metrika yandex

MÜKEMMEL DEĞİLİZ, ANLA!

06.11.2020
Mustafa AKMEŞE

bir yaz daha geçti
mazlum coğrafyaların feryadı dinmedi,
yumrukların sıkıldığı ve "adalet" nerede!  diye
öfkenin en keskin haliyle isyan türkülerine dönüştüğü zamanlarda
yeni terlemişti sakalı,
bakmaya kıyamadığı oğuldu işte
allah diyordu, kitap diyordu ve
aziz olan kitabı yüzünden bile okurken tekliyor!
"allah'ın hükmüyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendisi" diyordu,
diyordu işte,
şeriat gelecek yüzler gülecek, diyordu.
kafir düzenlere, meclislere, oy verenlere dahil kim varsa hepsini
inkar eden, tekfirler eden cümleleri vardı dillerinde

kaç zaman oldu camiye cumaya katılmaz,
evde kılınan namaza safa durmaz olmuştu
kurban etinden
bayram sabahı tatmayan bir kopuştu yaşanan

birlikte yürüdükleri,
aniden yolda geri kalan, aymaz, gevşek kişilere,
sonra da bir bir yoldan çıkanlara dönüşmüştü.

en yakınları,
artık onlar için acınacak veya en önce yok edilecek tarafa geçmişlerdir...
inanmışlık ne ilginç bir şey.
inanıyorsun ve inandığın şey için ölüm vız geliyor.
ah!
inançlı olmak ayrı,
kesin inançlı olmak ayrıdır be dost!

İnanç sahipleri  için,
olmazsa olmaz dedikleri İnançları bir elin parmağını geçmez.
yolun vasatında kalmaktır esas olan...

dindarların en büyük imtihanı,
vasat'tan ifrat'a çok hızlı geçecek potansiyeli
kendi içlerinde taşımalarıdır.
nice büyük zulümleri dindar olduğunu söyleyenler işlemiştir, bilmez misiniz?

bilesiniz ki, kesin inançlar çoğaldıkca
yolun kenarına doğru kayış başlamıştır.
ifrat dindarların bir adım ötesindedir.

‘’vasat'tan ayrılma adım adım gelir.
önce, yaptıkları /ettikleri sıradanlaşır,
yeni ve daha büyük “haz”lara doğru çevirirler yönlerini.
sorgulanamaz inanç ve düşünceler kaplar benliği...
beraberinde taşkınlık başlamıştır.

aziz olan kitabı
anayasa kitabına benzetenlerin en büyük yanılgısı
dini ve onun davetini beşeri ideolojik bir zemine çekerek
en büyük kötülüğü yaptılar, yapıyorlar.

din ideolojik hale dönüşmüşse eğer
o  zihniyetin ürettiği hakikati tek hakikat olduğunu zanneder.
bunu kabul edenler kurtulmuş, kenardan bakanlara dahil düşmanlık için yeterlidir.
dine ait en temel kavramlar, ayet ve hadisler kişinin elinde adeta oyuncak olur
dışlamanın, tekfirin aracı haline geliverir.

"eğer iman dehşetli bir silaha dönüşürse, bunu kötüye kullanılmasını önleyecek ne var?
ve iman silah haline geldiğinde, o artık iman olmaktan çıkmaz mı?"
diye soruyordu ziyaüddin serdar
"cenneti arayan adam" kitabında…

kişinin
diğer insanlara var ya!
bir adım uzağında olan  
bir de canından olanlar vardır, en yakınlarından bahsediyorum
şefkatle merhametle kol kanat gereceği olanlar işte
çok önemli sorumlulukları olduğunu
ve ahlak üzre davranması gereken bir varlık olduğunu unutur da,
diline pelesenk olmuş,
yerli yersiz tekrar ettiği adeta fetiş haline getirdiği
devlet, şeriat, adalet
nerde!
kolaycılığına kaçtığı zamanlardır yaşanan günler

diğer yandan, mezhepçilik taassubu benzer sonuçları olan anlayıştır.
çok önce zamanlarda yaşayanlar var ya!, bizim gibi fani olanlar işte
kendi dönemlerinin problemleri ve tartışma konularını okuyup anlama çabasını kutsamak ve bir ‘fani’nin o gün için anladığını bugüne kes yapıştır yapmak,
yaşanan hayatı ıskalar ve
'islam' adına yaşanması teklif edilen hayat
insanlar için çok zaman eziyet haline dönüşür.

halbuki
değişmez ve kutsal olan,
“kitap’’ ve “sünnet’’ti …
ama
adeta kutsal kabul gören ve üzerinde konuşulmaz, tartışılmaz olanlar zamanla çoğalmış, bakıver ;
“selefi" olduğunu söyleyenler
parmağa bakıp, işaret edileni görmeyen şu arkadaşlar var ya!
kaba ve hoşgörüsüz olanlar işte
bildiniz siz...
ayrıca, biz ‘ehlisünnet’iz', en öz sünnet bizde diyenler var,
aman allahım! ne çok kalabalıklar.
ama,
sünnet üzereyiz diyenler niye birbirlerini boğazlarlar ki!..
bir de,
'şia'yız
en haklı ve doğru yoldayız, masumiyetimiz tescilli diyorlar ya!
çocuk olan 12. masum!  kayboldu da allah’tan! fazlasından korunduk...
hadi bir de masum olanların sayısı 100’lere dayansaydı. Hafazanallah!..
söyletmeyin şimdi...

başka,
modern zamanlarda
sizin medeniyet tasavvurumuz  bu kadar mı?
derseniz?
kem küm...

doğruya yönelmek, dengeli olmaya çalışmak,
haksızlık yapmadan orta yolu tutmak çabasıyken hayatın özü
ahlak ve merhamet üzre olmak  
insaflı olmak, doğru ve dengeli davranmaktan bahsediyorum.
yürüyüşümüz  o zaman;
vicdana ve elbette dine uygun olan bir istikamettir işte

ey yolcu,

inandıkların senin en doğruların olsun ama
değiştirilmez olan inançların az olsun

seni yol'da vasat'ta tutacak olan kesin inançların değildir,
yolun getirdiklerine karşı duruşundur.
değişime direnme,
durma önüne.
deler/yıkar da geçer adamı.

esnemek, değiştirmek, savrulmayı önler bilesin...
seni "razı’’ edilecek olana götürecek olan şey
çoğalttıklarında değildir.

yorma kendini.
hayır, kesinlikle...
sen bıkar, yorulursun.
‘O'nda yorulma olmaz ki.
adeta çıldırtan bir dengenin içinden geçen yola düştün
öyleyse vasat ;
ısrarla,
az da olsa sürekli yaptığın,

yetmez!
aynı zamanda
hayr adına orta yolda kalmak için
gösterdiğin çabadır.

ey yolcu

mükemmel değiliz anla!
mükemmel olma iddiası ideolojiktir
buldum dediğin 'an'
kaybolduğumuz 'an'dır.
öyleyse
aramaya devam…

 

Not;  yazılarımın, dilediğiniz kısmı dahil, dilediğiniz şekilde dostlarınıza ikram etmeye açıktır.

Yorum Ekle
Yorumlar (3)
Mustafa Akmeşe | 09.11.2020 22:35
Haydar bey, katkılarınız nedeniyle tşk ederim. 4/10/2019 tarihli "ey okuyucu" diye başlıklı yazımı okursanız belki derdimi anlatmış olurum. selametle.
Haydar | 06.11.2020 23:03
"ANLA!" hitabı çok üsten bakıcı. Yaşınız kaç bilmiyorum. Ama 45- 50 yaş üstü kuşak, yanlışlığına inandığı önceki hayatını reddedişini anlatmayı çok seviyor. Yaşadığına inandığı yanlışları anlatırken yeni bir yanlış yaptığının çoğu zaman farkında olmuyor. Ve her yazınızda düştüğünüz tekrar sayısı artıyor. Konuşan, yazan insan istemediğiniz kadar var. Yaşayan insan hasreti ise artarak devam ediyor.
Sessiz | 06.11.2020 19:40
Ah! Mustafa abim, ah! Maalesef :( Sağlıcakla kal..