıl tezahür eder/belirgin hale gelir, bu inanç nerelere kadar sirayet eder, etraflıca anlatır.

Faruki, tevhid'in inançla ilgili aşkın boyutundan söz etmekle birlikte, zat ve sıfatlarda tevhid ve benzeri kelami konulara girmez. Bundan ziyade tevhidin pratik hayatın içinde olan tezahürleriyle, insan davranışlarında nasıl ortaya çıkacağıyla ilgilenir, bu vecheye dikkat çeker. Ona göre tevhit dinin yaşamda gerçek hale gelmesidir. İnanç iddiası değil, iddianın ispatıdır, iddianın doğrulanması yani tezahürüdür,inancın ayaklarının yere basmasıdır.

Tevhid düşüncesinin hayattan, Müslüman hayatının ise tevhid düşüncesinden ayrılamayacağını anlatır kitap boyunca.

Kitabın alt başlığı sanki kitabın en kısa özeti gibidir. "düşünce ve hayata yansımaları".

"Tevhid Allah'tan başka ilah yoktur ifadesine sağlam bir şekilde inanmak ve tanıklık etmektir... Bazen bir kültür, bir medeniyet veya bütün bir tarih bir cümleyle ifade edilir. İşte tevhid kelimesinde anlamını bulan tam da budur. İslam'ın bütün çeşitliliği zenginliği ve tarihi, kültürü ve öğretisi, hikmeti ve medeniyeti, cümlenin en kısasında yoğunlaştırılıp özetlenmiştir. La ilahe illallah” (Sh.26)

Yazara göre tevhid öncelikle iman etme anlamında yaşamın her alanında hiçbir noktayı açıkta bırakmadan hazırlıktır, ahittir. Öyle bir söz verme ki hayatın her zerresine o perspektiften bakmayı zorunlu kılar.

"Yaratılış; mutlak olanın, yani ilahi iradenin tahakkukudur. Bu nedenle yaratılmışların her zerresi iyidir ve yaratılış bütün mümkün dünyaların sadece en iyisi değil, kusursuz ve mükemmel olandır."Sh.51

Hemen her cümlesinde ya bir Kuran Ayetine, ya da bir Hadis-i Şerif'e atıfta bulunur.

Müslüman olmanın, “Allah’ı tek yasa koyucu ve iradesinin tek buyruk olarak kabul ve idrak etmek” olduğunu belirtir. Varlık aleminde ki bütün hakikat, güzellik ve iyiliğin sahibi Allah olduğu içindir ki; "Müslümanın vizyon ve görüşünün içeriği hakikat güzellik ve iyiliktir."(Sh.33)

Hakikat, iyilik ve güzelliğin tek kaynağı Allah olduğu içindir ki yaşamın anlamı; hayatın merkezine tevhidi koyarak, tevhidden başka hiçbir şeyin hesabını hiçbir konuda yapmadan, bütün hesapları Allah'ı hatırlayarak ve büyük hesabı hatırlayarak yapmaktır.

Ahlakın iradeden, sorumluluktan, özgür seçimden ve bunların Allah'ın halifesi olmakla ilişkisinden bahisle şöyle der:

"İslam'da ahlak dinden ayrılmaz ve tamamen onun üzerine bina edilir."

Allah'ın halifesi olan "insan, ahlaki tercihleri ile ilahi iradenin kendisi üzerinden uzay ve zamana girebileceği kozmik bir köprü gibidir."

İnsanın halifeliğini anlatırken öncelikle ahlaklı olmakla emrolunduğunu belirtir. Ahlakın özgür seçimle ilişkisini anlatarak ümmetin sorumlu özgür bireylerden oluşacağına vurgu yapar.

"İslam her bireyden tam bir bilinçle sorumluluğunun gereğini yapmasını ister ve bunu sorumluğu idrak etme ölçüsüne göre onu taltif eder."(Sh.137)

"Ahlakilik özgürlüğü gerektirdiğinden ahlaki faillerin işbirliği olan ümmet de özgür ve açık olmalıdır" diyerek ümmetin ahlaki-özgür bir toplum olduğuna dikkat çekerek mükemmel bir ümmet tanımı yapmış olur.

Tevhid, ahlak, özgürlük, sorumluluk irade, dayanışma, ümmet, hilafet arasındaki ilişkiyi ve bunların birbirlerine nasıl bağlı olduğunu anlatır.

Hilafetin, Allah'ın Halifesi olmakla bağını kurduktan sonra, arzda sahip değil kahya olduğumuz vurgusunu yaparak başına buyruk olunamayacağını anlatır; hem sorumluluk hem de kulluk gereği olarak...

İslam’da toplumsal düzenin sorumlu/ahlaki bireylerden oluşan bir yapı olduğunu ve bunun ümmet olarak tecessüm ettiğini anlatır. Siyasal yapı olan hilafetin batılı anlamda devletten farklı olduğunu özellikle vurgular. Allah'ın Halifesi olmanın ancak ümmet olmakla mümkün olduğunu, ümmeti oluşturan unsurların her türlü farklılığının üzerinde ise, şeriatın mutlak otorite olduğunu izah eder. Sekizinci bölümde ümmet ilkesini anlatırken; ümmet olmadan İslam’ın olmayacağının altını özellikle çizer.

Ümmete dikkat çekmekle birlikte konuyu sadece teorik olarak ortaya koymaz, sorular da sorar ve cevaplandırır.

"Müslümanlar için de Ümmetçilik bilincini nasıl uyandırabiliriz sorusunu mutlaka cevaplamamız gerekir."

"Ümmetçiliği adım adım nasıl inşa edebilir,geliştirebiliriz?"

