metrika yandex

SORUMSUZ ÖZGÜRLÜK

Feyzullah AKDAĞ

21.09.2021

Feyzullah Akdağ

Her çağda olduğu gibi içinde bulunduğumuz çağda da kavramların ifade ettikleri mana ve sınırlar değişiyor. Bu durum bir yere kadar tolere edilebilir elbette. Zira değişen zaman ve şartlar insanı daha farklı düşünmeye ve davranmaya yöneltmektedir. Ancak bazı kavramların manası ve sınırları değişirken zaman ve mekândan bağımsız olarak değişmesi mümkün olmayan ilkeleri olmak zorundadır. En azından bu ilkelerin olmasını/korunması gerektiğini düşünenlerdenim.

Bu kavramlar aslında hayatımızın en temel bileşenlerindendir. Hayatımızı onlara verdiğimiz mana üzerine inşa ederiz. Din, aile, çocukluk, gençlik, dünya, hayat, insan, mahremiyet, ev, beden, özgürlük, hak ve sevgi kavramları bahsini ettiğimiz temel kavramların en başta gelenleridir. Her bir kavram üzerinde ciddiyetle durulmayı ve enine boyuna çalışılmayı hak ediyor. Üzerlerinde biraz tefekkür edildiği takdirde bugün şikâyet edilen birçok konunun köken olarak bu kavramlara atfedilen manalara ve sınırlara dayandığını görebiliriz. Bu yazımızda “özgürlük” kavramına değineceğiz.

Özgürlük kavramının izlerini ilk insan Âdem (as)’ın kıssasında dahi görebiliyoruz. Örneğin “yasak ağaç” konusundaki tutumu ve ardından olanlar özgürlük hakkında bize çok önemli bilgiler vermektedir. Gerek ilk insana gerekse de tarihin herhangi bir kesitine gittiğimizde karşımıza özgürlükle beraber her daim değişmeyen ikinci bir kavramı da karşımıza çıkarmaktadır. Sorumluluk kavramından bahsediyoruz elbette.

Tarihte özgürlük ile sorumluluk hiçbir dönemde ayrı tutularak tartışılmamıştır. Ancak günümüzde belki de tarihte asla rastlayamayacağımız bir durum söz konusu. Modern insanın “canının istediğini yapmak” olarak yeniden tarif ettiği özgürlük; sorumluluktan da tamamen arındırılmış durumda. Buna benzer bir yaklaşımı hedonizm de görmekle beraber bu yaklaşımın hedonistleri de geride bıraktığını görüyoruz. Sosyal medyada kısa bir gezinti yaparsanız ne demek istediğimi anlayacaksınız.

İnsanlar artık yaptıkları herhangi bir davranışın sorumluluğunu almaktan kaçınmak şöyle dursun özgür iradesiyle yaptığı bir davranışın sorumluluğunu alması gerektiğinin dahi farkında değil. “Sadece yapmak” ve “canı istediğinde yapmak” üzerine kurulu bir düzen oluşmuş bir durumda. Bu durum medyanın ve kar amacı güden tüm oluşumların ortak çalışmasıyla ortaya çıktı. Ve elbette örnek ebeveyn olacağım derken çocuğunu sorumsuz bir tüketim canavarı haline getiren anne babaları da unutmamak gerekiyor. Yani ortada bir ekip çalışması var maalesef.

Mesela çocuğun akranlarıyla yaşadığı sorunlarda hemen kendini ortaya atıp evladının kendi sorununu çözmesine engel olan bir ebeveyn tutumunun nasıl bir sonuç vermesini bekliyoruz ki? Elbette çocuk “ben haksız da olsam annem-babam hep beni korurlar” mesajı alacak. Aynı mesajı farklı konulardaki çeşitli anne baba tutumlarından almaya devam eden çocuk haliyle her şeyi yapmakta özgür olduğunu sanacak. Ancak buna karşılık, özgürlüğün gerektirdiği sorumluluk kavramını tanımadan büyümüş olacak.

Bu çocuktan ileride sorumlu bir ebeveyn, meslek sahibi, vatandaş, mümin olmasını beklemenin abesle iştigal olduğunu izah etmemize gerek yok sanırım. Z kuşağı olarak nitelendirilen gençliğin büyük oranda bu şekilde yetiştirildiğini düşünüyorum. Maalesef “canının istediğini yapmak” tan ibaret bir hayatı sadece sanal mecrada bulabildiği için sanallığa ve sosyal medyaya bağımlı hale geldiler. Canlarının istediklerini yapıp paylaştıklarında gelen olumlu tepkiler onları daha da cesaretlendirirken olumsuz tepkilere “sana ne, bu benim özelim, bu seni ilgilendirmez” gibi cevaplarla baskılıyorlar. Ancak özel bir şeyden bahsedilebilmesi için o şeyin gerçekten özel kalması yani kimseyle ya da en azından kamuoyuna servis edilmemesi gerekir. Eğer özgür iradenizle özelinizi tüm insanlara açtıysanız insanlardan gelecek olumlu-olumsuz tüm tepkilere de göğüs germe sorumluluğunuz vardır. Fakat başta da belirttiğim gibi birçok kavramın maruz kaldığı tanım/tarif terörüne özgürlük ve sorumluluk kavramı da maruz kalmış durumda. Bu net bir şekilde ebeveyn, medya ve kar amaçlı şirketlerin ortak ekip çalışmasının başarısıdır.

Bu ekip çalışmasının en bariz örneğini Voleybol Oyuncusu Ebrar Karakurt’un sosyal medyada cinsel tercihine yönelik yaptığı bir paylaşım sonucu gördük. Özelini kamuoyuna açan Karakurt’a destek verenler gibi tepki gösterenler de oldu ancak tepki gösterenleri baskılayanların kullandığı en büyük argüman “Ebrar’ın özel hayatı bu sizi ilgilendirmez!” idi. Peki özel hayat ise bunun özel olarak kalması gerekmiyor muydu? İşte bu soruyu soracak irade maalesef malum ekip tarafından bastırılmış durumda. Hatta kar amaçlı bir şirket olan Eczacıbaşı da Ebrar’ın fotoğrafını “sporcunun spora olan saygısı ve sahada verdiği mücadele önemlidir. Herkes için #özelhayatasaygı” notuyla paylaştı. Söylenecek çok şey var. Ancak kavramlara yönelik tanım terörürünün ve ebeveyn, medya ve şirketten oluşan ekibin farkında olmak dahi büyük bir kazanım olacaktır.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş