metrika yandex
  • $32.14
  • 34.92
  • GA17500

Afrika’da Yükselen Anti Kolonyal Dalganın Son Sahnesi Nijer’den

Prof. Dr. ENVER ARPA
16.08.2023

 

Yanlış bir anlaşılmaya meydan vermemek için öncelikle darbeler yoluyla yaşanan iktidar değişimlerini tasvip etmediğimizi ifade ederek söze başlamak gerekiyor. Zira hedefi ve neticesi ne olursa olsun yönetimerkinin askeri darbelerle ele geçirilmesi, halkın iradesini devre dışı bırakması nedeniyle gayrı meşrudur. Nijer’de yaşanan askeri darbeye ilişkin bu çekincemizi ortaya koyarak bu ülkede yaşanan darbe üzerinden Batı Afrika’da gelişmekte olan anti kolonyal dalgayıdeğerlendirmeye çalışacağız.

Sömürgeci Batı ülkelerinin, fiili yönetimlerinden çekildiği Afrika ülkelerinde post kolonyal dönemde de çıkarlarını korumak için modern sömürü yöntemleri geliştirdikleri ve çeşitli tedbirler aldıkları, bu ülkeleri askeri olarakterk ederken yaptıkları çeşitli anlaşmalarla bunu sağlamaya çalıştıkları genel kabul gören bir husustur. Bağımsızlık sonrası döneme baktığımızda Batı Afrika’nın neredeyse tamamını sömürgesi haline getirmiş olan Fransa’nın, bağımsızlığını elde eden bu ülkelerde kendi güdümünde yöneticilerin atanmasını sağladığı, bu yönetimler aracılığıyla çeşitli anlaşmalar yaparak bu ülkelerin kaynaklarını sömürmeye devam ettiği görülmektedir.Bu ülkelerden biri bugünlerde yaşanan askeri darbeyle gündeme gelen Nijer Cumhuriyetidir. Sömürge döneminde Fransa’nın sömürgesi olan Nijer halkının tamamına yakını Müslümandır ancak bağımsızlığın ardından başa ge(tiri)len yönetimlergenellikle Fransa güdümünde bir politika izlemişlerdir. Devlet,kağıt üzerinde bağımsızlığını kazanmış olsa da ülke hala Fransa’ya bağımlı bir haldedir. Parası Fransa tarafından basılıp verilmektedir. Ülkenin resmi dili Fransızcadır. Eğitim sistemi hala Fransızcanın hegemonyası altındadır.İmkanı elveren gençlerin önemli bir bölümü Fransa’da eğitim görmekte ve döndüklerinde yönetim kademelerinde görev almaktadırlar. Tüm bu uygulamalar Fransa’nın ülke üzerindeki etkisini günümüze kadar sürdürmesini sağlamıştır.

Fransa’nın yandaş yönetimler üzerinden sağladığı bu etkinliğin Afrikalı halklar nezdinde her geçen gün irtifa kaybettiği, Anti Fransız ruhun bir çok bölge ülkesinde yükselmeye devam ettiği dikkat çekici bir boyutaulaşmış bulunmaktadır. İletişim teknolojisinin dünyayı adeta küçük bir köye çevirdiği günümüzde Afrika halkları sömürgeci ülkelerin bu politikaları hakkında kolay bilgi edinmekte ve bu enformasyon her geçen gün bir öfke sarmalı oluşturmaktadır. Bu öfkenin en çok yükseldiği ülkeler olarak Cezayir, Mali, Burkina Faso, Gine ve Nijer öne çıkmaktadır.

Nijer devleti, başta Uranyum olmak üzere madencilik, tarım, hayvancılık gibi alanlarda zengin bir potansiyele sahip olmasına karşın dünya yoksulluk endeksinde son sıralarda yer almaktadır. Sahip olunan bu potansiyele rağmen ülkenin bu denli geri kalmış olmasında şüphesiz ki Fransız sömürge yönetiminin yarattığı tahribatın büyük bir rolü vardır.Fransa, ülkeyi askeri olarak bırakmış olsa da fiili olarak ülke üzerindeki etkisini hala sürdürmektedir. Bağımsızlık karşılığında yaptığı anlaşmalarla ülkenin kaynaklarını hala sömürmeye devam etmektedir. Elektrik üretimi için nükleer santrallerde kullanılan Uranyum madeni Nijer’de bol miktarda çıkarılmasına karşınbunun Nijer halkının refahına bir katkısı bulunmamaktadır. Ülkenin kaynaklarının yapılan anlaşmalarla adeta gasp edilmesi Nijer halkını öfkelendirmektedir. Uranyum madeniNijer’in en önemli zenginliklerinden biri sayılmaktadır. Uranyum üretiminde Kazakistan, Kanada ve Avustralya’nın ardından 4. sırada yer alan Nijer, 4.518 tonla Dünya uranyumunun önemli tedarikçilerinden biridir. Nijer’in çıkardığı Uranyumun büyük bölümü ABD ve Fransa’ya ihraç edilmektedir. Çıkarılan Uranyum Fransız firmaları aracılığıyla çıkarılmakta ve Nijer devletine çok az gelir bırakmaktadır. Fransa elektrik üretiminin % 75’inden fazlasını Uranyumla çalıştırdığı nükleer santrallerle üretmekte ve bundan dolayıNijer’de çıkarılan Uranyuma büyük bir ihtiyaç duymaktadır. Devrik lider Muhammed Bazoum’la iyi ilişkileri bulunan Fransa’nın yaşanan askeri darbeyle birlikte özellikle Nijer’denaldığıUranyum konusunda büyük bir endişe duymaya başlamıştır. Nitekim darbeci generalOmerTchiani, ABD ve Nijer’e Uranyum ihracatını tamamen durduğunu ilan etmiş bulunmaktadır. 