"İki Müslüman arasında Ümmetçiliği nasıl oluşturabilirim diye sormak onlar arasında;

-karşılıklı sevgi (tahabbup),

-karşılıklı nasihat (tevasi ve tenahi),

-kardeşlik ve yardımlaşma (teahhi ve teavün),

-karşılıklı ders verme ve kaynaşma (tealüm ve tezavüc),

-teselli ve dostluk (tevasi,tesaduk ve teanüs) ile sonuçlanan kimyasal bir ilişkiyi nasıl oluşturabilirim sorusunu sormaktır."(Sh.167)

"Ümmet akıl kalp ve bilek işbirliğinden oluşan insani bir düzen, renk ve ırk ayrımcılığı tanımayan evrensel bir kardeşliktir."

Yazar ümmetin dinamik yapısına vurgu yapar. Bu dinamizmi sağlayacak şeyin Müslümanların kendilerini yenileme mekanizmaları diye zikrettiği İçtihat, İcma, İstihsan, Mesalihi mürsel ve benzeri yöntemleri örnek verir. Kendi yöntemlerimizle makul ve vasat olanın gözetilerek dinamik bir toplumun ortaya çıkacağını belirtir.

Faruki kitap boyunca tevhidin kişisel dini tecrübeden, İslami tarih ve bilgiye, metafizikten ahlâka, toplumsal düzenden ümmete, aileden sosyal düzene, hilafet ve ümmete, ekonomik yapıya, oradan dünya düzenine, İslam barışına, sanat ve estetiğe kadar tevhidin nasıl sirayet ettiğini etraflıca ortaya koyar.

Merhum Faruki'nin şehit edilmesindeki asıl sebep zannımca kelime-i tevhidi bu perspektifle anlayıp yaşamla irtibat kurmadaki vizyonunu/ basireti olmuştur. Emperyalizmin ve küfrün, nifak ve uşaklığın islam coğrafyasındaki ellerinin kesilmesi, sömürü düzenine son verilmesi ve hayatımıza Allah'ın hakim olması ancak böyle bir bakış açısı ile mümkündür.

Hangi düşünce, davranış ve vizyonun çıkarlarına ters olduğunu sömürgeciler çok iyi biliyor. Merhum Faruki'nin kitaplarını okuduktan sonra yürek sızısıyla ve içim daralarak "İslam düşmanları kimi infaz edeceklerini iyi tespit etmişler” demekten kendimi alamadım. İslam dünyasının insanı, hayatı, varlık âlemini kuşatıcı/Tevhidi bakış açılarına ihtiyacı var. Dünyayı ve hayatı, insanı ve varlığı bu genişlikte görüp kuşatabilen, yorumlayabilen âlimlere ihtiyacımız var. Belki de en önemli ihtiyacımız budur denilebilir.

Kitabın tercümesine gösterilen hassasiyet teşekkürü hak etmekte, ancak aynı hassasiyetin kitabın kapağına da gösterilmesini beklerdim. Doğrusu kapaktaki kompozisyonu beğenmedim. Kapaktaki arapça "La ilahe illallah Muhammedun Resulullah hattı da, renkleri de, renklerin tonlaması da çok güzel duruyor. Bunun bir fotoğraf olduğu anlaşılıyor. Ancak bu güzelliğin üzeri siyah bir boya ile karalanarak/boyanarak kitabın, yazarın ve yayınevinin isimleri o siyah zemin üzerinde kapağa yerleştirilmiş. Hiç şık olmamış. Kelime-i tevhidin üzerinin şeklen karalanması bile hoş değil. Ama daha da kötüsü özellikle tevhidin anlamının; insana, hayata, kâinata, medeniyete, kültür ve sanata, mimariye, siyaset ve devlete, hasılı kelam her şeye nasıl sirayet ettiğini, bunların tamamına rengini nasıl verdiğini ortaya koyan bir şehidin kitabının kapağı böyle olmamalıydı. İslam yolunda, tevhit yolunda hayatını vermiş bir şehidin ve yazdığı kitabının adı Kelime-i tevhid karalanarak yazılmamalıydı. İslami değerlerin yaşanması ve yaşatılması için hayatı boyunca gayret etmiş ve şehadetle hayata veda etmiş bir şehidin ve kitabının adı kelime-i tevhidin üzerine keşke böyle yazılmasaydı. Faruki bu kitabı kelime-i tevhidin bir kısmının üzeri karartılsın diye değil, tevhit hayatın tamamında ışıldasın diye yazmıştır. Kitabın ve yazarın ismi  arapça kelime-i tevhit hattının üzerine farklı bir tonda, mesela daha fulü veya baskın olarak,harfleri bozmadan yerleştirilebilirdi; arapça hat ile kaynaşmış bir şekilde… Böyle bir kapak zannımca hem şehidin hatırasıyla hem kitabın içeriği ile daha mütecanis olurdu.

"Ahlaki çabası ve eylemiyle insan ilahi iradenin ahlaki kısmının kendisi aracılığıyla uzay-zaman alanına gireceği ve tarih haline geleceği tek kozmik köprüdür." Sh.89

"Ümmet İslam'ın sosyal düzenidir." Sh.142

"Ümmet ilahi iradenin uzay/zaman tahakkukunun bir aracı, Allah'ın son vahyinin ilka olunduğu yer ve ilahi olanın evrenle buluştuğu noktadır." Sayfa 149.

"İslam toplumu özgürlükçüdür."Sh.148.

"Gerçek anlamda felah, bir yandan dünyayı Allah'ın bahçesine dönüştürmek, diğer yandan da insanlığı Allah'ın yasa ve normlarını hayata geçiren kahramanlara, dahilere ve velilere dönüştürmektir."Sh.147

Şehit İsmail Raci El Farukiyi ve eşi Lamia hanımefendiyi rahmet ve saygıyla yâd ediyoruz.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş