metrika yandex

ARAP YÖNETİMLERİ İSRAİL VE İLHAK PLANI

30.06.2020
Süleyman ARSLANTAŞ

İsrail 1 Temmuz itibariyle Bati Şeria’daki yerleşim yerlerini ilhaka hazırlanırken Arap dünyası sessizliğini koruyor. Hatta darbeci Sisi sessiz de kalmıyor. İsrail’in Batı Şeria ve Ürdün Vadisi işgal hazırlığı ilanına rağmen tüm Dünyanın dikkatlerini Libya’ya çekmeye çalışıyor. İsrail başta ABD olmak üzere BAE, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Mısır’ın yer yer cılız sesleri çıksa da İsrail işgal planını uygulamaya kararlı. Birleşik Arap Emirlikleri ve onun veliaht prensi Muhammed bin Zayed İsrail ile çeşitli konularda birlikte hareket etmek için anlaşmalar bile yaptı. Suudi Prensi Muhammed bin Selman ise kendi halkına ve kendisi dışındaki prenslere, bürokratlara, Katar’a gösterdiği cesaret ve erkekliği İsrail’e karşı göstermiyor, gösteremiyor. Satılmış hain Muhammed bin Dahlan ise kendi halkına ihanet planlarıyla meşgul.

Netenyahu, İsrail’in 1 Temmuz’da ilhak planını devreye sokabileceklerini ve bu kararın hükümet ortağı Mavi-Beyaz İttifakı Lideri Benny Gantz ile birlikte alındığını ifade etmesine rağmen Sisi halen Libya ile meşgul. Ne diyor Sisi: “Libya’daki Tobruk kentindeki Temsilciler Meclisi ‘Tek Meşru Otoritedir’”diyor. Arkasına Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi satılmışların verdiği üç-beş dolarlık ianeye tamah ederek Libya’daki meşru hükümete ve o hükümete destek veren başta Türkiye olmak üzere bazı ülke ve çevrelere meydan okuyor. Zavallı! Osmanlı sonrası girdiğiniz hangi savaşta zafer kazandınız ki? Kahramanlarınız Nasır başta olmak üzere hiçbir zafer yüzü görmeden onları o makama getirenler ve onların yerli işbirlikçileri tarafından kahraman ilan edildiler. El- Ahram gazetesi Baş Yazarı Müteveffa Muhammed Heykel gibi..

İran, doğrusu İran’ı anlamakta güçlük çekiyorum. Kendilerince anlamı olsa da Dünya Müslümanları açısından hiçbir anlamı olmayan Suriye’ye destek, hele Beşar Esed gibi son kullanma tarihi geçmiş birisine, yönetimine destek hiç de akıl karı olmasa gerek. Keza Merhum İmam Humeyni, Kudüs Ordusunu ve Hizbullah’ı Müslümanları öldürmek için kurdurmamıştı. Mustafa Cemran ve arkadaşları Hafız Esed için ölmemişlerdi. Ama, farklı olsalar da Sisi’nin Libya için yaptıkları ile İran yönetiminin Esed için yaptıkları benzerlik arz etmektedir. Bölgemizde dişe dokunur üç devletten söz edebiliriz; Türkiye, Mısır ve İran. Mısır ve İran eşyanın tabiatına aykırı proje ve oluşumlara destek verirken, Türkiye adeta tek başına Esed rejimi ile Hafter güçleri ile mücadele ediyor. İran yönetimi ve Türkiye birlikte hareket etseler, Mısır ve Darbeci Lider Sisi, Hafter’e destek cesareti bulamaz. Sisi ‘Kırmızı Çizgi’ olarak nitelendirdiği Libya’daki Cufra ve Sirte konusunda konuşurken ‘Biz’ derken aslında Libya’nın kendi toprakları olduğunu ifade etmiş oluyor. Libya’ya sahip çıkan Sisi niçin Filistinlilere sahip çıkmıyor? Çıkamaz. Zira onu oraya getiren irade buna izin vermez. Aslında Osmanlı sonrası oluşan Arap Devletçikleri Batının tasarrufları ile kurulmuştur. Keza onların Lider ve yöneticileri de kurucularının tercihidir. O kurucular ki tasarrufları altında bulunan tüm ülkelerde hain ve kahramanları da kendileri tayin etmektedirler. Bunun tipik örneklerinden birisi de Mursi ve Sisi’dir. Mursi, Mısır’a hâkim güç odaklarına rağmen halkın tercihi ile Cumhurbaşkanı oldu. Ona ancak bir yıl tahammül edebildiler. Ve yerine Sisi’yi getirdiler. Sonuçta halkın tercihi ile cumhurbaşkanı olan Mursi hain, Batı’nın ve İsrail’in tercihi olan Sisi kahraman.

Mısır başta olmak üzere BAE, Suudi Arabistan ve Bahreyn oyunda oynaşta iken, İsrail Batı Şeria’yı ve Ürdün Vadisi’nin %30’luk bölümünü ilhaka hazırlanıyor. Bu ilhak ilanının esas ayak seslerini 13 Eylül 1993’de Oslo mutabakatı süracinde Washington Anlaşması’nda duymuştuk. Adı geçen anlaşmanın siyasi ittifak ve güvenlik başlıklarına baktığımızda gerek “yüzyılın anlaşması” tasarısı ve gerekse ilhak kararı aslında Washington Anlaşması ya da Yarı Özerk Filistin Devleti mutabakatının takdiminden başka bir şey değildir. Filistin’in en büyük talihsizliklerinden birisi de 67 savaşı sonrası BMGK’nin 242 sayılı kararını kabulü ile birlikte 1969’dan ölümüne kadar Filistin davasını ve Filistin halkını Yasir Arafat’ın oyalamasıdır. Keza ona bu fırsatı verenler de İsrail ve hempalarıdır.

Soru şu: İsrail gerek “yüzyılın anlaşması” planını ve gerekse ilhak planını devreye sokması halinde bu İsrail’in kesesine kar kalacak mı? Ya da İsrail’e, halklarına rağmen destek veren Arap yönetimleri hem kendi iktidarlarını hem de İsrail’e verdikleri desteği sürdürebilecekler mi? Doğru. İsrail 1967 savaşında Mısır, Ürdün ve Suriye’yi sildi, süpürdü. Mısır’ın bir tek savaş uçağı havalanmadan üslerinde imha edildiler. Keza Suriye’nin tankı, tüfeği adeta yok edildi. Ürdün ise neredeyse 54 savaş pilotunun 48’ini İngiltere’ye pilotaj eğitimine gönderdiği için İsrail’e karşı hiçbir varlık gösteremedi. 67 galibiyeti İsrail’e güvence getirdi mi, meşruiyet sağladı mı? Yine BM 181 sayılı kararına rağmen meşru devlet sıfatını elde edemeyen İsrail kısmen meşruiyetini Türkiye’nin 29 Mart 1949’da tek parti döneminin son başbakanlarından Şemsettin Günaltay Hükümeti’nin İsrail’i tanımasıyla elde etmişti. Oysa şimdi İsrail kendisine meşruiyet kazandıran Türkiye’nin de desteğini kaybetmiş gözüküyor. Keza kendisini tanıyan, içli dışlı olan ya da flört hayatı yaşadığı Mısır, BAE, Bahreyn ve benzeri ülke liderlerinin ve yönetimlerinin varlıklarının tartışıldığı bir zaman diliminde “yüzyılın anlaşması” ya da “ilhak planı” İsrail’e huzur getirir mi? Keza çok güvendikleri ABD, ABDli avanjelikler ülkelerindeki Spanikler, Avrupa kökenli Hıristiyanlar, Asya kökenlilere rağmen %2.5’luk Yahudi azınlığı ve onların devletleri olan İsrail’e biteviye destek olurlar mı? Dilerseniz makalemi Robert Littell’in Şimon Peres ile yaptığı söyleşiden bir alıntıyla noktalayalım: ‘’Büyük bir İsrail filozofu ve biyokimyacısı olan Yeşeyahu Liebovitz ki 2 yıl önce ölmüştü (1995). 6 gün savaşından hemen sonra: “bu parlak zafer İsrail Devleti açısından siyasal ve tarihsel bir yıkım olacaktır.” demişti. Liebovitz Arap topraklarından geniş parçaları işgal etmenin ve halkını yönetmenin Yahudi devletinin niteliğini değişime uğratacağını ve Yahudi halkının ahlak damarını yozlaştıracağını açıklamıştı. Düşününce, “Yahudi halkının ve ordusunun ahlak damarı Gazze’nin ve Batı Şeria’nın yaklaşık 30 yıllık işgali yüzünden yoldan çıkmış, yozlaşmış mıdır?” Bu soruya Simon Peres’in verdiği bir cevaptan kısa bir alıntı yaptığımızda: ‘’Bu, onları gerçekten etkilemedi değil. Tam zamanında kurtardık kendimizi. Çıkış yolu Oslo oldu…’’ Bkz (Bir Politikacı İle Söyleşi Simon Perez-Robert Littell syf 58 Milliyet yayınları, 1988)

Son söz Oslo mütabakatına imza atan zihniyet ve onun destekçileri “yüzyılın anlaşması” ve Batı Şeria’nın, Ürdün vadisinin ilhakına da ses çıkartmaz. Çıkartsa da bunu “hamamın namusunu temizlemek” kabilinden okumak gerekir.. İlhak kararı her ne kadar işgal altındaki toprakların %30’una tekabül etse de bunun faturası er ya da geç Trump, Netenyahu ve onların bu kararına ses çıkartmayan Arap yönetimlerine kesilecektir. 30 Haziran 2020

Yorum Ekle
Yorumlar (4)
Ece Oğuzalp

01.07.2020

Çözüm nedir, olanları az çok anlıyoruz ama ne yapılacağını neden bilemiyoruz. Ben hiçbir zalimin güçten başka bir dilden anladığını henüz görmedim. Tüm anlaşmalar zayıfları kontrol altında tutmak içindir. BM de öyle, görmemiz gerek artık.
Hüseyin Adak

01.07.2020

Dinde en önemli denge Ahiret diye ifadesini bulan ve nihayeti olmayan Cennet ve Cehennem hayatıdır. İmtihan yeri denen dünyada yapıp ettiklerimizin bir hesabı olması adil-i mutlaktır. İşte dünyada yapıp ettiklerimizin önümüze konulacağı ahiret yurdu çok önemlidir. Üç beş kuruşa Allah\'ın dinini satanların hali ile Allah için dostoğru kalem tutanların bir olmayacağına kesin olarak inanmaktayız. Süleyman abinin bu yazılarının ahiret yurdunda ona şahitlik edeceğine inanıyor ve bu yazıların ve hizmetlerinin onu cennetin en güzel köşesinde ağırlanmasına vesile olmasını temenni ediyorum.
y karakan

30.06.2020

yazık çok yazık süleyman abi yaşlandiğin içinolabilirmi ortadoğu analizlerin sıfır çekıyor.bob prozesiyle bütün arabülkelerin de şeriatı ilan ettinizde bir suriyede ilan edemediniz. iran ikibin yılınakadar şii deyil miydi humeyni şii değilmiydi neolduda arab baharıyla birlikte iranı şii leşdirdiniz sizlerde farkında değilsiniz iran aleyhine yazdığın yazılar abd ve israile infak etmiş gibidir. hameney humeyninin talebesidir suleymani çamranın talebesidir. işidin katliamını kapatmakiçin .altıay önce kerdeşiniz olan esat biranda katil oldu süleyman abi azerbeycan da şii ama onlara kardeşimiz diyoruz .
Yaşar ozcelik

30.06.2020

Kahrolasın israil ve destekçileri