metrika yandex

o ara hakem görür….

Mustafa AKMEŞE

02.07.2021

Mustafa Akmeşe
o… çocuğu der sessizce,
dilinin ucuyla,  
ikili mücadelede
terinizin rakibin terine karıştığı andır.
dirseğini böğrünüze çaktırmadan atar ve en galiz küfrü yersiniz...
tahrik olur! dayanamazsınız ayak bileğine basarsınız.
O ara hakem görür ve
arkasından gelen kırmızı karttır...
olanı biteni bilmeyen
hem kendi hem de karşı takımın taraftarından en acımasız eleştiriyi üzerinize çekersiniz.

ne mi derim?
futboldan bahsederim dost.

futbolu bilirim...
mahallenin çıkmaz sokaklarında,
tek kale oynanan maçlarda lastik top peşinde sadece koşmadım,
nizami yeşil sahalarda seyirci önünde hakemi olan maçlarda
o havayı solumuşluğum var.

ilginçtir futbol oynamak.
acımasız bir mücadelesi vardır.
kişisel becerisi olan oyuncuların olması kazanmaya yetmediği için
takım oyunu olan bir spordur.
güç, dayanıklılık, akıl ve takım ahengi olması gerekirken,
aynı zamanda kıran kırana 90 dakika süren sizin gibi kazanmak isteyen
bir rakibiniz vardır sahada.

yaşanan hayatın birçok yönden benzeri olandır futbol oyunu.
onun için olsa gerek,
ilgilisi ve seyircisi en fazla olan spordur.

ben esas seyirciye dikkatinizi çekmek istiyorum
futbol seyircisi enteresandır.
atamadığınız pasa kızar
havada süzülen topa vurulmayan kafaya küfreder
gole doğru dripling yapan  takım arkadaşınızı görmeyişinize öfkelenir,
hop atlar, hop zıplar, hakaret eder, eleştirir, akıl verir yol gösterir.
yorum yapar dost, yorum!
oturduğu yerden çekirdek çitlerken,
gazozunu yudumlarken yol gösterir, ben olsaydım der ki, of ki of!
olmayan yapılmayan ne varsa en keskin tarafından kenardan katkı verir beyefendiler!

hayatın her alanında
futbol taraftarı gibi
kenardan kenardan yorum yapan olur,
konuşanların lüksü diyelim.
acayip konfordur

elini ateşe tutmamış, sahaya inmemiş, karşında olan  rakibin adama ne yaptığını, yapabileceğini hiç tatmamış zihniyetin fetişi(!) dışarıdan konuşmak ve yorumlamaktır

ne çok varlar bu ülkede farkında mısınız?

evet teorik bilgi çok değerlidir ama
bu bilgi
sahada, ilgili hayatın içinde diyorum yoğrulmamışsa eğer 'ham' olandır
tatsız tuzsuz işte.
hem de en merhametsiz cümleleri hazırdır dillerinin uçlarında…

sosyal veya teknik bilimler alanında olsun farketmez bakıverin lütfen;
ilahiyatçı, sosyolog, psikolog, ekonomist, siyaset bilimci olmuş ama halkının kültürünün inancını bilmeyen, pazarda, camide, sokakta bulunmayan adamlardan bahsediyorum.
yorumları ne kadar tutarlı olabilir ki...

teknik alanda söz sahibi ama, gel gör ki, organize sanayi bölgesine uğramayan,
ilkokul mezunu diye küçümsediği adamların fabrikalarına ayak basmayan,
diğer yandan üretimin ne, nasıl, zorluğunu bilmeyen anlamayan,
üç koyunu güdecek mecali olmayan
konuşunca tv, sosyal mecrada,
din, ekonomi, siyaset, üretim alanında  'kül' bırakmayan yorumcular işte...
 
insan hakları mücadelesinde sahada hiç görünmeyen,
karakolda işkence, hapishanede kötü muamele,
eğitim alanında yapılan ihlallerde mağdurun göz yaşını silmeyenler,
devletin askerinin
köyün meydana ahaliyi sıraya dizip, kadınlarının ve çocuklarının önünde
inek boku ağzına tıkılan adamın yüzündeki utancı görmeyenler,
terör örgütünün
adamın sokağına hendek kazmasının ne demek olduğunu anlamayanlar,
mülteci kamplarındaki  bir çadıra bir anlık dahi misafir olmayanlar
insan hakları metinleri yazar veya üzerine konuşur dururlar.

mülteci istemezlermiş mesela...
işsizlik oluyormuş,
ev kiraları da çok artmış,
ülke onlarınmış.vergi veriyorlarmış, askerlik yapmışlar falan...

dedesini sorsan göçmendir!
ah ki ah!

hayır hayır!
öyle demek istemiyorum,
teorik bilgi sahibi olanlar,
konuştuğu alanla ilgili, gitsinler sahada
bilfiil profesyonel çalışsın demek
gerçekçi değil.
'seyirci olan önce sahada top oynasın'
demek gibi bir şey olur o zaman.

dediğim şey;
hiç olmazsa 450 gr topa ayağı değecek kadar,  
bir kerede olsa 7,32 metre olan kalenin ortasında durduğunda
direkler arasında uzaklığı görecek kadar,
90 metre sahanın bir ucundan bir ucuna yürümenin değil
koşmanın ne demek olduğunu bilecek kadar...

şehirlere bombalar yağarken
yıkıntılar arasında ölen anneyi ve
yanı başında ağlayan bir bebenin çığlığını
filmlerde izleyecek kadar...


öyle işte, anladınız ...

empati diyorlar ya!

empati ;
'bir başkasının yerine kendini koymak'
diye tarif ediyorlar
bence, tam oturmuyor bu tarif.

'kendini bir başkasının yerine koymak'
valla zor  bir haldir. bilemez insan.

sanki
empati;
bir başkasını 'anlamaktır' desek
anlamaya çalışmak yani
anlamak işte...
o kadar...

ey yolcu

'kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma'
işte bu!
bu...

ah merhamet nerdesin!

Not;  yazılarımın, dilediğiniz kısmı dahil, dilediğiniz şekilde dostlarınıza ikram etmeye açıktır.

Yorum Ekle
Yorumlar (5)
Mustafa AKMEŞE | 04.07.2021 13:49
okur - yazar kardeşim, maşallah ne güzel dönüş yapıyor, zenginlik katıyorsunuz ortama. yazın ki ufkumuz genişlesin. sözün duyulması çok kıymetli. bende sizi işittim. iyi ki varsınız
Okur-Yazar | 04.07.2021 01:32
Kalemin Süvarisine, Merhum Mehmet Akif Ersoy muhterem gördüğü içler acısı yoksul/nluk manzaralarının karşısında diyor ki: " Ya zengin olaydım ya hamiyetsiz.." Bu duyguyu anladığımı zannediyorum. Bazen, empati kurmak yetmiyor. Dilerim, hamiyetsizler empati filan yapmasın, yapanlar Allah için boş durmasın, bu gayrete sebep olanlar, her yapılan hayırdan nasibini alsın. Vesselâm.
Mustafa AKMEŞE | 03.07.2021 15:27
eyvallah ali kardeşim. İkram ettin. Memnun ettin
Ali Çelik | 02.07.2021 18:53
Ağzına yüreğine sağlık hocam
Ali Çelik | 02.07.2021 18:52
Ağzına yüreğine sağlık hocam