Nijer’de 26 Temmuz’da yaşanan askeri darbe bölgede yükselmekte olan Fransız karşıtlığına yeni bir boyut kazandırdı. Yaşanan yönetim değişikliğiyle ülkedeki çıkarları tehlikeye düşen Fransa ve Nijerya gibi ülkeler darbeye şiddetle karşı çıkarken anti Fransız tutumlarıyla öne çıkan Mali, Burkina Faso, Gine ve Cezayir gibi ülkeler ise bu darbeyi Fransız karşıtlığı ekseninde yorumlamaya çalıştılar. Bölgenin önemli ülkelerinden biri olan Nijerya, başkanlığını yürütmekte olduğu Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS)’ı olaya müdahalede bulunmaya çağırırken topluluğun bazı ülkeleri buna şiddetle karşı çıktılar. Mali ve Burkina Faso böyle bir müdahalede bulunulması durumunda bunu kendilerine savaş ilanı olarak göreceklerini ilan ettiler. Libya ve Çad,Nijer’e bir müdahale olması durumunda Nijer’e askeri destek vereceklerini açıkladılar. ECOWAS’ın müdahale niyeti bölgeyi tam anlamıyla ikiye bölmüş bulunmaktadır. Yaşananlardan sonraNijer’e bir müdahale şansı her geçen gün zayıflamaktadır. Nijer’de yaşanan bu süreç asıl darbeyi Nijer’den ziyade Batı Afrika Ekonomik Topluluğuna vurmuş bulunmaktadır. Örgütün bölge politikalarında bundan sonra etkin bir rol oynama şansı iyice zayıflamıştır.

Nijerya’nın bu tutumunda Nijer topraklarından geçerek Avrupa’ya ulaşması planlanan doğalgaz boru hattının tehlikeye girmiş olması en önemli etkendir. Zira Fransız karşıtlığıyla Nijer halkından destek almayı ve meşruiyetini güçlendirmeyi hedefleyen darbeci askeri yönetimin bu tutumu,doğalgaz hattının geleceğini ciddi bir belirsizliğe sevketmiştir. Fransa’nın bu hat konusundaki etkin rolü yeni yönetimin tutumuyla önemli bir darbe almıştır. Nijerya tüm gücünü kullanarak Nijer’de Fransayla sorunsuz bir tutum ortaya koyan eski Cumhurbaşkanı Muhammed Bazoum’nun yeniden yönetime gelmesini sağlamaya çalışmaktadır.

Devlet başkanı Muhammed Bazoum’u devirerek yönetimi ele geçiren OmerTchiani’nin, gerçekte sömürgeci karşıtlığından ziyadeyaptığı darbeye meşruiyet kazandırmak için Nijer halkının duyarlılığının yüksek olduğu Fransız karşıtlığını kullanmaya çalıştığı da ifade edilmektedir. Pek çok analist Tchiani’ninAmerikayla yakın bir kişi olduğunu dile getirmektedir. Amerika’nın Nijer darbesini henüz darbe olarak isimlendirmemesi de bu yorumları destekler mahiyettedir. Devrik lider Muhammed Bazoumise başta Fransa olmak üzere Batılı ülkelerle iyi ilişkiler kurarak yönetimini sürdürmeyi tercih ediyordu. Bölgede yükselmekte olan anti kolonyal ruh Nijer halkının Bazoum’a desteğini azalttığı gibi yeni askeri yönetimi benimsemesinde de önemli rol oynamıştır.

OmarTchiani’nin Fransız karşıtlığı üzerine bina ettiği darbeyi bu söylemle sürdürmeye çalışacağı aşikardır. Zira başta Afrika Birliği ve ECOWAS olmak üzere Kıtadan yükselen tepkileri ve BM, AB gibi Kıta dışı aktörlerin tepkilerini şiddeti ne olursa olsun yüklenmekten başka şansı bulunmamaktadır. Tchiani’nin bu tutumunu sürdürmesinde en büyük dayanağı ise ülkede ve genel olarak bölgede yükselmekte olan anti kolonyal eğilimdir.

Nijer halkı, biri Batıyla iyi ilişkilere sahip, ülkenin kaynaklarının sömürülmesine sessiz kalan bir yönetim, diğeri ise darbeci ama anti sömürgeciliği dayanak olarak ileri süren iki yönetimden birini tercih etmeyle karşı karşıya bırakılmıştır. Aşağı yukarı meselesi!

Ülkede yaşanan kaotik ortamın Nijer halkının yararına olmayacağı açıktır ancak başta Nijer olmak üzere Batı Afrika’da gelişmekte olan anti kolonyal ruha yeni bir ivme kazandırdığı da şüphesizdir.

 

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş